İçinde YALAN geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "yalan" olan, toplam 71 tane kelime bulunuyor. İçerisinde yalan bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu yalan ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında yalan olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

YALANLAYABİLMEK

14 harfli kelimeler

YALANLAYABİLME

13 harfli kelimeler

YALANCITIRTIL, MAYALANDIRMAK, OYALANABİLMEK, KOLONYALANMAK

12 harfli kelimeler

KOLONYALANMA, MAYALANDIRMA, OYALANABİLME, YALANBİÇİMLİ, OYALANDIRMAK, YALANCISARMA

11 harfli kelimeler

YALANLANMAK, YALANCIAYAK, YALANCIKEÇİ, YALANCIKTAN, YALANDIRMAK, OYALANDIRMA, MUMYALANMAK, YALANLATMAK, KOPYALANMAK, DOSYALANMAK, YALANSIĞMAK, BALYALANMAK

10 harfli kelimeler

YALANÇIRAK, YAYALANMAK, YALANIŞLIK, YALANLATMA, SAYALANMAH, RUYALANMAK, PIYALANMAK, PAYALANMAH, KOPYALANMA, DOSYALANMA, BOYALANMAK, BALYALANMA, MAYALANMAK, MUMYALANMA, YALANLANMA, YALANLAMAK, YALANCILIK

9 harfli kelimeler

ELYALANDE, BOYALANMA, MAYALANMA, OYALANMAK, UYALANMAK, YALANLAMA

8 harfli kelimeler

YALANDAN, YALANLUK, OYALANTI, YALANSIZ, YALANGOZ, YALANMAK, OYALANMA, YALANKOZ

7 harfli kelimeler

TAYALAN, BOYALAN, YALANUZ, BEYALAN, YALANMA, YALANKI, YALANIZ, YALANĞI, YALANGU, YALANGI, YALANÇI, YALANCI, YALANIŞ

6 harfli kelimeler

YALANI, YALANU

5 harfli kelimeler

YALAN

Bazı kelimelerin anlamları

YALAN

Doğru olmayan, gerçeğe uymayan söz, kıtır. Yalancı kimse. Uydurma.

OYALANABİLMEK

Oyalanma imkânı veya olasılığı bulunmak.

KOLONYALANMA

Kolonyalanmak işi.

YALANCISARMA

Lahana yaprağıyla yapılan etsiz sarma.

OYALANABİLME

Oyalanabilmek işi.

YALANBİÇİMLİ

Yabancı, başka bir mineralin dış biçimini alan mineral.

MAYALANDIRMAK

Mayalanmasını sağlamak.

YALANLANMAK

Yalanlama işi yapılmak veya yalanlama işine konu olmak.

YALANLAYABİLME

Yalanlayabilmek işi.

YALANLAYABİLMEK

Yalanlama imkânı veya olasılığı bulunmak.

OYALANDIRMAK

Oyalanmasına yol açmak, oyalanmasını sağlamak.

MAYALANDIRMA

Mayalandırmak işi.

YALANCITIRTIL

Yaprak arıları kurtçuklarına verilen genel ad.

YALANCIAYAK

Dizanteri amibi gibi, belirli bir biçimi olmayan birgözeli asalaklarda devim ve beslenme amacıyla ortaya çıkan protoplazma uzantısı.

YALANCIKEÇİ

Erguvan ağacı ve çiçeği.

KOLONYALANMAK

Kolonya sürmek veya sürünmek.

  -   -   -  

Anlamında YALAN bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde YALAN geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BAKTERİ

Toprakta, suda, canlılarda bulunan, çürüme, mayalanma veya hastalıklara yol açan, küresel, silindirimsi, kıvrık biçimli olan, bölünerek çoğalan, klorofilsiz, tek hücreli canlı.

ÇAMÇA

Sazangillerden, pullarından yalancı inci yapılmış olan bir ırmak balığı (Leuciscus rutilus).

ÇABUK

Hızlı, müstacel, yavaş karşıtı. Alışılandan veya gösterilenden daha kısa bir zamanda, tez, yavaş karşıtı. "Acele et, oyalanma" anlamlarında bir seslenme sözü.

BEKLEMEK

Bir iş oluncaya, biri gelinceye değin bir yerde kalmak, durmak. Karşılaşma ihtimali bulunmak. Süre tanımak, acele etmemek. Bir şeyi, bir kimseyi gözetmek, korumak, muhafaza etmek. Oyalanmak. Aramak, istemek. Ummak.

