Kelimeler arşivinde; içinde "yaşam" olan, toplam 16 tane kelime bulunuyor. İçerisinde yaşam bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu yaşam ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında yaşam olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
ÖZYAŞAMÖYKÜSÜ
ORTAKYAŞAMA, YAŞAMÖYKÜSÜ, YAŞAMTARTIM
YAŞAMALANI, YAŞAMIŞLAR, YAŞAMSAYIM
YAŞAMÜSTÜ, YARIYAŞAM
YAŞAMACA, YAŞAMSAL
YAŞAMAK, YAŞAMBA, YAŞAMCA
YAŞAMA
YAŞAM
YAŞAM
Doğumla ölüm arasında yaşanan süre, ömür, hayat.
YAŞAMAK
Canlılığını, hayatını sürdürmek. Sağ olmak. Varlığını sürdürmek. Oturmak, eğleşmek. Geçinmek. Herhangi bir durumda bulunmak veya olmak. Görüp geçirmek, başından geçmek... yaşında bulunmak: On yaşıyor. Hayatını idame ettirmek.
YAŞAMSAL
Hayati.
YAŞAMCA
Ünlü kişilerin yaşamlarını, yaptıklarını, etkilerin anlatan yazı ya da betik.
YAŞAMSAYIM
Dirim ve yaşam olaylarını sayımsal yordam ve işlemlerle ele alan bilgi dalı.
YAŞAMÖYKÜSÜ
Bir kişinin yaşamöyküsü. Tanınmış bir kişinin yaşamöyküsünü anlatan yazı ya da kitap.
YAŞAMÜSTÜ
İnsan ömrünü aşan.
ÖZYAŞAMÖYKÜSÜ
Kılavuzluk çalışmalarında, bireyin kendini ve sorunlarını nasıl gördüğüne ilişkin değerli bilgiler elde etmeye yarayan kişisel yaşamöyküsü. Bir kişinin, kendi yaşam öyküsünü yazdığı yazı ya da yapıt.
YAŞAMALANI
İnsanların ve kentlerin yaşamlarını sürdürebilmeleri, işlevlerini gereği gibi yerine getirebilmeleri için gereksinme duydukları uzam.
ORTAKYAŞAMA
(karşılık: simbiyoz) İki hayvan, iki bitki ya da bir hayvan ile bir bitki arasındaki karşılıklı yararlanmaya dayanan beraber yaşama durumu; birden çok türe ait bireylerin birlikte yaşaması.
YAŞAMBA
Limon, portakal sarılan ince kâğıt.
YARIYAŞAM
Ayrışan, bozunan bir özdeğin yarısı kalıncaya dek geçen süre.
YAŞAMIŞLAR
Uşak kenti, merkez belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
YAŞAMACA
Yaşadığı kadar, yaşama süresince.
YAŞAMA
Yaşamak işi.
YAŞAMTARTIM
Örnekolay incelemesinde aynı deneyimi paylaşmış kişilerin yaşam yazımları.
Bu bölümde tanımı içerisinde YAŞAM geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BAŞKONAKÇI
Asalağın en iyi geliştiği, dolayısıyla en çok yararlandığı ve yaşamaktan hoşlandığı konakçı.
ÇIRAK
Zanaat öğrenmek için bir ustanın yanında çalışan kimse. Dükkânda ayak işlerine bakan kimse. Saray, daire vb. büyük yerlerde yıllarca hizmet ettikten sonra geçimi sağlanarak başka yerde yaşamasına izin verilen kimse.
BARINMAK
Doğa etkilerinden korunmak için kapalı bir yere sığınmak. Bir yerde yatarak geceyi geçirmek. Yerleşmek, yaşamak için uygun şartlar bularak oturmak. Çevresiyle uyumlu, dirlik içinde yaşamak. Soyut kavram bir yerde etkili olmak, gelişecek ortamı bulmak.
AMFİBYUMLAR
Kurbağa ve semenderleri içine alan iki yaşamlı omurgalılar sınıfı.
