Kelimeler arşivinde; içinde "ödül" olan, toplam 14 tane kelime bulunuyor. İçerisinde ödül bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu ödül ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında ödül olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
ÖDÜLLENDİREBİLMEK
ÖDÜLLENDİREBİLME
ÖDÜLLENDİRİLMEK
ÖDÜLLENDİRİLİŞ, ÖDÜLLENDİRİLME
ÖDÜLLENDİRMEK
ÖDÜLLENDİRME, ÖDÜLLENDİRİM
ÖDÜLLENMEK
BÖDÜLEK, DÖDÜLLÜ
ÖDÜLLÜ
DÖDÜL
ÖDÜL
ÖDÜL
Bir başarı karşılığında verilen armağan, mükâfat. Bir iyiliğe karşılık olarak verilen armağan, mükâfat.
BÖDÜLEK
Böbrek.
ÖDÜLLENDİRİM
Bankalarda tasfiyeye uğramış alacaklar arasında, ödemelerini düzenli yapmış, ancak borçları ödeyememezlik durumuna düşmüş iyi niyetli borçlulara uygulanan taksit kolaylığı ile faiz ve komisyon indirimi. Vergi bağışıklığı, bir verginin kaldırılması veya dışsatımı özendirmek amacıyla bazı dışsatım mallarının vergi dışı bırakılması. Alıcıların uğrayabileceği zararı karşılamak amacıyla ya da fazla miktarda mal satınalanlara satıcının ilave olarak bedelsiz verdiği mal ya da yaptığı fiyat indirimi. Sigorta şirketinin hesap dönemlerinde, acenteden alacağı bedelin bir kısmını indirmesi.
DÖDÜLLÜ
Kare biçiminde olan yer: Bu tarla dödüllüdür.
ÖDÜLLENDİRİLMEK
Ödüllendirme işi yapılmak.
DÖDÜL
Kalın direk.
ÖDÜLLENDİREBİLME
Ödüllendirebilmek işi.
ÖDÜLLENDİRMEK
Bir başarıyı veya bir iyiliği ödülle değerlendirmek, mükâfatlandırmak.
ÖDÜLLÜ
Dertli, yaralı: Yüreği ödüllü. Korkudan şaşırmış kişi. Uykuda korkan, korkmayı huy edinmiş olan, kâbus gören. Korkulu.
ÖDÜLLENDİRİLME
Ödüllendirilmek işi.
ÖDÜLLENMEK
Yaralanmak: Yüreğim ödüllendi.
ÖDÜLLENDİRME
Ödüllendirmek işi.
ÖDÜLLENDİREBİLMEK
Ödüllendirme imkânı veya olasılığı bulunmak.
ÖDÜLLENDİRİLİŞ
Ödüllendirilme işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÖDÜL geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ASKI
Üzerine herhangi bir şey asmaya yarar nesne. Elbise, gömlek, tişört, ceket gibi elbiselerin kırışmadan düzgün bir biçimde elbise dolabına asılması için insan omzu biçiminde tasarlanmış, bazılarının altında pantolon asmak için düz bir çıta, bazılarının her iki kenarında etek asmak için çengel bulunan alet, elbise askısı. Saz şairleri arasında yapılmış olan deyiş yarışında üstün gelene verilmek için duvara asılan kumaş, tabanca vb. ödül. İpek böceğinin kozasını sarması için yanına konulan çalı çırpı. Düğünlerde geline yakınları tarafından takılan hediye. Artırma, eksiltme vb. resmî iş ilanlarının ilgili daire duvarında belli bir zaman süresince asılı durması. Kadınların kullandığı altın dizisi veya zincirli mücevherat. Hastanelerde kırık kol veya bacakların asılarak tutturulduğu araç. Gelinin odasına asılan süs. Yeni yapılmış olan yapıların çatısına, ev sahibi tarafından usta için veya düğün arabalarına düğün sahibi tarafından arabacı için armağan olarak asılan kumaş. Pantolon veya giysilerin düşmesini önlemek için omuzdan aşırılan bağ. Çay, kahve taşımaya yarar kahveci tepsisi, fener. Saklanmak için tavana asılmış dizi veya hevenk.
GÜDÜLEME
Güdülemek işi, motivasyon. Bir güdüyü harekete geçirerek canlıyı eyleme itme. Bir iş ve eyleme kalkışma ya da katılmayı ya da bir işlemde başarılı olmayı kolaylaştırıcı öğeler yoluyla sağlanan eğilim kazandırıcı, ödüllendirici, özendirici ve yönlendirici çaba.
MÜKAFAT
Ödül. Değerlendirici, sevindirici davranış. Sevindirici haber.
