Kelimeler arşivinde; içinde "yönet" olan, toplam 36 tane kelime bulunuyor. İçerisinde yönet bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu yönet ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında yönet olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
BAŞYÖNETMENLİK, YÖNETİLEBİLMEK
YÖNETİLEBİLME
YÖNETEBİLMEK, ANAYÖNETİLEN
YÖNETTİRMEK, BAŞYÖNETMEN, YÖNETSİZLİK, YÖNETEBİLME, BAŞYÖNETİCİ, YÖNETMENLİK, SIKIYÖNETİM, YÖNETİCİLİK
YÖNETİLMEK, YÖNETTİRME, YÖNETİMSEL, YÖNETMELİK
YÖNETİLME, YÖNETİŞİM, ÖZYÖNETİM
YÖNETMEN, YÖNETMEK, YÖNETİCİ, YÖNETSİZ, BÖLYÖNET, YÖNETSEL, YÖNETKEN
YÖNETME, YÖNETİŞ, YÖNETTİ, YÖNETLİ, YÖNETİK, YÖNETİM, YÖNETÇE
YÖNET
Yön. Uygun, iyi, doğru, yerinde. Alnaç. Yatkın, becerikli. Düz. Doğru, uygun. Şekil, tarz, usûl, suret, vecih. Uygun, doğru. İyi, güzel. Uysal. Becerikli, yatkın. Biçim, tarz, usul.
YÖNETİCİLİK
Yönetici olma durumu, idarecilik. Yöneticinin görevi, idarecilik.
YÖNETTİRME
Yönettirmek işi.
BAŞYÖNETMEN
Bir filmde veya tiyatro oyununda en üst düzeyde yönetmenlik yapan kimse, başrejisör.
YÖNETEBİLME
Yönetebilmek işi.
YÖNETEBİLMEK
Yönetme imkânı veya olasılığı bulunmak. Yönetmeyi becermek.
YÖNETTİRMEK
Yönetme işini yaptırmak.
BAŞYÖNETMENLİK
Başyönetmen olma durumu, başrejisörlük. Başyönetmenin yaptığı iş, başrejisörlük.
YÖNETSİZLİK
Usûl, erkân bilmezlik.
YÖNETİLEBİLMEK
Yönetilme imkânı veya olasılığı bulunmak.
YÖNETMENLİK
Yönetmen olma durumu. Yönetmenin görevi veya yeri.
YÖNETİLEBİLME
Yönetilebilmek işi.
SIKIYÖNETİM
Olağanüstü zamanlarda ve durumlarda ülkede güvenliğin sağlanması için ordunun yardımıyla gerçekleştirilen yönetim, örfi idare.
BAŞYÖNETİCİ
Bir kurumun yönetiminden sorumlu olan ve kurumla ilgili her türlü etkinliği ve gelişmeyi yönetim kuruluna aktaran en üst düzey yönetici.
YÖNETİLMEK
Yönetmek işi yapılmak, idare edilmek.
ANAYÖNETİLEN
Bir karmaşık deyimin anayöneteninin bir araya getirdiği düzgün deyimlerden her biri. anabileşen.
Bu bölümde tanımı içerisinde YÖNET geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BAŞMÜDÜRLÜK
Başmüdür olma durumu. Başmüdürle yönetilen kuruluş. Başmüdürün yaptığı iş. Başmüdürün çalıştığı daire.
ADEMİMERKEZİYET
Yerinden yönetim.
ANAYASA
Bir devletin yönetim biçimini belirten, yasama, yürütme, yargılama güçlerinin nasıl kullanılacağını gösteren, yurttaşların kamu haklarını bildiren temel yasa, kanunuesasi. Temel, esas.
AGORA
Yunan klasik devrinde, sitenin yönetim, politika ve ticaret işlerini konuşmak için halkın toplandığı alan, halk meydanı.
BAŞKOMUTAN
Savaşta bir devletin bütün kara, deniz ve hava kuvvetlerini yöneten büyük komutan, başkumandan, serdar.
ANGARYA
Bir kimseye veya bir topluluğa zorla, ücret vermeden yaptırılan iş, yüklenti. Kölelik düzeninde köylünün derebeyine yaptığı zorunlu ücretsiz hizmet. Usandırıcı, bıktırıcı, zorla yapılmış olan iş. Savaş durumundaki bir devletin, kendi sularındaki yabancı bir devletin ticaret gemilerine el koyarak bunlardan yararlanması. Olağanüstü durumlarda veya sıkıyönetimde devletin vatandaşlara ait taşıtlara el koyması. Bir kişiye görevi dışında yaptırılan iş.
BAŞHEMŞİRE
Sağlık kuruluşlarında hemşirelik hizmetlerinin en üst düzeyde sunulması için hizmetlerin düzenlenmesinden, yürütülmesinden, denetlenmesinden sorumlu yönetici hemşire.
BAKANLIK
Bakan olma durumu, vekillik, nezaret, vekâlet, nazırlık. Bakanın yönetimi altındaki kuruluşların bütünü, nezaret, vekâlet, nazırlık. Bu kuruluşların bulunduğu yer.
BAŞÖĞRETMEN
İlkokullarda yönetimden sorumlu olan öğretmen, müdür, başmuallim.
BAKAN
Hükûmet işlerinden birini yönetmek için, genellikle milletvekilleri arasından, başbakan tarafından seçilerek cumhurbaşkanınca onaylandıktan sonra işbaşına getirilen yetkili, vekil, icra vekili, nazır.
BANKO
İş yerlerinde üzerine eşya koymaya elverişli, iş takibi için gelen kişiyle görevli arasına konulmuş tezgâh. Talih oyunlarında ortada toplanan paranın hepsine oynandığını anlatan bir söz. Talih oyunlarında, oyunu yönetenin ortaya koyduğu para. Talih oyunlarında oyunu yöneten kimse. Su altı tepeliği. Kesinlikle.
AYNAZ
Bataklık. Köy oyunlarını yöneten kimse.
ABRAMAK
Fırtınalı havalarda gemiyi ustalıkla yönetmek. Başarmak, bir işi becermek.
BAŞHAKEM
Yarışmayı veya oyunu yöneten hakemlerin başı, başyargıcı.
ADEMİMERKEZİYETÇİ
Yerinden yönetimci.
BAŞKENT
Bir devletin yönetim merkezi olan şehir, hükûmet merkezi, başşehir.
BAŞRAHİP
Manastırlarda en kıdemli ve yönetimden sorumlu rahip, başkeşiş.
BAŞHEKİM
Bir hastaneyi yönetmekle görevlendirilen hekim, başdoktor, baştabip, sertabip.
ATABEY
Eski Türk devletlerinde, özellikle Selçuklularda şehzadelerin eğitimi veya bağımsız olarak bir eyaletin yönetimi ile görevli vezir. Isparta iline bağlı ilçelerden biri.
BAŞIBOŞ
Bir şeye veya kimseye bağlı olmayan. (başı'boş) Kendi isteğine göre, hiçbir etki altında kalmadan. (başı'boş) Yönetimsiz, baskısız, denetimsiz bir biçimde. Bağlanmamış, serbest bırakılmış.