Kelimeler arşivinde; içinde "uştu" olan, toplam 110 tane kelime bulunuyor. İçerisinde uştu bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu uştu ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında uştu olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
OLUŞTURULABİLMEK
SORUŞTURMACILIK, KAVUŞTURABİLMEK, KONUŞTURABİLMEK, OLUŞTURULABİLME, SAVUŞTURABİLMEK, SOKUŞTURABİLMEK, SOKUŞTURUVERMEK, SORUŞTURABİLMEK, TOKUŞTURABİLMEK, TUTUŞTURABİLMEK, TUTUŞTURUVERMEK
KAVUŞTURABİLME, KONUŞTURABİLME, KOVUŞTURMAZLIK, OLUŞTURABİLMEK, OLUŞTURUVERMEK, SAVUŞTURABİLME, SOKUŞTURABİLME, SOKUŞTURUVERME, SORUŞTURABİLME, TOKUŞTURABİLME, TOPLUSORUŞTURU, TUTUŞTURABİLME, TUTUŞTURUVERME, UYUŞTURABİLMEK
UYUŞTURUCULUK, OLUŞTURABİLME, OLUŞTURUVERME, UYUŞTURABİLME
OLUŞTURULMAK, SORUŞTURMACI, UYUŞTURULMAK, ÇARPUŞTURMAK, KONUŞTURTMAK, KUYLUŞTURMAK, OTURUŞTURMAK
BULUŞTURMAK, BURUŞTURMAK, KAVUŞTURMAK, KOKUŞTURMAK, KONUŞTURMAK, KOŞUŞTURMAK, KOVUŞTURMAK, MUŞTULANMAK, OLUŞTURULMA, SAVUŞTURMAK, SOKUŞTURMAK, SORUŞTURMAK, SORUŞTURUCU, TOKUŞTURMAK, TUTUŞTURMAK, UYUŞTURULMA, ÇOĞUŞTURMAK, ÇOKUŞTURMAK, KONUŞTURTMA, MUŞTUCUBAŞI, MUŞTUCUBÖCÜ, OLUŞTURTMAK, VURUŞTURMAK, YAPUŞTURMAK, YOĞUŞTURMAK, YOĞUŞTURUCU, YORUŞTURMAK, YUMUŞTURMAK
KOKUŞTURMA, KONUŞTURMA, KOŞUŞTURMA, KOVUŞTURMA, MUŞTULAMAK, MUŞTULANMA, OLUŞTURMAK, OVUŞTURMAK, SAVUŞTURMA, SOKUŞTURMA, SORUŞTURMA, TOKUŞTURMA, TUTUŞTURMA, UYUŞTURMAK, UYUŞTURUCU, KAVUŞTURAN, KAVUŞTURMA, KOĞUŞTURMA, OLUŞTURTMA, PABUŞTURMA, UÇUŞTURMAK, VURUŞTURMA, YAHUŞTURMA, YOĞUŞTURMA
MUŞTULAMA, OLUŞTURMA, OVUŞTURMA, UYUŞTURMA, KOĞUŞTURU, MUŞTULLAR, SORUŞTURU, UÇUŞTURMA
MUŞTULUK, ÇUNKUŞTU, KAVUŞTUK, MUŞTUBEY, MUŞTULUĞ
MUŞTUCU, MUŞTULU, DAVUŞTU, TAVUŞTU
HUŞTUT
MUŞTU, PUŞTU
UŞTU
UŞTU
Süslenmek için kadınların alınlarına bağladıkları ipekli kumaş. İpekli kadın başörtüsü. (Yağcılar Yalvaç Isparta).
KONUŞTURABİLME
Konuşturabilmek işi.
TUTUŞTURUVERMEK
Çabucak tutuşturmak.
KAVUŞTURABİLMEK
Kavuşturma imkânı veya olasılığı bulunmak.
OLUŞTURULABİLME
Oluşturulabilmek işi.
SORUŞTURMACILIK
Soruşturmacının yaptığı iş, soruşturuculuk, muhakkiklik.
KONUŞTURABİLMEK
Konuşturma imkânı veya olasılığı bulunmak.
SOKUŞTURUVERMEK
Çabucak sokuşturmak.
SOKUŞTURABİLMEK
Sokuşturma imkânı veya olasılığı bulunmak.
TOKUŞTURABİLMEK
Tokuşturma imkânı veya olasılığı bulunmak.
SAVUŞTURABİLMEK
Savuşturma imkânı veya olasılığı bulunmak.
OLUŞTURULABİLMEK
Oluşturulma imkânı veya olasılığı bulunmak.
KOVUŞTURMAZLIK
(Söz sanatı terimi) Cümlede, başlanmış bulunan bir kuruluşu bırakıp sözü başka bir kuruluşla bitirme çalımı. "O sana bu kadar iyilik etsin, sonra da ondan en ufak bir yardımı esirgemek!" gibi ki baştaki cümleye göre son parça sonra da sen ondan en ufak bir yardımı esirge! şeklinde olmalı idi.
SORUŞTURABİLMEK
Soruşturma imkânı veya olasılığı bulunmak.
KAVUŞTURABİLME
Kavuşturabilmek işi.
