İçinde YÖNET geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "yönet" olan, toplam 36 tane kelime bulunuyor. İçerisinde yönet bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu yönet ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında yönet olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

BAŞYÖNETMENLİK, YÖNETİLEBİLMEK

13 harfli kelimeler

YÖNETİLEBİLME

12 harfli kelimeler

YÖNETEBİLMEK, ANAYÖNETİLEN

11 harfli kelimeler

YÖNETTİRMEK, BAŞYÖNETMEN, YÖNETSİZLİK, YÖNETEBİLME, BAŞYÖNETİCİ, YÖNETMENLİK, SIKIYÖNETİM, YÖNETİCİLİK

10 harfli kelimeler

YÖNETİLMEK, YÖNETTİRME, YÖNETİMSEL, YÖNETMELİK

9 harfli kelimeler

YÖNETİLME, YÖNETİŞİM, ÖZYÖNETİM

8 harfli kelimeler

YÖNETMEN, YÖNETMEK, YÖNETİCİ, YÖNETSİZ, BÖLYÖNET, YÖNETSEL, YÖNETKEN

7 harfli kelimeler

YÖNETME, YÖNETİŞ, YÖNETTİ, YÖNETLİ, YÖNETİK, YÖNETİM, YÖNETÇE

Bazı kelimelerin anlamları

YÖNET

Yön. Uygun, iyi, doğru, yerinde. Alnaç. Yatkın, becerikli. Düz. Doğru, uygun. Şekil, tarz, usûl, suret, vecih. Uygun, doğru. İyi, güzel. Uysal. Becerikli, yatkın. Biçim, tarz, usul.

YÖNETEBİLMEK

Yönetme imkânı veya olasılığı bulunmak. Yönetmeyi becermek.

YÖNETSİZLİK

Usûl, erkân bilmezlik.

YÖNETİCİLİK

Yönetici olma durumu, idarecilik. Yöneticinin görevi, idarecilik.

YÖNETEBİLME

Yönetebilmek işi.

BAŞYÖNETMEN

Bir filmde veya tiyatro oyununda en üst düzeyde yönetmenlik yapan kimse, başrejisör.

YÖNETİLEBİLME

Yönetilebilmek işi.

YÖNETİLEBİLMEK

Yönetilme imkânı veya olasılığı bulunmak.

YÖNETMENLİK

Yönetmen olma durumu. Yönetmenin görevi veya yeri.

ANAYÖNETİLEN

Bir karmaşık deyimin anayöneteninin bir araya getirdiği düzgün deyimlerden her biri. anabileşen.

SIKIYÖNETİM

Olağanüstü zamanlarda ve durumlarda ülkede güvenliğin sağlanması için ordunun yardımıyla gerçekleştirilen yönetim, örfi idare.

BAŞYÖNETİCİ

Bir kurumun yönetiminden sorumlu olan ve kurumla ilgili her türlü etkinliği ve gelişmeyi yönetim kuruluna aktaran en üst düzey yönetici.

YÖNETTİRME

Yönettirmek işi.

YÖNETİLMEK

Yönetmek işi yapılmak, idare edilmek.

YÖNETTİRMEK

Yönetme işini yaptırmak.

BAŞYÖNETMENLİK

Başyönetmen olma durumu, başrejisörlük. Başyönetmenin yaptığı iş, başrejisörlük.

  -   -   -  

Anlamında YÖNET bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde YÖNET geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ANAYASA

Bir devletin yönetim biçimini belirten, yasama, yürütme, yargılama güçlerinin nasıl kullanılacağını gösteren, yurttaşların kamu haklarını bildiren temel yasa, kanunuesasi. Temel, esas.

BAŞHEMŞİRE

Sağlık kuruluşlarında hemşirelik hizmetlerinin en üst düzeyde sunulması için hizmetlerin düzenlenmesinden, yürütülmesinden, denetlenmesinden sorumlu yönetici hemşire.

ABRAMAK

Fırtınalı havalarda gemiyi ustalıkla yönetmek. Başarmak, bir işi becermek.

ADEMİMERKEZİYETÇİ

Yerinden yönetimci.

BAŞKOMUTAN

Savaşta bir devletin bütün kara, deniz ve hava kuvvetlerini yöneten büyük komutan, başkumandan, serdar.

ATABEY

Eski Türk devletlerinde, özellikle Selçuklularda şehzadelerin eğitimi veya bağımsız olarak bir eyaletin yönetimi ile görevli vezir. Isparta iline bağlı ilçelerden biri.

BANKO

İş yerlerinde üzerine eşya koymaya elverişli, iş takibi için gelen kişiyle görevli arasına konulmuş tezgâh. Talih oyunlarında ortada toplanan paranın hepsine oynandığını anlatan bir söz. Talih oyunlarında, oyunu yönetenin ortaya koyduğu para. Talih oyunlarında oyunu yöneten kimse. Su altı tepeliği. Kesinlikle.

ADEMİMERKEZİYET

Yerinden yönetim.

BAŞHAKEM

Yarışmayı veya oyunu yöneten hakemlerin başı, başyargıcı.

BAŞKENT

Bir devletin yönetim merkezi olan şehir, hükûmet merkezi, başşehir.

BAŞÖĞRETMEN

İlkokullarda yönetimden sorumlu olan öğretmen, müdür, başmuallim.

ANGARYA

Bir kimseye veya bir topluluğa zorla, ücret vermeden yaptırılan iş, yüklenti. Kölelik düzeninde köylünün derebeyine yaptığı zorunlu ücretsiz hizmet. Usandırıcı, bıktırıcı, zorla yapılmış olan iş. Savaş durumundaki bir devletin, kendi sularındaki yabancı bir devletin ticaret gemilerine el koyarak bunlardan yararlanması. Olağanüstü durumlarda veya sıkıyönetimde devletin vatandaşlara ait taşıtlara el koyması. Bir kişiye görevi dışında yaptırılan iş.

AYNAZ

Bataklık. Köy oyunlarını yöneten kimse.

BAŞIBOŞ

Bir şeye veya kimseye bağlı olmayan. (başı'boş) Kendi isteğine göre, hiçbir etki altında kalmadan. (başı'boş) Yönetimsiz, baskısız, denetimsiz bir biçimde. Bağlanmamış, serbest bırakılmış.

BAŞHEKİM

Bir hastaneyi yönetmekle görevlendirilen hekim, başdoktor, baştabip, sertabip.

BAŞMÜDÜRLÜK

Başmüdür olma durumu. Başmüdürle yönetilen kuruluş. Başmüdürün yaptığı iş. Başmüdürün çalıştığı daire.

BAŞRAHİP

Manastırlarda en kıdemli ve yönetimden sorumlu rahip, başkeşiş.

BAKAN

Hükûmet işlerinden birini yönetmek için, genellikle milletvekilleri arasından, başbakan tarafından seçilerek cumhurbaşkanınca onaylandıktan sonra işbaşına getirilen yetkili, vekil, icra vekili, nazır.

AGORA

Yunan klasik devrinde, sitenin yönetim, politika ve ticaret işlerini konuşmak için halkın toplandığı alan, halk meydanı.

BAKANLIK

Bakan olma durumu, vekillik, nezaret, vekâlet, nazırlık. Bakanın yönetimi altındaki kuruluşların bütünü, nezaret, vekâlet, nazırlık. Bu kuruluşların bulunduğu yer.