İçinde ÇALGI geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "çalgı" olan, toplam 20 tane kelime bulunuyor. İçerisinde çalgı bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu çalgı ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında çalgı olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

12 harfli kelimeler

ÇALGILIİŞLİK

10 harfli kelimeler

YELÇALGINI, SÜTÇALGINI, ÇALGICILIK, ÇALGILAMAK

9 harfli kelimeler

ÇALGIHANE, KARAÇALGI, İNCEÇALGI, ÇALGINLIK, ÇALGIRBAÇ

8 harfli kelimeler

TAMÇALGI, ÇALGISIZ, ÇALGISAL

7 harfli kelimeler

ÇALGILİ, ÇALGILI, ÇALGICI

6 harfli kelimeler

ÇALGIR, ÇALGIN, ÇALGIÇ

5 harfli kelimeler

ÇALGI

Bazı kelimelerin anlamları

ÇALGI

Müzik aleti, çalgı aleti, enstrüman. Müzik topluluğu. Çalgı çalma, müzik.

ÇALGILI

İçinde çalgı çalınan. Çalgı çalınarak yapılan.

ÇALGISIZ

Çalgısı olmayan.

ÇALGILIİŞLİK

Erkek gömleği. (Yenikent Aksaray Niğde).

ÇALGIRBAÇ

Hepsi, tamamı.

ÇALGILİ

Çalgılı, müzikli.

KARAÇALGI

İftira, leke.

YELÇALGINI

Fazla esen yel etkisiyle başağı cılız kalmış ekin.

ÇALGILAMAK

Tohumun toprağa karışması için toprak üzerinde bir dal parçası dolaştırmak.

ÇALGINLIK

Yağmur etkisiyle buğday ve meyvalarda olan hastalık.

TAMÇALGI

Davul ile zurnadan başka müzik araçlarının da bulunduğu saz topluluğu. (Afşar Gelendost Isparta).

ÇALGISAL

Sözsüz.

ÇALGICILIK

Çalgıcının yaptığı iş.

İNCEÇALGI

Davul ile zurnanın dışında kalan çalgılar. (Yakaköy Gelendost Isparta.

ÇALGIHANE

Müzik evi, çalgılı lokanta veya eğlence yeri.

SÜTÇALGINI

Gebe annenin sütünü emmekten zayıflamış çocuk.

  -   -   -  

Anlamında ÇALGI bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ÇALGI geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ARMONİKA

Yan yana sıralanmış deliklerden her biri üflendiğinde ayrı notada sesler çıkaran küçük ağız çalgısı, mızıka, armonik. Akordiyon.

ÇALGICI

Çalgı çalmayı kendine meslek edinmiş kimse.

BALALAYKA

Üç köşeli, üç teli olan Rus çalgısı.

BASSO

En kalın erkek sesi. En kalın sesli orkestra çalgısı.

BORAZAN

Üfleyerek çalınan, perdesiz çalgı, boru. Bu boruyu çalan kimse.

BARİTON

Tenor ve bas arasındaki erkek sesi. Basso ile alto arasında ses veren, pistonlu bir ağız çalgısı türü.

AKORT

Bir çalgıda doğru ses vermesi için yapılmış olan ayar, düzen. Armoniyi sağlayan seslerin birleşmesi. Uyum, uyumluluk.

BATERİST

Orkestrada vurmalı çalgı takımını kullanan, davulcu.

BATERİ

Orkestrada vurmalı çalgı takımı, davul.

AKORDİYON

Üstündeki düğmelere veya tuşlara basarak metal dilcikleri titretme yolu ile çalınan körüklü, elde taşınabilir bir çalgı, akordeon, armonika. Kumaşlarda makine ile yapılmış kırma.

BENDİR

Alaturka müzikte vurmalı çalgı aleti.

BUZUKİ

Bağlamaya benzer, bozuk düzen çalınan bir Yunan çalgısı.

ÇALIK

Çarpık. Yüzünde çıban veya yara yeri olan. Yan yan giden. Koyunlarda çiçek hastalığı. Çalgın. Verev kesilmiş. Adı defterden silinmiş. Doğal olmaktan uzaklaşmış, kendi renginden olmayan. Çıban yeri.

ARP

Dik tutularak parmakla çalınan, üç köşeli, telli çalgı.

BAS

En kalın erkek sesi. En kalın sesli orkestra çalgısı. Sesi böyle olan sanatçı.

ÇALKI

Çalgıç. Tırpan.

BOMBARDON

Bandoda en kalın sesi veren, pistonlu, nefesli çalgı.

BANDO

Türlü üflemeli ve vurgulu çalgılardan oluşan ve genel olarak geçit törenlerinde kullanılan mızıkacılar topluluğu veya takımı, mızıka. Takım, topluluk.

ÇEKME

Çekmek işi. Yüksekteki ince dalları çekip kesmeye yarar, ay biçiminde, uzun saplı, ağzı tırtıklı bıçak. Çekmece. İş yaparken giyilen bir şalvar türü. Düzgün biçimli. Parmak ya da mızrapla çalınan çalgı. Vücut bölümlerinin bükücü kas gücü ile bir direnci kendisine yaklaştırması. Ağacın yapısındaki nem oranının azalması sonucu boyutlarının küçülmesi. Çekilerek giyilen veya kullanılan.

AĞIZLIK

Bir ucuna sigara takılan, öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. Hayvanın ısırmasına, zararlı bir şey yemesine engel olmak için ağzına takılan tel, deri vb. kafes. Nefesli çalgılarda ağza gelen yer. Kuyu bileziği. Su tesisatında su alıp vermeye yarayan vanalı uç. Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapılmış olan kapak. Telefon vb. cihazlarda ağza yaklaştırılan bölüm. Huni. Bir şeyin başladığı yer. Dokumacılıkta çözgünün açılıp kapandığı ve içinde mekiğin geçtiği yer.