ATICI

İyi nişan alan, attığını vuran (kimse). Yalancı, asılsız şeyler uydurup söyleyen (kimse).

BİRA

Arpa ile şerbetçi otunun mayalandırılmasıyla yapılmış olan bir içki, arpa suyu.

ÇAKAL

Etoburlardan, sürü hâlinde yaşayan, kurttan küçük bir yaban hayvanı (Canis aureus). Titiz, huysuz. Görgüsüz. Kurnaz, yalancı, düzenci, aşağılık kimse.

ASILSIZ

Doğru olmayan, temelsiz, köksüz, dayanaksız, yalan (haber). Uydurma.

ALDANMAK

Görünüşe bakarak yanlış bir yargıya varmak, yanılmak. Hayal kırıklığına uğramak. Havanın birden ısınmasıyla zamansız açan çiçek, soğuk sebebiyle donmak. Bir hileye, bir yalana kanmak. Avunmak, oyalanmak.

BOYALANMA

Boyalanmak durumu.

AVUNTU

İnsanı avutan şey, oyalanacak şey, avunç, avunma. Acı bir olayı unutturmaya çalışma, acısını hafifletme, avunma, avunç. Teselli.

DALAVERE

Yalan dolanla gizlice görülen kötü iş, gizli oyun.

AVUNDURMAK

Oyalanmasını sağlamak. Acısını hafifletmek, acısını unutturmak, teselli etmek.

ÇANAK

Toprak, metal vb. bir maddeden yapılmış yayvan, çukurca kap. Göstermelik, yalan yanlış, önceden belirlenmiş sonucu almaya yönelik. Göz çukuru. Çiçeğin en dışında bulunan yeşil yaprakların tümü. Çevresine göre alçakta bulunan, derinliği genişliğinden az olan arazi.

AVUNMAK

Bir şeyle uğraşarak acısını unutmak, sıkıntılardan uzaklaşmak, teselli bulmak, müteselli olmak. Oyalanmak. Hayvan gebe kalmak.

ALDATMAK

Beklenmedik bir davranışla yanıltmak. Oyalamak, avutmak. Ayartmak, kötü yola sürüklemek, baştan çıkarmak, iğfal etmek. Karşısındakinin dikkatsizliğinden, ilgisizliğinden yararlanarak onun üzerinden kazanç sağlamak. Karı ve kocadan biri eşine sadakatsizlik etmek, ihanet etmek. Yalan söylemek. Bir şeyin görünürdeki durumu, o şeyin niteliği bakımından yanlış bir kanı vermek. Birine verilen sözü tutmamak.

ASPUR

Yalancı safran.

AKASYA

Baklagillerden, sıcak iklimlerde birçok türü yetişen ve tanen, zamk, boya vb. maddelerin yapımında kullanılan bir ağaç (Acacia). Baklagillerden, yurdumuzda yetişen bir süs ve gölge ağacı, salkım ağacı, yalancı akasya (Robinia pseudoacacia).

ATMAK

Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. Örtmek. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Bir yerden başka bir yere taşımak. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Söylemek. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Uzatmak. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. Yırtılmak. Bilmeden, kestirerek söylemek. Yalan ya da abartmalı söz söylemek. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Koymak. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Geri bırakmak, ertelemek. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Terk etmek. Değerini eksiltmek. Götürmek. Çıkarmak, dışarıya vermek. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. İçki içmek. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Rastgele bir kenara koymak. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Göndermek, yollamak. Çatlamak. Sille, tokat vurmak.

BOZMAK

Bir şeyi kendisinden beklenilen işi yapamayacak duruma getirmek. Büyük parayı küçük birimlere ayırmak. Dokunmak, zarar vermek. Bir yerin, bir şeyin düzenini karıştırmak. Bağ veya bostanın son ürününü toplamak. Geçersiz bir duruma getirmek. Bırakmak, dağıtmak. Biçimini ve kullanılışını değiştirmek. Altını paraya çevirmek, bozdurmak. Bir kimseyi beklemediği bir davranış karşısında bırakarak veya sözünü yalana çıkararak küçük düşürmek. Yabancı ülke parasını Türk parasına çevirmek. Kızlığına zarar vermek. Kötü duruma getirmek. Aklını yitirecek derecede bir şeye düşkün olmak. Bozguna uğratmak, yenmek, mağlup etmek.