Kelimeler arşivinde; içinde "yapısal" olan, toplam 8 tane kelime bulunuyor. İçerisinde yapısal bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu yapısal ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında yapısal olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
YAPISALLAŞMAK
YAPISALCILIK, YAPISALLAŞMA
ALTYAPISAL, ÜSTYAPISAL, YAPISALLIK
YAPISALCI
YAPISAL
YAPISAL
Yapı ile, yapılış ile, kuruluş ile ilgili, strüktürel, konstrüktif.
YAPISALLAŞMAK
Yapısal duruma gelmek.
YAPISALCILIK
Bilimin her dalında yapıdan yola çıkarak sonuçlara ulaşma yöntemi, strüktüralizm. Dilin tümüyle bir yapı özelliği gösterdiğini, terimlerin bu ilişkileri belirlediğini ileri süren dil bilimi öğretisi, yapısal dil bilimi.
ÜSTYAPISAL
Üstyapı ile ilgili.
YAPISALCI
Yapısalcılık görüşü ve yöntemini benimseyen, strüktüralist.
ALTYAPISAL
Altyapı ile ilgili.
YAPISALLAŞMA
Yapısallaşmak durumu.
YAPISALLIK
Yapısal olma durumu.
Bu bölümde tanımı içerisinde YAPISAL geçen kelimeler listesi verilmiştir.
PATOLOJİ
Hastalıkla ilgili hücrelerdeki, dokulardaki ve organlardaki yapısal ve işlevsel değişikliklerin tanınması, araştırılması ve incelenmesiyle ilgilenen bilim dalı.
STRÜKTÜRALİST
Yapısalcı.
ÇİZENEK
Bir aygıtın ya da bir nesnenin yapısal ya da işlevsel niteliklerini ana çizgileriyle belirleyen çizim. Bir olgunun konaç dizgesi üzerinde resim ya da çizgilerle anlatımı. Belirli bir ölçeğe göre bir çokluğu göstermek için çizilmiş çizgi. İki değişken arasındaki bağıntıyı gösteren çizge. Bir iş ya da uygulamayı yönlendiren tasarım.
DOĞUŞTANCILIK
Herhangi bir canlı türünün yapısal ve görevsel gelişiminde yaşantı, öğrenme vb. edinilmiş faktörlere değil, kalıtımla ilgili olanlara ağırlık ve öncelik veren görüş, fıtriye, nativizm.
DÜZTABAN
Doğal ayak kemerinin kaybolması ile oluşan yapısal bozukluk. Dar tabanlı bir rende türü. Tabanı kemerli olmayan, düz olan (kimse). Uğursuz.
ABİYOTROFİ
Doğuştan yapısal zayıflığa bağlı olarak herhangi bir organın normal işlevini zamansız kaybetmesi. Belli organ ve dokuların, özellikle sinir sisteminin doğum sonrası dönemde henüz tam olarak gelişimini tamamlamamış hücrelerinin dejenerasyonuna bağlı olarak yapı, işlev veya hayatiyetlerini kaybetmeleri. Programlanmış hücre ölümündeki artış olarak da değerlendirilir, erken hücre yaşlanması.
EPER
Işığa karşı bakıldığında kâğıt tabakasının yapısal görünümü.
AMPLİFİKASYON
Ontogeni ve filogenide yapısal ve görevsel kompleksliğin gittikçe artırılması yönündeki değişiklikler. Bir DNA parçasının kopya sayısının in vitro ya da konak hücresi içinde fazla üretilerek artırılması. Bir nükleik asit parçasının kopya sayısının in vitro veya konak hücre içinde fazla üretilerek artırılması. Mikroskopta görüş sahasının genişletilmesi. Özel bir nükleik asit baz dizisinin birçok kopyasını oluşturan in vitro çoğaltma işlemi.
ARITMACILIK
Işık ve gölgenin göze hoş gelen, aldatıcı etkilerini bir yana bırakarak, nesneleri belirli yapısal kuruluşları içinde göstermeyi amaç edinen sanat akımı.
UZANTI
Bazı nesnelerin herhangi bir yerinde görülen uzamış bölüm. Ana konumdaki bir bütünün, özün veya durumun, kendisinden ayrı görülen ancak aynı yapısal özellikleri içeren parçası.
ELASTİN
Proelastinden oluşan elastik tellerin ana proteini. Ligamentlerde, kan damarı duvarında, eklemlerde bulunan ve elastik bağ dokusunun esas yapısını oluşturan glisin aminoasidinden zengin yapısal bir skleroprotein. Proelâstinden teşekkül eden, elâstik tellerin esas proteini. Elâstik telleri yapan kimyasal madde.
STRÜKTÜREL
Yapısal.