HAHN
Radyoaktif elementlerin parçalanması ve zincir reaksiyonlarının prensipleri konularındaki çalışmalarıyla 1947 yılında Nobel ödülü kazanan, 91(Pa), 94(Pu), 95(Am) ve 96 (Cm) atom numaralı elementleri keşfeden Alman kimyacı.
KARŞILIKLILIK
Karşılıklı olma durumu. Uluslararası ticarette iki ülke veya ülke grubu arasında karşılıklı olarak, dışalımda düşük gümrük tarifesi, kota sınırlarının geniş tutulması gibi ödünler tanınması. Krş. tam karşılıklı ödün ilkesi, eksik karşılıklı ödün ilkesi. Toplumsal ilişki içinde bulunan bireyler ya da toplumsal kümeler arasında etki ve tepkilerin karşılıklı olarak birbirine yol açagitmesi. Toplumsal çevrece onaylanan bir değerler ölçeğine göre bir yandan belli ödevleri, yükümlülükleri ve görevleri, öte yandan da belli hakları, karşılıkları ve ödülleri içeren toplumsal ilişki. Oluşum, durum ya da nesnelerin karşılıklı olarak birbirine uygun düşmesi.
GONÇA
Armağan, ödül. Bahşiş.
MANSİYON
Bir yarışmada konulan ödüle uygun görülmemekle birlikte, anılmaya değer bulunan kimseye veya esere verilen derece.
TALTİF
İyilik ederek gönül alma. Birini nişan, madalya, aylık artırma vb. şeylerle ödüllendirme.
KAPIBAĞI
Gelin, oğlan evine giderken kız tarafından bir kişinin, erkek tarafından aldığı bahşiş, para, ödül.
KAPIHAKKI
Gelin, oğlan evine giderken kız tarafından bir kişinin, erkek tarafından aldığı bahşiş, para, ödül.
MÜSTAHAK
Hak etmiş, hak kazanmış, layık. Bir kimsenin layık olduğu ödül veya ceza.
İHSANIHÜMAYUN
Padişah tarafından yeteneği veya başarısı dolayısıyla birine verilen görev, rütbe, ödül.
SEVAP
Hayırlı bir davranış karşısında Tanrı tarafından verileceğine inanılan ödül. Tanrı tarafından ödüllendirileceğine inanılan davranış. Doğru.
KAFTAN
Çoğu ipekten yapılan, bir tür uzun, süslü üst giysisi. Padişahların gönül almak, ödüllendirmek için birine giydirdikleri değerli kumaş veya kürkten yapılmış giysi, hilat.
KUPA
Cam veya seramikten yapılmış, kulplu, büyük bardak. Altın, gümüş, bronz veya kristalden yapılmış, yarışma ödülü olarak verilen ayaklı kap. Yarışma ödülü olarak verilen herhangi bir sanat eseri. İki kapılı bir tür spor otomobil. Kapalı ve yalnız arkada oturulacak yeri olan, genellikle atların çektiği dört tekerlekli araba. İskambil kâğıtlarının dört grubundan benekleri kırmızı, kalp biçiminde olanı, yürek. Bu bardağın alabileceği miktarda olan.
ARMAĞAN
Birini sevindirmek, mutlu etmek, onurlandırmak, kutlamak için veya anı olarak verilen şey, hediye, dürü. Bağış, ihsan. Bir bilim adamının emek verdiği dalda onu anmak için hazırlanan bilimsel eser. Ödül.
BAŞABAŞ
Eşit biçimde alışveriş, takas. Tam, eşit. Durağan olmayan bir özdeğin, bir belgitin, bir yabancı paranın bilinen değeri ile sataktaki geçer değerinin birbirine eşit olması. Koşucuların yarışı birlikte bitirmeleri. Bu durumda, yarış türüne göre ya verilen ödül bölüştürülür ya koşucular dönü atlar ya da koşu yenilenir.
MADALYA
Savaşta yararlık gösterenlere, yarışlarda derece alanlara ödül, bazen de önemli bir olay dolayısıyla ilgililere hatıra olarak verilen metal nişan.
KAZIKAZAN
Kart kazındığında aynı tutardan üçünü bir arada bulma esasına dayalı bir tür talih oyunu. Kart kazındığında üzerinde yazılı olan ödülü kazanmaya dayalı bir tür talih oyunu.
FESTİVAL
Dönemi, yapıldığı çevre, katılanların sayısı veya niteliği programla belirtilen ve özel önemi olan sanat gösterisi. Düzensiz toplantı, curcuna. Belli bir sanat dalında oyun ve filmlerin sunulması ve gösterilmesi sonunda ödül, derece verilmesi biçiminde düzenlenen ulusal veya uluslararası gösteri dizisi, şenlik. Bir bölgenin en ünlü ürünü için yapılmış olan gösteri, şenlik.