Kelimeler arşivinde; içinde "zul" olan, toplam 103 tane kelime bulunuyor. İçerisinde zul bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu zul ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında zul olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
ARZULAYABİLMEK
ARZULAYABİLME
BOZULABİLMEK, BOZULUVERMEK
BUZULLAŞMAK, BENZULFURON, BOZULABİLME, BOZULUVERME, HUZULLANMAK, ÖNBUZULTAŞI, ZULUMKARLIH
BUZULLAŞMA, KUZULAŞMAK, MEBZULİYET, ARZULANMAK, ARZULATMAK, BOZULAŞMAK, BOZULMAMAK, BUZULBİLİM, COZULAŞMAK, GUZULDAMAK, KARAKUZULU, KAVZULAMAK, KUZZULKURT
ARZULAMAK, KUZULAMAK, KUZULAŞMA, ZULMETMEK, ARZULANMA, ARZULATMA, AZULANMAK, BOZULAMAK, BOZULAŞMA, BUZULAMAK, COZULAMAK, FEVZULLAH, FEYZULLAH, GUZULGURT, HAYAZULCU, HIFZULLAH, MAZULAMAK, MOZULAMAK, MUZULAMAK
ARZULAMA, BOZULMAK, BUZULSUZ, KUZULAMA, TEVAZULU, ZULMETME, AKKUZULU, BENZULİT, BOZULACI, BUZULACI, KUZULACI, KUZULUCA, PUZULMAK, YOZULMAK, ZAVZULUK, ZULFİKAR, ZULUMLUG
BOZULMA, BOZULUŞ, BUZULLU, KAZULET, KUZULUK, MEVZULU, NÜZULLÜ, ARZULAR, BAZULAK, BOZULUM, GURZULA, GUZULUH, GUZULUK, KOZULUK, KUZULCA, MAZULAK, UZULMAK, YOZULAK, ZULADAN, ZULAMAK, ZULBARA, ZULUMBA
ARZULU, FUZULİ, KUZULU, MEBZUL, ZULMET, EZULUN, ZULFAR
BUZUL, NÜZUL, ZULÜM, AZULU, BEZUL, NOZUL, ZULAK, ZULLA, ZULUF, ZULUM, ZULUP
ZULA, ZULT
ZUL
ZUL
Başa bela. Alınyazısı.
KUZULAŞMAK
Kuzu gibi uysal ve zararsız duruma gelmek.
ZULUMKARLIH
Arapça kökenli zulm: zülumkarlık; zalimlik.
BUZULLAŞMAK
Buzul durumuna gelmek.
BOZULUVERME
Bozuluvermek işi.
BOZULABİLME
Bozulabilmek işi. fesih kaabiliyyeti, nisbi butlân (bk. bozdurulabilme).
ARZULAYABİLME
Arzulayabilmek işi.
ÖNBUZULTAŞI
Buzulların duralama döneminde, akıntı yönünde oluşmuş taş parçalarından bileşik yüzey ve dip morenleri yığını.
ARZULANMAK
İstenmek, kendisine istek duyulmak.
ARZULAYABİLMEK
Arzulama imkânı veya olasılığı bulunmak.
HUZULLANMAK
Rahatlamak.
BOZULABİLMEK
Bozulma imkânı veya olasılığı bulunmak.
BOZULUVERMEK
Çabucak bozulmak.
BUZULLAŞMA
Buzul durumuna gelme. Geniş veya dar bir bölgenin buzullarla örtülmesi olayı.
MEBZULİYET
Çokluk, bolluk.
BENZULFURON
Beyaz sarı renkte, kokusuz, katı, suda pratik olarak çözünmeyen, sülfonilüre türevi bir madde.
Bu bölümde tanımı içerisinde ZUL geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ATOM
Birkaç türü birleştiğinde çeşitli molekülleri, bir tek türü ise bir kimyasal ögeyi oluşturan parçacık. Yaprakları üst üste sarılı topak marul. Eski Yunan filozoflarına göre gerçeğin son, artık bölünemez, bozulamaz diye tasarlanan temel ögeleri.
ACILAŞMAK
Tadı bozulmak, acı olmak. Konuşma sert bir durum almak, kırıcılaşmak. Dokunaklı duruma gelmek. Yemlerde genellikle yağ asitlerinin oksidasyonu ve hidroliz sonucu uygun olmayan koku ve tat meydana gelmek.
AŞERMEK
Hamilelikte bazı yiyeceklere karşı aşırı düşkünlük göstermek, çok arzulamak veya nefret etmek, tiksinmek.
AYRIŞTIRMAK
Bütünün bozulmasına sebep olmak. Ayrışmasını sağlamak.
AKORTSUZLAŞMAK
Akordu bozulmak.
ARIZALANMA
Arızalanmak işi, bozulma.
AYRIŞMAK
Birbirinden ayrılmak, birliği bozulmak. Moleküller, türlü etkenler sebebiyle geçici olarak daha yalın atom veya moleküllere bölünmek.
ARIZALI
Aksayan, işlemeyen, bozulmuş (araç vb.). Engebeli. Yarım yamalak.
ABDESTSİZ
Abdest almamış olan (kimse). Abdesti bozulmuş olan (kimse). Abdest almadan, abdest almaksızın. Kötü adam.
AĞDIRMAK
Ağmasına sebep olmak. Aşağı inmek, yük veya terazide denge bozularak bir yanı ağır gelmek.
BADANASIZ
Badana edilmemiş. Badanası bozulmuş.
AVANTAJ
Üstünlük. Kazanım. Yarar. Teniste eşitliğin bozulması için alınan ilk puan.
ARZULAMA
Arzulamak durumu.
ARIZA
Aksama, aksaklık, bozulma. Bir notanın sesini yarım ton yükseltmek, alçaltmak veya eski durumuna getirmek için notanın soluna konulan diyez, bemol ve bekar işaretlerinin ortak adı. Engebe.
ARIZALANMAK
Arıza yapmak, aksaklık göstermek, bozulmak.
ASBEST
Tremolitin bozulmasından oluşan, lifli, kırılmadan bükülebilen ve ateşte niteliği değişmeyen bir mineral, taş pamuğu, kaya lifi.
AĞIRLAŞMAK
Ağır duruma gelmek. Sıkıcı ve bunaltıcı bir durum almak. Güçleşmek, zorlaşmak. Gökyüzü bulutlu ve karanlık, iç karartıcı bir hâl almak. Ağırbaşlı olmak. Yavaşlamak. Yiyecek bozulmaya yüz tutmak. Gebe kadın doğurması yaklaşmak. Hasta tehlikeli duruma gelmek, fenalaşmak. Organ görevini yapamaz duruma gelmek.
ARIZASIZ
Aksamayan, bozulmadan işleyen. Engebesiz, düz. Huzurlu, rahat, mutlu bir biçimde.
ABDESTLİ
Abdest almış (kimse). Abdest alarak, abdest almış olarak. İyi adam. Abdesti bozulmamış olan (kimse).
AKMAN
Bozulmamış, saf, temiz.