İçinde ZERİ geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "zeri" olan, toplam 44 tane kelime bulunuyor. İçerisinde zeri bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu zeri ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında zeri olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

11 harfli kelimeler

BAYRAMÜZERİ, ZERİNBUĞDAY, İKİNDİÜZERİ

10 harfli kelimeler

AKŞAMÜZERİ, ZERİNCEMEK, GÖLEZERİĞİ, ZERİKLEMEK, DONUZERİĞİ, DOMUZERİĞİ, ÜZERİYÜKLÜ

9 harfli kelimeler

AYAKÜZERİ, NORZERİĞİ, TAŞGÖZERİ, GOTGOZERİ, ARIGÖZERİ, ÖĞLEÜZERİ

8 harfli kelimeler

GEYZERİT, ÜZERİNDE, GÖZERİMİ, UZERİŞEN, TYZZERİA, GAYZERİT

7 harfli kelimeler

YÜZERİK, ZERİNCİ, ÖZERİNE, ÖZERİNÇ, KAZERİK, AZERİCE, HIZERİK, BEZERİK, ÜZERİNE, BENZERİ

6 harfli kelimeler

SÖZERİ, NEZERİ, ÜZERİK

5 harfli kelimeler

AZERİ, ZERİN, ÜZERİ, ZERİK, ZERİF, ZERİA, UZERİ, ÖZERİ

4 harfli kelimeler

ZERİ

Bazı kelimelerin anlamları

ZERİ

Sarımsı.

GOTGOZERİ

Savrularak samanından ayrılan buğdayın kalburdan geçirildiği zaman geriye kalan çöpleri.

AKŞAMÜZERİ

Akşamüstü.

ZERİKLEMEK

Uykuda sıçramak.

TAŞGÖZERİ

Tahılın taşını ayıklamaya yarayan büyük delikli kalbur.

DONUZERİĞİ

Yabani erik.

AYAKÜZERİ

Ayaküstü.

İKİNDİÜZERİ

İkindiüstü.

NORZERİĞİ

Sarı ve acı bir çeşit erik.

ZERİNBUĞDAY

Güzün ekilen kılçıksız buğday.

BAYRAMÜZERİ

Bayramüstü.

ARIGÖZERİ

Kovan yanında çalışırken, arı sokmaması için, başa geçirilen ince gözekli tel başlık. (Kemalpaşa izmir.).

GÖLEZERİĞİ

Küçük kara renkli bir çeşit tatlı erik.

DOMUZERİĞİ

Yabani erik.

ÜZERİYÜKLÜ

Gebe.

ZERİNCEMEK

Sızlanarak baş ağrıtmak, tedirgin etmek.

  -   -   -  

Anlamında ZERİ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ZERİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ABANİ

Genellikle sarık, bohça, kundak ve yorgan yüzü yapımında kullanılan, zemini beyaz, üzerinde safran renginde nakışlar bulunan ipek kumaş. Bu kumaştan yapılmış.

ACUR

Kabakgillerden, kabuğu çizgili ve tüylü, yeşil veya sarımtırak, üzeri yeşil lekeli, irice bir meyve (Cucumis flexuosus).

AERODİNAMİK

Hareket hâlinde olan bir cisim üzerinde havanın yarattığı etkiyi inceleyen bilim. Gazların hareketini inceleyen bilim dalı. Bu bilim alanlarıyla ilgili olan.

AĞIZLIK

Bir ucuna sigara takılan, öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. Hayvanın ısırmasına, zararlı bir şey yemesine engel olmak için ağzına takılan tel, deri vb. kafes. Nefesli çalgılarda ağza gelen yer. Kuyu bileziği. Su tesisatında su alıp vermeye yarayan vanalı uç. Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapılmış olan kapak. Telefon vb. cihazlarda ağza yaklaştırılan bölüm. Huni. Bir şeyin başladığı yer. Dokumacılıkta çözgünün açılıp kapandığı ve içinde mekiğin geçtiği yer.

ABAJUR

Işığı bir yere toplamak, doğrudan doğruya gözlere vurmasını önlemek için kullanılan, kâğıt, kumaş, maden veya renkli camdan yapılmış lamba siperi. Genellikle üzeri siperli masa lambası veya ayaklı lamba.

AFRİKA

Dünya üzerinde yer alan kıtalardan biri.

AHARLI

Üzerine ahar sürülmüş olan.

AÇINIM

Açınma işi, inkişaf. Bir cismin yüzeylerinin açılıp bir düzlem üzerine yayılması, inkişaf.

AĞIRLIK

Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.

AİLE

Evlilik ve kan bağına dayanan, karı, koca, çocuklar, kardeşler arasındaki ilişkilerin oluşturduğu toplum içindeki en küçük birlik. Eş, karı. Aynı gaye üzerinde anlaşan ve birlikte çalışan kimselerin bütünü. Temel niteliği bir olan dil, hayvan veya bitki topluluğu, familya. Aynı soydan gelen veya aralarında akrabalık ilişkileri bulunan kimselerin tümü. Birlikte oturan hısım ve yakınların tümü.

ABANMAK

Eğilerek bir şeyin, bir kimsenin üzerine kapanmak. Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak. Bir şeyin veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak. Birine yük olarak onun sırtından geçinmeye çalışmak. Boksta karşılaşma sırasında rakibine yaslanmak. Futbolda topa olanca gücüyle vurmak.

AGEL

Arap erkeklerinin kefiyelerinin üzerine bağladıkları, yünden örülmüş kalın çember bağ.

AHİT

Kendi kendine söz vererek bir işi üzerine alma, ant. Devir, zaman. Antlaşma.

ACYO

Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark. Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat. Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.

AĞAÇKESEN

Zar kanatlılardan, kurtçukları en çok gül fidanları üzerinde yaşayarak yapraklara zarar veren, kara renkli bir böcek (Hylotoma).

AHLAT

Gülgillerden, kendi kendine yetişen, üzerine armut aşılanan ağaç, yaban armudu, dağ armudu (Pirus piraster). Beden yapısının temelini oluşturan ögeler. Kaba adam, yol iz bilmez kimse. Bitlis iline bağlı ilçelerden biri. Bu ağacın, armuda benzeyen, iyice olgunlaştıktan sonra yenilebilen yemişi. Bir karışım içindeki parçalar, ögeler.

AHTAPOT

Kafadan bacaklılardan, dokunaçlı bir tür mürekkep balığı (Octopus). Genellikle burun zarı üzerinde çıkan bir ur türü, polip.

AÇKI

Bir cismin yüzeyi üzerinde sert bir madde veya bir araç sürterek onu düzleştirip parlatma, perdah. Her türlü açma aracı. Anahtar. Demircilikte delik büyütmekte kullanılan araç.

AĞIRLIKLI

Ağırlığı olan. Değerlendirmelerde üzerinde fazlaca durulan. Çoğunluğu oluşturan.

AKITMA

Akıtmak işi, isale. Enli bilezik. Un, süt, yağ, yumurta, şeker veya pekmezle yoğrularak cıvık bir duruma getirilen hamurun kızgın sac üzerinde pişirilmesiyle yapılmış olan bir tatlı türü. Hayvanların, özellikle atların alınlarında bulunan ve burunlarına doğru uzanan beyaz leke.