Kelimeler arşivinde; içinde "verem" olan, toplam 3 tane kelime bulunuyor. İçerisinde verem bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu verem ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında verem olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
VEREM
Herhangi bir organa ve en çok akciğerlere yerleşen Koch basilinin yol açtığı ateşli ve bulaşıcı bir hastalık, tüberküloz. Bu hastalığa tutulmuş, veremli.
HAŞVEREM
İlkbaharda yetişen bir çeşit yabani pancar.
VEREMLİ
Vereme tutulmuş, müteverrim.
Bu bölümde tanımı içerisinde VEREM geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AKARCA
Küçük akarsu. Sürekli işleyen çıban, fistül. Kaplıca. Kemik veremi.
ATLAMAK
Bir engeli sıçrayarak veya fırlayarak aşmak. Yanılmak, aldanmak. Yüksek bir yerden alçak bir yere, ayaküstü gelecek bir biçimde kendini bırakmak. İnmek. Okuma, yazı yazma, sayı sayma vb. işlerde bazı bölümleri üstünkörü geçmek. Basında haberi zamanında verememek veya diğer gazetelerden öğrenmek. Bir işe sonucunu düşünmeden hemen girişmek. Binmek. Sınıfı okumadan geçmek.
TÜBERKÜLOZ
Verem.
STREPTOMİSİN
Verem basili, şarbon, difteri, veba, menenjit, zatürre vb. hastalıklara sebep olan mikroplara karşı kullanılan bir antibiyotik.
BEREM
Verem. Solgun yüzlü.
AYIĞ
Verem.
PREVANTORYUM
Vücutlarına verem mikrobu girmesine rağmen henüz hastalığa yakalanmamış zayıf kimselerin, vereme yakalanmasını önlemek amacıyla bakıldıkları sağlık kurumu.
ANIHLAMAK
Tereddüt etmek, karar verememek.
TÜBERKÜLİN
Veremin tanı ve tedavisinde yararlanılan, verem mikrobu kültüründen elde edilen bir sıvı.
VURGUN
Kolayca ve haksız ele geçen kazanç. Birine veya bir şeye vurulmuş, bağlanmış, sevmiş olan, sevdalı, âşık, meftun. Çok derinlerdeki suyun basıncı dolayısıyla iki akıntı arasında sıkışıp kalma, düzenli hava alıp verememe, birden su yüzüne çıkma vb. durumlarda dalgıcın uğradığı inme veya ölüm. Silahla yaralanmış olan. Sıcak, soğuk, dolu vb. etkilerle ürünlerde görülen zarar.
BURUNÇ
Ağaç veremi.
TEVERRÜM
Verem olma.
İLZAM
Cevap veremez duruma getirme, susturma. Herhangi bir iş yerinin gelirlerini toplama işini üzerine alma.
YILANCIK
Streptokok denilen mikropların bir sıyrığa veya yaraya bulaşarak yaptıkları hastalık, kızılyörük. Kemik veremi.
KOYULAŞTIRMA
Koyulaştırmak işi. İyi bir görüntü veremeyecek kadar zayıf olan bir film parçasının kimyasal işlemlerle güçlendirilmesi işi.
SANATORYUM
Özellikle veremli hastaların iyileştirilmesi için kurulmuş sağlık kuruluşu.
HAPTETMEK
Karşısındakini susturmak, cevap veremez durumunda bırakmak.
AKİM
Kısır, verimsiz, döl veremeyen. Sonuçsuz, başarısız. Hâkim.
ÇENTELEMEK
Yontmak. Pazarlık etmek: Bu işi çok çenteledin ha. Daha ucuza veremem.
MÜTEVERRİM
Veremli.