TUTUŞTURABİLMEK
Tutuşturma imkânı veya olasılığı bulunmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde UŞTU geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ANA
Anne. Temel, asıl, esas. Alacağın veya borcun, faizin dışında olan bölümü. Yaşlı kadınlara saygılı bir seslenme sözü. Yavrusu olan dişi hayvan. Çizgilerden herhangi birini anlatan kelimeye sıfat olarak geldiğinde o çizginin, belirli bir kural altında hareket ederek bir yüzey oluşturmaya yaradığını anlatan bir söz. Velinimet. Dinî bakımdan aziz tanınan bazı kadınlara verilen saygı unvanı.
AHLAT
Gülgillerden, kendi kendine yetişen, üzerine armut aşılanan ağaç, yaban armudu, dağ armudu (Pirus piraster). Beden yapısının temelini oluşturan ögeler. Kaba adam, yol iz bilmez kimse. Bitlis iline bağlı ilçelerden biri. Bu ağacın, armuda benzeyen, iyice olgunlaştıktan sonra yenilebilen yemişi. Bir karışım içindeki parçalar, ögeler.
AİLE
Evlilik ve kan bağına dayanan, karı, koca, çocuklar, kardeşler arasındaki ilişkilerin oluşturduğu toplum içindeki en küçük birlik. Eş, karı. Aynı gaye üzerinde anlaşan ve birlikte çalışan kimselerin bütünü. Temel niteliği bir olan dil, hayvan veya bitki topluluğu, familya. Aynı soydan gelen veya aralarında akrabalık ilişkileri bulunan kimselerin tümü. Birlikte oturan hısım ve yakınların tümü.
ALET
Bir el işini veya mekanik bir işi gerçekleştirmek için özel olarak yapılmış nesne. Bir sanatı yapmaya, uygulamaya yarayanf özel araç. Maşa. Bir makineyi oluşturan ve işlemesine yardım eden parçalardan her biri.
AKNE
Yağ bezlerinin deri üzerinde oluşturduğu iltihaplı sivilce.
AFYONLAMAK
Afyon vererek uyuşturmak, uyutmak. Birini telkin yoluyla doğru düşünmesini önleyerek zararlı bir yola sürüklemek.
ALMAŞ
İki veya daha çok şeyin sıra ile değiştirilerek kullanılması veya kendiliğinden değişerek çalışması, keşikleme, münavebe. Birinin doğru olması ötekinin yanlışlığını gerektiren iki önermenin oluşturduğu sistem.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
AĞIRLIKLI
Ağırlığı olan. Değerlendirmelerde üzerinde fazlaca durulan. Çoğunluğu oluşturan.
AHLATIERBAA
İnsanın kişiliğini oluşturduğuna inanılan bedendeki balgam, kan, safra ve sevda ögeleri.
AĞ
İplik, sicim, tel vb. ince şeylerden kafes biçiminde yapılmış örgü. Ulaşım ve iletişim gibi alanlarda ülkenin her yerine yaygınlaştırılmış şebeke. Örümcek vb. hayvanların salgılarıyla oluşturdukları örgü. Çaprazlama örgü ile yapılmış olan ve kale direkleri arkasına gerilen örgü, file. Pantolon veya külotun apış arasına gelen yeri, apışlık. Tuzak. Oyun alanını ortadan ikiye bölen iple yapılmış örgü, file.
AKIŞMA
Akışmak işi. Bir sıraya gelen ses, hece veya kelimelerin birbirleriyle uyuşarak kulağa hoş ve dile kolay gelen bir bütün oluşturması.
AĞIRLIK
Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.
AMENTÜ
Bir oluş, düşünce veya ideolojinin temelini oluşturan değer yargıları. Arapça "inandım" anlamına gelen ve İslamiyetin temel inançları olan "Allah'a, onun meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, kadere, hayır ve şerrin Allah'tan geldiğine inanma"yı dile getiren söz.
AĞIZ
Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.
AFYON
Olgunlaşmamış haşhaş kapsüllerine yapılmış olan çiziklerden sızan, güçlü bir zehir olmakla birlikte içinde morfin, kodein vb. uyuşturucular bulunan madde.
ALTYAPI
Bir yerleşim yeri veya bir yapı için gerekli olan yol, kanalizasyon, su, elektrik vb. tesisatın tümü. Toplumun ekonomik yapısını oluşturan ve insan bilincinden bağımsız olarak biçimlenen üretim ilişkilerinin hepsi, enfrastrüktür, üstyapı karşıtı. Bireyin edindiği bilgi ve deneyim.
AKROMATİN
Hücre çekirdeği içindeki ince iplikçiklerden yapılmış, kromatin ile boyanmamış kromozomları oluşturan bölüm.
ALEVLENDİRMEK
Alevlenmesini sağlamak, tutuşturmak. Etkisini, şiddetini artırmak, çoğaltmak.
AÇIKLAYICI
Bir sorunu gerekli açıklığa kavuşturan. Kendinden önce gelen kelimeyi belirten, açıklayan (kelime veya kelimeler): "Atatürk, yeni Türkiye'nin kurucusu, daima saygı ile anılacaktır" cümlesindeki 'yeni Türkiye'nin kurucusu' sözü Atatürk adının açıklayıcısıdır.