UÇUR ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "uçur" olan, toplam 21 adet kelime bulunmaktadır. uçur ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu uçur ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde uçur olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

12 harfli kelimeler

UÇURUMLAŞMAK

11 harfli kelimeler

UÇURUVERMEK, UÇURABİLMEK, UÇURUMOLOĞU, UÇURUMLAŞMA

10 harfli kelimeler

UÇURABİLME, UÇURUVERME

9 harfli kelimeler

UÇURULMAK

8 harfli kelimeler

UÇURTMAK, UÇURULMA, UÇURUMLU

7 harfli kelimeler

UÇURĞAN, UÇURMAK, UÇURTMA, UÇURGEÇ, UÇURGAN, UÇURGAÇ

6 harfli kelimeler

UÇURMA, UÇURUM, UÇURAK

4 harfli kelimeler

UÇUR

Bazı kelimelerin anlamları

UÇUR

Vakit, an. Fırsat. Mevsim.

UÇURUVERME

Uçuruvermek işi.

UÇURUMLAŞMAK

Uçurum durumuna gelmek.

UÇURULMA

Uçurulmak işi.

UÇURABİLMEK

Uçurma imkânı veya olasılığı bulunmak.

UÇURGEÇ

Uçurtma.

UÇURTMA

Uçurtmak işi. Üzeri renkli kâğıtlarla kaplanmış, genellikle çokgen biçimindeki bir gövde ve süslü bir kuyruktan oluşan, iple bağlanarak rüzgâr yardımıyla uçurulan bir çeşit oyuncak.

UÇURUMOLOĞU

Basınçlı suyun değirmene ulaştığı kısım. (Köprü Şarkikaraağaç Isparta).

UÇURTMAK

Uçma işini yaptırmak, uçmasına yol açmak.

UÇURUMLAŞMA

Uçurumlaşmak durumu.

UÇURĞAN

Uçurtma.

UÇURMAK

Uçma işini yaptırmak. Gizlice alıp gitmek. Hızlı götürmek, hızlı sürmek.

UÇURUVERMEK

Çabucak uçurmak. Bir sözü hemen başkasına iletmek.

UÇURUMLU

Kuruntulu, küçük olayları korkuyla büyüten.

UÇURABİLME

Uçurabilmek işi.

UÇURULMAK

Uçurma işi yapılmak.

  -   -   -  

Anlamında UÇUR bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde UÇUR geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ALATA

Karışık, toplama. Karışık maddelerle yapılan bir çeşit ekmek. Uçurum: Alatadan aşağı yuvarlandı. Yüksek: Arabaya alata yük vurmuş. Sürüye katılmayan zayıf, hasta hayvan. Nekahat devresindeki iştahlılık.

ÇERÇİVE

Çıtalı uçurtma.

ÇARŞAK

Bayırlardan akarak yığın haline gelen çakıl. Kayalık yamaç yer. Uçurum. Çağlayan. Ufak çakıl taşlar ile örtülü yer. Sinop şehrinde, Boyabat ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

YAR

Uçurum.

DİNAMİTLENMEK

Dinamitle havaya uçurulmak. Engellenmek.

ARDILI

Asılı: Rüzgâr çamaşırları uçurmuş ama, bereket versin direkte ardılı kalmışlar. Daldaki meyvenin çokluğu için: Almalâ ardılı, budakları, dalları gırılıyô. Asılmış durumdaki nesneler.

BARIK

1.Sivri tepeler arasındaki uçurum, yüksek kayalıklardaki çatlaklıklar. 2.Yeşillik, çayırlık yer. 3.Bitkilerin çok olduğu yer. 4.Herhangi bir şeyin çok bulunduğu yer.

BARIH

Sivri tepeler arasındaki uçurum, yüksek kayalıklardaki çatlaklıklar.

ATACAK

Hallaç tokmağı. Çocukların ok, taş atmak için kullandıkları sapan. Orman veya dağların yüksek yamaçlarından eteklere doğru tomruk yuvarlanan yol, uçurum.

ÇAVDURMAH

Atmak, uçurmak.

ÇARTAN

Uçurumun dibi.

YALPAK

Dalkavuk. Sokulgan, cana yakın. Sarp yer, uçurum.

UÇURMA

Uçurmak işi.

DİNAMİTLEMEK

Dinamitle havaya uçurmak. Bir girişimi, bir kuruluşu engelleyici, yıkıcı davranışta bulunmak.

SAVURMAK

Havaya atıp dağıtmak, saçmak. Sallamak, uçurmak, dalgalandırmak. Boşuna ve çok miktarda harcamak, israf etmek. Rüzgâr, şiddetle eserek bir yeri, bir şeyi altüst etmek, havaya kaldırmak, dağıtmak. Şiddetle döndürerek sallamak, kaldırarak vurmak. Yalan, küfür vb. söylemek. Kaldırıp atmak, fırlatmak. Bir sıvının havalanmasını veya kaynayan sıvının taşmasını önlemek, soğutmak amacıyla alıp yine kendi kabına dökmek.

AŞE

Sarp kayalar, uçurum. Ayşe.

BERHAVA

Havaya atılmış, uçurulmuş. Yararsız, boş.

ARGU

İki dağ arası, uçurum.

CAH

Parmaklık, korkuluk. Öküz, manda, keçi ve benzerleri hayvanları kovalama ve yürütme ünlemi. Uçurum.

ATMAK

Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. Örtmek. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Bir yerden başka bir yere taşımak. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Söylemek. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Uzatmak. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. Yırtılmak. Bilmeden, kestirerek söylemek. Yalan ya da abartmalı söz söylemek. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Koymak. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Geri bırakmak, ertelemek. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Terk etmek. Değerini eksiltmek. Götürmek. Çıkarmak, dışarıya vermek. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. İçki içmek. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Rastgele bir kenara koymak. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Göndermek, yollamak. Çatlamak. Sille, tokat vurmak.