DİRİMLİK
Hayat, yaşam, sağlık. Mal mülk, gelir. Hayatla ilgili, dirimsel.
BEYLİK
Bey olma durumu. Bir tür küçük ve ince asker battaniyesi. Hükûmet. Devletle ilgili, devlete özgü olan, devlet malı olan, mirî. Rahat yaşama. Merkeze tam bağlı olmayarak bir beyin yönetimi altındaki ülke, emîrlik, emaret, mirlik. Basmakalıp. Herkesin kullandığı, herkesin bildiği.
BEZGİN
Yaşama veya iş görme isteğini yitirmiş. Solgun, cansız. Yaşama veya iş görme isteğini yitirmiş bir biçimde.
DİRİM
Hayat, yaşam. Yaşama gücü.
DOYGU
Yaşamayı sağlayacak besin, rızık.
DİRİ
Yaşamakta olan, yaşayan, canlı, ölü karşıtı. Gereği kadar pişmemiş. Solmamış, pörsümemiş. Güçlü, zinde.
BESİN
Yenilebilir, beslenmeye elverişli her tür madde, azık, gıda. Yaşamak, varlığını sürdürmek için gerekli şey.
ATA
Baba. Kişinin geçmişte yaşamış olan büyükleri. Dedelerden ve büyükbabalardan her biri.
BİTKİ
Bulunduğu yere kök vb. organlarıyla tutunan, çoğunlukla fotosentez sonucu yaşam için gerekli bileşenleri oluşturan, birçoğu spor veya tohum aracılığıyla döl vererek çoğalan bir veya çok yıllık, otsu, odunsu canlıların genel adı, nebat.
AVAR
Kuzeydoğu Kafkasya'da, Dağıstan Federe Cumhuriyeti'nde yaşayan bir halk. III-V. yüzyıllar arasında Moğolistan'da, VI-IX. yüzyıllar arasında Orta Avrupa'da yaşamış bir halk.
DONMAK
Sıvı, soğuğun etkisiyle katı duruma gelmek, buz tutmak. Gelişmemek, yeniliklere açık olmamak. Beklenmedik bir durum karşısında birden hareketsiz kalmak. Eriyik durumda bulunan bir metal katı duruma geçmek. Kimyasal bir etki ile katılaşmak. Çok üşümek. Bitki soğuktan zarar görmek, yararlanılmaz duruma gelmek. Yaşamını yitirmek, soğuktan ölmek.
CAN
İnsan ve hayvanlarda yaşamayı sağlayan ve ölümle vücuttan ayrılan madde dışı varlık. Güç, dirilik. Kişi, birey. Bektaşilik ve Mevlevilikte tarikat kardeşi. Gönül. Çok içten, sevimli, sevilen, şirin. İnsanın kendi varlığı, özü. Yaşama, hayat.
CANLANDIRMA
Canlandırmak işi. Solunumu ve kalbi durmuş olan hastaya yaşama döndürülmesi için yapılmış olan işlemler bütünü. Otel, tatil köyü vb. turistik yerlerde konukları eğlendirmek için çeşitli oyunlar, gösteriler yapma, animasyon. Geçmiş bir olayın gelişmesini ve sonucunu aynı biçimde yansıtarak sunma. Tek tek resimleri veya hareketsiz cisimleri gösterim sırasında hareket duygusu verebilecek bir biçimde düzenleme ve filme aktarma işi, animasyon. Kişileştirme.
CANLANDIRMAK
Canlanmasını sağlamak, canlanmasına yol açmak. Yaşama döndürmek. Bir karakteri oynamak, ona kişilik vermek. Canlılık, tazelik, dirilik getirmek. Yoğunluk, etkinlik kazandırmak. Yaşatmak, birinin kılığına girmek.
BENGİLEŞMEK
Sonsuz yaşama niteliği kazanmak, ölümsüzleşmek, ebedîleşmek.
AMFİBİ
İki yaşamlılar. Yüzergezer.