Kelimeler arşivinde; içinde "zerk" olan, toplam 12 tane kelime bulunuyor. İçerisinde zerk bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu zerk ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında zerk olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
ÖZERKLEŞTİRMEK
ÖZERKLEŞTİRME
ÖZERKLEŞMEK
ÖZERKLEŞME
ÖZERKLİK, BOZERKEÇ, ÖZERKMEN, TEZERKER
ÖZERKİN
BOZERK
ÖZERK
ZERK
ZERK
İç itim.
ÖZERKLEŞME
Özerkleşmek durumu.
TEZERKER
İp eğirmeye yarayan bir araç.
ÖZERKİN
Gerçek özgür kimse.
ÖZERKLEŞTİRMEK
Özerk duruma getirmek, özerklik vermek.
ÖZERK
Bir üst organa bağlı olmakla beraber ayrı bir yasayla kendini yönetme yetkisi olan (kuruluş, devlet vb.), muhtar, otonom.
ÖZERKLEŞMEK
Özerk duruma gelmek.
ÖZERKLİK
Bir topluluğun, bir kuruluşun ayrı bir yasaya bağlı olarak kendi kendini yönetme hakkı, muhtariyet, otonomi, otonomluk. Bir kişinin, bir topluluğun kendi uyacağı yasayı kendisinin koyması, yad erklik karşıtı.
ÖZERKMEN
Özünden güçlü olan kimse.
BOZERK
Sağlamlık, kuvvetlilik.
BOZERKEÇ
Boz keçi.
ÖZERKLEŞTİRME
Özerkleştirmek işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde ZERK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
HAĞDİK
Kar üzerinde gezerken batmamak için giyilen, altı gönden kesilmiş şeritlerle ya da fındık çubuklarıyla örülmüş daire biçiminde bir çeşit ayakkabı.
DÜNYACILIK
Bireysel katılımı önemli gören, dinin devletten ayrı ve özerk olmasını savunan öğreti, sekülarizm.
FLEBOGRAM
Toplardamar içine opak bir madde zerk ederek yapılan radyografi.
ÜNİVERSİTE
Bilimsel özerkliğe ve kamu tüzel kişiliğine sahip, yüksek düzeyde eğitim, öğretim, bilimsel araştırma ve yayın yapan fakülte, enstitü, yüksekokul vb. kuruluş ve birimlerden oluşan öğretim kurumu, darülfünun.
DOMUZCUK
Çocukların oynadığı bir oyundur. Kazılan çukur üzerine çubuklar dizilir. Bu çubukların üstünde gezerken kim çukura düşerse o domuzcuk olur. Hep birden domuzcuk diye bağrılır.
ÇAĞIŞTI
Ot veya çalı arasında gezerken çıkan ses, hışırtı. Boncuk, düğme gibi şeylerin madeni bir kap içinde sallandıkları vakit çıkardıkları ses, çıkır çıkır sesi.
MUHTARİYET
Özerklik.
OTONOMİ
Özerklik.
LENFANGİYOGRAM
Kontrast bir madde zerk edildikten sonra lenf sisteminin radyolojik olarak incelenmesi.
ENJEKSİYON
Vücutta damar, doku, kanal veya boşluk içine enjektör aracılığıyla sıvı veya ilaç verme, zerk etme. İğne yapma.
KILAVUZ
Yol gösteren, tarihî ve turistik yerleri gezerken bilgi aktaran kimse, rehber. Dar ve uzun bir yerden tel, kablo gibi bükülebilen bir şey geçirilirken bunların ucuna bağlandığı sert nesne. Herhangi bir alanda ve konuda bilgi veren, yol yöntem gösteren kitap vb. Somun veya boru içine yiv açmakta kullanılan araç. Ruhsal ve zihinsel bakımdan yol gösteren, ışık tutan kimse. Kılavuz kaptan. Makaradaki filmlerin başında ve sonunda yer alan, filmin alıcı, yıkama aracı, basım aracı, gösterici vb. araçlara takılıp çıkarılmasında kolaylık sağlayan, asıl film için pay bırakan çeşitli renklerde film parçası. Kılavuz gemisi. Evlenecek olan erkek veya kadına eş bulan kimse.
HADİK
Kar üzerinde gezerken batmamak için giyilen, altı gönden kesilmiş şeritlerle ya da fındık çubuklarıyla örülmüş daire biçiminde bir çeşit ayakkabı. Haşlanmış buğday, bulgur, mısır, nohut ve benzerleri şeyler.
BAĞIMLI
Başka bir şeyin istemine, gücüne veya yardımına bağlı olan, özgürlüğü, özerkliği olmayan, tabi. Bir kimseye veya şeye maddi veya manevi yönden aşırı bağlı olan. Sigara, uyuşturucu madde vb. kötü alışkanlıklara aşırı derecede düşkün, müptela.
CİBİLDEMEK
Kurbağa, kaplumbağa gibi hayvanlar suda yüzerken ses çıkarmak.
MUHTAR
Köy ve mahallenin yasalarla belirtilmiş işlerini yürütmek için o köy veya mahallede oturanların seçtikleri kimse, köy muhtarı, mahalle muhtarı. Özerk. Her işe burnunu sokan.
OTONOM
Özerk.
OKSİPERİTONEUM
Karın boşluğuna oksijen zerk edilmesi.
OTOPİYOTERAPİ
Hastalık etkenlerini taşıyıcı herhangi bir salgının (irin vb.) yeniden kendisine zerkiyle yapılan tedavi.
ÖZEKÇİLİK
Denetimin gittikçe daha az sayıda ve güç yapısının özek noktasında yer alan kişilerin eline geçmesi, ast küme ya da kişilerin karar bağımsızlığıyla yerel özerkliğinin gittikçe azalması süreci. Bu özelliği gösteren yönetim biçimi.
ALAMA
El ile tutulup atılabilecek büyüklükteki taş parçası: Dünkü kavgada bir alama da bana geldi. Sert ağaçtan yapılan, üzeri oyma işlemeli ve gece gezerken taşınan sopa. Ele alınıp atılacak büyüklükte, yuvarlak taş. Yumruk büyüklüğünde taş.