Kelimeler arşivinde; içinde "uçur" olan, toplam 23 tane kelime bulunuyor. İçerisinde uçur bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu uçur ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında uçur olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
UÇURUMLAŞMAK
UÇURUVERMEK, UÇURUMOLOĞU, UÇURUMLAŞMA, UÇURABİLMEK
UÇURUVERME, UÇURABİLME
UÇURULMAK
UÇURTMAK, UÇURULMA, UÇURUMLU
UÇURMAK, UÇURĞAN, UÇURGEÇ, UÇURGAN, UÇURGAÇ, SUÇURUM, UÇURTMA
UÇURAK, UÇURUM, UÇURMA
MUÇUR
UÇUR
UÇUR
Vakit, an. Fırsat. Mevsim.
UÇURTMAK
Uçma işini yaptırmak, uçmasına yol açmak.
UÇURUVERME
Uçuruvermek işi.
UÇURABİLME
Uçurabilmek işi.
UÇURGAN
Uçurtma. Hırsız.
UÇURUMLU
Kuruntulu, küçük olayları korkuyla büyüten.
UÇURUVERMEK
Çabucak uçurmak. Bir sözü hemen başkasına iletmek.
UÇURABİLMEK
Uçurma imkânı veya olasılığı bulunmak.
UÇURĞAN
Uçurtma.
UÇURUMLAŞMAK
Uçurum durumuna gelmek.
UÇURMAK
Uçma işini yaptırmak. Gizlice alıp gitmek. Hızlı götürmek, hızlı sürmek.
UÇURUMOLOĞU
Basınçlı suyun değirmene ulaştığı kısım. (Köprü Şarkikaraağaç Isparta).
UÇURUMLAŞMA
Uçurumlaşmak durumu.
UÇURGEÇ
Uçurtma.
UÇURULMAK
Uçurma işi yapılmak.
UÇURULMA
Uçurulmak işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde UÇUR geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DİNAMİTLEMEK
Dinamitle havaya uçurmak. Bir girişimi, bir kuruluşu engelleyici, yıkıcı davranışta bulunmak.
ARGU
İki dağ arası, uçurum.
ARDILI
Asılı: Rüzgâr çamaşırları uçurmuş ama, bereket versin direkte ardılı kalmışlar. Daldaki meyvenin çokluğu için: Almalâ ardılı, budakları, dalları gırılıyô. Asılmış durumdaki nesneler.
CAH
Parmaklık, korkuluk. Öküz, manda, keçi ve benzerleri hayvanları kovalama ve yürütme ünlemi. Uçurum.
ATMAK
Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. Örtmek. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Bir yerden başka bir yere taşımak. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Söylemek. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Uzatmak. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. Yırtılmak. Bilmeden, kestirerek söylemek. Yalan ya da abartmalı söz söylemek. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Koymak. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Geri bırakmak, ertelemek. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Terk etmek. Değerini eksiltmek. Götürmek. Çıkarmak, dışarıya vermek. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. İçki içmek. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Rastgele bir kenara koymak. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Göndermek, yollamak. Çatlamak. Sille, tokat vurmak.
YAR
Uçurum.
BARIK
1.Sivri tepeler arasındaki uçurum, yüksek kayalıklardaki çatlaklıklar. 2.Yeşillik, çayırlık yer. 3.Bitkilerin çok olduğu yer. 4.Herhangi bir şeyin çok bulunduğu yer.
YALPAK
Dalkavuk. Sokulgan, cana yakın. Sarp yer, uçurum.
UÇURMA
Uçurmak işi.
ÇARTAN
Uçurumun dibi.
ÇAVDURMAH
Atmak, uçurmak.
UÇURTMA
Uçurtmak işi. Üzeri renkli kâğıtlarla kaplanmış, genellikle çokgen biçimindeki bir gövde ve süslü bir kuyruktan oluşan, iple bağlanarak rüzgâr yardımıyla uçurulan bir çeşit oyuncak.
DİNAMİTLENMEK
Dinamitle havaya uçurulmak. Engellenmek.
BARIH
Sivri tepeler arasındaki uçurum, yüksek kayalıklardaki çatlaklıklar.
BERHAVA
Havaya atılmış, uçurulmuş. Yararsız, boş.
ALATA
Karışık, toplama. Karışık maddelerle yapılan bir çeşit ekmek. Uçurum: Alatadan aşağı yuvarlandı. Yüksek: Arabaya alata yük vurmuş. Sürüye katılmayan zayıf, hasta hayvan. Nekahat devresindeki iştahlılık.
SAVURMAK
Havaya atıp dağıtmak, saçmak. Sallamak, uçurmak, dalgalandırmak. Boşuna ve çok miktarda harcamak, israf etmek. Rüzgâr, şiddetle eserek bir yeri, bir şeyi altüst etmek, havaya kaldırmak, dağıtmak. Şiddetle döndürerek sallamak, kaldırarak vurmak. Yalan, küfür vb. söylemek. Kaldırıp atmak, fırlatmak. Bir sıvının havalanmasını veya kaynayan sıvının taşmasını önlemek, soğutmak amacıyla alıp yine kendi kabına dökmek.
ATACAK
Hallaç tokmağı. Çocukların ok, taş atmak için kullandıkları sapan. Orman veya dağların yüksek yamaçlarından eteklere doğru tomruk yuvarlanan yol, uçurum.
ÇARŞAK
Bayırlardan akarak yığın haline gelen çakıl. Kayalık yamaç yer. Uçurum. Çağlayan. Ufak çakıl taşlar ile örtülü yer. Sinop şehrinde, Boyabat ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
AŞE
Sarp kayalar, uçurum. Ayşe.