İçinde ZATA geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "zata" olan, toplam 10 tane kelime bulunuyor. İçerisinde zata bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu zata ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında zata olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

ZATA

Zaten. Gerçekte, aslında.

ÖZATAY

Özü herkesçe tanınan kimse.

SAÇUZATAN

Pişmiş et içindeki şerit gibi kalın sinirler. Hayvanın sırtındaki kalın damar. Pişmiş etin içindeki şerit gibi kalın kas ve sinirler.

ÖZATA

Gerçekten ataya yaraşır olan kimse.

UZATABİLME

Uzatabilmek işi veya durumu.

ZATANA

Zaten, bk. zatan.

UZATABİLMEK

Uzatma imkânı veya olasılığı bulunmak.

ZATAN

Zaten, bk. zatana. Zaten, karşılığı zatı. Zaten.

OĞUZATA

Gerçek dost olan ata.

BOZATALAN

Tokat şehrinde, merkez ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer.

  -   -   -  

Anlamında ZATA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ZATA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

KÖSÜLMEG

Geçimini bir yerden ya da başkasından kolayca sağlamak : O kayınbabasına kösüldü artık. Uzanıp yatmak, ayaklan uzatarak yatar gibi oturmak, sere serpe oturmak.

AMİODARON

Kalpte Purkinje lifleri, karıncık ve kulakçık kası hücrelerinde aksiyon potansiyeli süresini ve refraktör dönemi uzatarak aritmilerin tedavisinde kullanılan bir ilaç.

KÖSGELMEK

Uzanıp yatmak, ayaklan uzatarak yatar gibi oturmak, sere serpe oturmak.

BENZOTİADİAZİT

Ortoklorosülfonamid çekirdeğinden türemiş karbonik anhidraz baskılayıcısı ilaçların etkinliklerini artıran ve etki sürelerini uzatan madde.

KOSMEK

Uzanıp yatmak, ayaklan uzatarak yatar gibi oturmak, sere serpe oturmak.

ÇIMACI

Vapur iskelelerinde çıma uzatan veya tutan işçi.

GÜRNEMEK

Koyunlar sıcakta birbirinin gölgesine başını uzatarak yatmak, dinlenmek. Koyunlar sıcakta gölgeye toplanmak.

İNEZE

Hastalıktan yeni kurtulmuş, tam iyileşememiş kişi. Sıska, cılız, bakımsız, hastalıklı kişi. Çok ağlayan, hasta çocuk. Lafı uzatarak anlatan kişi. Ara bozucu. Anlayışsız, ağır hareketli kişi. Cansız yanan ateş. Zaif, halsiz, hasta.

KÖSKENMEK

Uzanıp yatmak, ayaklan uzatarak yatar gibi oturmak, sere serpe oturmak.

DİLFIRLATANLAR

Sürüngenler (Reptilia) sınıfının, pullu sürüngenler (Squamata) takımından, dillerini yay gibi dışarı uzatan, renk değiştirme özellikleri olan, çoğu ağaçların üzerinde yaşayan, başları çıkıntılı, yuvarlak göz kapakları bulunan türlere sahip bir alt takım.

ÇELMEK

Ayak uzatarak birisini düşürmek. Kendi yanına çekmek, beğenisini, sevgisini kazanmak. Bir şeyin kenarını verev veya çapraz kesmek, çalmak. Düşünce ve davranış birbirini tutmamak, birbirine ters düşmek. Örtü vb.ni örtünüp iki ucunu bağlamak. Topa gidiş yönünü değiştirecek biçimde vurmak. Yolundan çevirmek, engel olmak, engellemek.

TİLKİKUYRUĞU

Hoşkuran. Uzun salkımlı bir çeşit üzüm. Yağlı güreşte oturak kündesine geçen üstteki güreşçiye, alttakinin elini geri uzatarak çenesinden veya gırtlağından çekmesi.

KOTURN

Antik Yunan tiyatrosunda, oyuncuların, uzaktan da görünebilmeleri için boylarını uzatan, ayaklarına giydikleri yüksek tahta nalın. Bu nalınların yüksekliği oyun kişisinin önemine göre artardı. Antik oyunlarda uzaktan da görülebilmek için oyuncuların ayaklarına giydikleri yüksek tabanlı nalın ya da ayakkabı.

GÜRNEŞMEK

Koyunlar sıcakta birbirinin gölgesine başını uzatarak yatmak, dinlenmek.

KOKUTMAK

Hoş olmayan bir koku bırakmak. Bir işi uzatarak çıkmaza sokmak. Bozulup kokmasına neden olmak, kokuşturmak.

KÖSMEK

Ayağını uzatmak. İnsan olduğu yere yıkılıp kalmak. Pusmak, sessizleşmek, uyuşup kalmak, sinmek. Koyunlar sıcakta yatmak. Gücü azalmak. Koşarak yorulmak. Birini yere sermek, yıkmak, düşürmek. Değnekle vurmak. Darılmak, küsmek. Ağacı eğmek, devirmek. Çökmek, yıkılmak, göçmek. Çiçek ve sebzeler kuraklık ya da böcekler yüzünden birdenbire sararıp solmak. Uzanıp yatmak, ayaklan uzatarak yatar gibi oturmak, sere serpe oturmak. Yıkılmak, çökmek.

DIRDIN

Mızmız, mıymıntı, çabuk karar veremeyen, sözü uzatan.

HIZAN

Açgözlü. Miskin, tembel. Görgüsüz, sonradan görmüş kişi. Cimri. Yoksul. Çiftleşmek isteyen hayvan. Aile, çoluk çocuk. Çocuk. Hizmetçi, uşak. Bağ evi. Yapılarda kullanılan uzun yuvarlak ağaçlar. Dinlenmeye bırakılmış, birkaç yıl işlenmemiş tarla. Ekime elverişli olmayan tarla. Görmemişlik eden, gururu da elden bırakmayan kimse (Erzincan Merkez). Zayıf, fakir, biçare; hızanın zarzatani: biçarenin kabadayısı. Çoluk çocuk.

İYEŞİKÇİ

İşi başkasına yükleyerek sonucu uzatan kişi.

EKSTENSOR

Kol ya da bacağı uzatan ya da düzleştiren herhangi bir kas. Kol veya bacağı uzatan veya düzleştiren herhangi bir kas.