ÇÖZÜMLEME
Çözümlemek işi. Bir cümledeki kelimelerin hangi kelime türünden olduklarını veya özne, tümleç, yüklem görevlerinden hangisinde bulunduklarını belirtme, tahlil. Kelimenin kökünü bulup eklerini gösterme. Bir metni belirli yöntemlere bağlı kalarak gözden geçirme, tahlil. Herhangi bir konunun, bir nesnenin düşüncede veya gerçeklikte kurucu parçalarına ayrılmak yoluyla yapısının, işleyişinin ve gelişim yasalarının ortaya konması işlemi. Bir maddenin birleşimindeki yalın cisimlerin niteliğini veya niceliğini anlamak için yapılan işlem, tahlil, analiz. 7. mat. Bir sayıyı onluk ve birliklerine ayırıp yazma. Bir dizgeyi, onu oluşturan altdizgelere ayırıp bunlar arasındaki işlevsel ilişkileri araştırarak inceleme, bu yolla dizgeyi tanımaya çalışma yöntemi, bk. dizge çözümleme. Bir söylemi meydana getiren kelimelerin çeşidini ve cümledeki rollerini belirtme işi. Çözümleme ya gramerin verdiği değerlere göre (GRAMATİKAL ÇÖZÜMLEME, An. grammatical), ya kelimelerin karşılıklı ilgi ve durumlarına göre (SÖZDİZIMCE ÇÖZÜMLEME, An. syntaxique) veya mantıkça çıkarılan hükümlere göre (MANTIKÇA ÇÖZÜMLEME, An. logique) olur. Bir bütünü oluşturan parçaları bilimsel bir amaçla birbirinden ayırma işi. Öğretimde bir konunun ya da birimin (ünite) bölümleri üzerinde ayrı ayrı durarak çalışma. Bir sorunu bir dizi daha ilkel soruna indirgeme. Bir özdeğin kimyasal bileşimini bulma. Karmaşık bir bütünü, yapısını anlamak amacıyla parçalarına, öğelerine, birleşenlerine ayırma. inceleme, irdeleme. Bir özdeğin kimyasal bileşimini nitel ve nicel olarak belirleme. Erey ve yakınsama olgularını dört işleme katarak işlev, türev, tümlev, dizi ve derneyleri inceleyen uzbilim dalı. Anlamdaş. uzbilimsel çözümleme. Bir yapının, bir dizge bileşenlerinin, niteliğini ya da niceliğini anlamak için yapılan işlem. (Yapısal ruhbilim) Anlık süreçlerini oluşturan temel öğeleri içebakış yolu ile ana öğelerine ayırma. Tahlil etime, inceleme. Herhangi bir konunun, bir nesnenin düşüncede ya da gerçeklikte kurucu parçalarına ayrılması yoluyla yapısının, işleyişinin ve gelişim yasalarının ortaya konması işlemi. Gözlem sonuçları ya da verileri uygun bir biçimde düzenleyerek yine uygun işlemler aracılığıyla anlamlandırma ve onlardan sonuçlar çıkarma. 2 Bireşik bir öğenin bileşenlerine ayrılması, bk. bireşim. Öykü, roman ve öbür türlerde, insan duygularını inceden inceye belirtme. Bir tümceyi, bir dizeyi, anlaşılması güç bir sözü birimlerine ayırarak açıklama.
STRÜKTÜRALİZM
Yapısalcılık.
AYRIMLAŞMA
Ayrımlaşmak işi, farklılaşma. Hücrelerin veya canlı organizmaların işlevlerine veya yaşayış türlerine ilişkin yapısal nitelik kazanması, farklılaşma. Bir iç kayanın katılaşması sürecinde yer ve zamana göre ayrımların ortaya çıkması, farklılaşma.
POLİMER
Tekrarlanan yapısal kümelerin oluşturduğu yüksek molekül ağırlıklı (birleşikler).
ÇOĞUZ
Küçük bir özdeciğin yinelenmesinden oluşmuş, tekizleri kimyasal bağlarla birbirine ekli uzun özdecik. Örgensel özdeciklerin kendi aralarında birleşip kümelenerek oluşturdukları büyük kütleli dev özdecikler. Yinelenen yapısal kümelerin oluşturduğu, yüksek molekül ağırlıklı bileşikler, dev moleküller.
DEJENERASYON
Yozlaşma. Soysuzlaşma. ve kim. Bozunum. Bozulma. Hücre ve dokuların canlılığını koruyarak görev bakımından daha az etkin bir düzeye inmesi ve çeşitli yapısal değişimlere uğraması, dönüşümlü hücre zedelenmesi.
BAUHAUS
(Resim, Mimarlık, İç Mimarlık) Almanyada 1919-1933 arasında öğretim yapmış, mimarlık çevresinde bütün sanatları eski Orta Çağ anlayışındaki atölyelerde olduğu gibi toplayan bir okul. Fabrikalarda üretilen kötü biçimli eşya yerine sanatçı elinden çıkma örneklerin çoğaltılması gerektiğini savunan ve eşyanın yapısal düzenini aynı zamanda süs gibi görmek isteyen okul.
AMİNOGLİKOZİT
Çeşitli bakterilerden izole edilen, enfeksiyon hastalıklarında bakteri protein sentezinin herhangi bir basamağında engelleyici etki yapan, kanamisin, neomisin ve streptomisin gibi herhangi bir antibiyotik. Aminoglikozit antibiyotikler. Çeşitli bakterilerden izole edilen, ribozomların 30s yapısal birimine bağlanıp, ribozom ve mRNA'nın birleşmesini engelleyerek bakteriyel protein sentezini önleyen, kanamisin, neomisin ve streptomisin gibi antibiyotikler, aminoglikozit antibiyotikler. Streptomyces veya Micromonspora cinsi mikroorganizmalardan elde edilen ve bakterilerin protein üretimini engelleyerek ölümlerine neden olan gentamisin, amikasin, neomisin gibi ilaçları içeren doğal veya yarı sentetik antibiyotik grubu ilaç.