Kelimeler arşivinde; içinde "çatış" olan, toplam 27 tane kelime bulunuyor. İçerisinde çatış bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu çatış ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında çatış olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
ÇATIŞTIRABİLMEK
ÇATIŞTIRABİLME
ÇATIŞTIRILMAK, ÇATIŞMASIZLIK
ÇATIŞTIRILMA, ÇATIŞMASIZCA, ÇATIŞMACILIK, ÇATIŞABİLMEK
ÇATIŞKINLIK, ÇATIŞTIRMAH, ÇATIŞDIRMAH, ÇATIŞTIRMAK, ÇATIŞABİLME
ÇATIŞIKLIK, ÇATIŞTIRMA, ÇATIŞILMAK, ÇATIŞMASIZ
ÇATIŞMACI, ÇATIŞILMA
ÇATIŞMAH, ÇATIŞMAĞ, ÇATIŞMAK, ÇATIŞKAN
ÇATIŞMA, ÇATIŞKI, ÇATIŞIK
ÇATIŞ
ÇATIŞ
Çatma işi.
ÇATIŞMASIZLIK
Çatışma olmama durumu.
ÇATIŞTIRABİLME
Çatıştırabilmek işi.
ÇATIŞMACILIK
Çatışmacının işi.
ÇATIŞTIRILMA
Çatıştırılmak işi.
ÇATIŞTIRMA
Çatıştırmak işi.
ÇATIŞMASIZCA
Çatışmasız bir biçimde.
ÇATIŞABİLME
Çatışabilmek işi.
ÇATIŞTIRMAK
Birbirine çattırmak, kavga ettirmek, birbirine düşürmek.
ÇATIŞIKLIK
Çatışık olma durumu.
ÇATIŞKINLIK
Bireylerin tutum ve davranışları arasında bağdaşmaz görüş ve çıkarlardan kaynaklanan uzlaşmaz karşıtlık.
ÇATIŞTIRABİLMEK
Çatıştırma imkânı veya olasılığı bulunmak.
ÇATIŞTIRMAH
İki kişiyi kavga ettirmek, birbirine düşürmek.
ÇATIŞTIRILMAK
Çatıştırma işi yapılmak.
ÇATIŞABİLMEK
Çatışma imkânı veya olasılığı bulunmak.
ÇATIŞDIRMAH
Köpekleri çiftleştirmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÇATIŞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
GALİP
Bir yarışma, karşılaşma, çatışma vb. sonunda yenen, üstün gelen, başarı kazanan.
PATIRTI
Pat pat çıkan sesin adı. Gürültülü çatışma, arbede. Herhangi bir biçimde veya ayakları yere kuvvetle basarak yürüme sonucu çıkan gürültü.
ARBEDE
Çatışma, patırtı.
DRAMATİK
Sahne oyununa özgü olan. Coşku veren, duyguları kamçılayan. Acıklı. İçinde gerilim, çatışma vb. olaylar bulunan, insan ilişkileri ile gelişen (eser, olay).
TEARUZ
Çatışma, birbirine ters düşme.
AYARLAMAK
Bir ölçünün doğruluğunu belli bir örneğe göre düzeltmek, doğrulamak. Bir aygıtı belli bir iş yapabilecek duruma getirmek. Kandırmak. Düzenlemek. İşleri birbiriyle çatışmayacak veya zamanında bitirecek bir biçimde düzenlemek.
TAMPON
Bir deliği kapamaya yarayan, herhangi bir maddeden yapılmış büyük tıkaç. Kanı silmek, durdurmak için kullanılan gazlı bez yumağı veya sterilize edilmiş pamuklu özel parça. Bir darbenin şiddetini azaltmaya yarayan, içi yumuşak maddeyle dolu şey. Çarpışmaların etkisini azaltmak için vagonların, otomobillerin ön ve arkalarında bulunan donanım. Bir darbenin, çatışmanın şiddetini azaltan etken.
DÖVÜŞMEK
Karşılıklı birbirini dövmek, vuruşmak. İki silahlı kuvvet çatışmak. Boks yapmak.
ANTİNOMİ
Çatışkı.
ÇATIŞMA
Çatışmak işi. Savaş maksadıyla düşmana karşı ilerleyen bir birliğin karşı tarafın keşif ve güvenlik kollarıyla arasındaki ilk silahlı vuruşma. Türlü yönlerden uzanan kıvrımlı dağ sıralarının, bir yerde dar bir açı ile birbirine yaklaşıp kaynaşması veya düğümlenmesi. Silahlı büyük kavga, arbede.
DEK
Bir işin, bir durumun sona erdiği zaman veya yer, kadar, değin. Düzen, hile, entrika. Belirtilen zamanı, yeri vb.ni içine almayacak bir biçimde, kadar, değin. Tokuşma, çatışma. Sağlam.
DÜELLO
İki kişi arasında, tanıklar önünde yapılmış olan silahlı vuruşma. İki siyasi, ekonomik güç arasındaki çatışma. İki kişi arasında tanıklar önünde yapılmış olan sözlü atışma.
MÜSADEME
Silahlı iki grup arasındaki kısa çatışma, çarpışma. Uğraşma.
AGON
Antik Yunan komedyasında düşünceleri birbirine karşıt olan iki oyun kişisinin tartışmaya girdiği bölüm. Sanatçılar, ezgiciler, yazar ve oyuncular arasında değerlendirme ile sonuçlanan yarışma. Sporcular arasında olduğu gibi, sanatçılar, ezgiciler, dansçılar, yazar ve oyuncular arasındaki dereceleme ile sonuçlanan yarışma. Dram sanatında olaylar dizisi içindeki çatışma (aşama yarışması).
ÇATIŞILMA
Çatışılmak işi.
GERİLLA
Düzenli bir orduya karşı küçük birlikler hâlinde çatışan, hafif silahlarla donatılmış topluluk. Bu topluluktan olan kimse. Bağımsız bir biçimde hareket eden çete.
DÜŞMAN
Birinin kötülüğünü isteyen, ondan nefret eden, ona zarar vermeye çalışan kimse, yağı, hasım, antagonist, dost karşıtı. Aralarında birbirleriyle çatışmaya varacak ölçüde anlaşmazlık olan taraflar. Bir şeyi büyük ölçüde kullanıp tüketen kimse. Birbirleriyle savaşan devletler ve bu devletlerin asker, sivil bütün uyrukları. Bazı şeylerden nefret eden, tiksinen kimse. Bir şeyin yaşamasına, barınmasına engel olan (güç, tutum vb.).
KAVGASIZ
Kavgası olmayan. Çatışma, kavga olmadan.
ÇELİŞKİLİ
Çelişme durumunda olan, çelişken, çelişmeli, çelişik, çatışık, mütenakız.
ÇATIŞILMAK
Çatışma işi yapılmak.