Kelimeler arşivinde; içinde "tımlı" olan, toplam 11 tane kelime bulunuyor. İçerisinde tımlı bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu tımlı ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında tımlı olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
ARTIMLILIK
ANLATIMLI, YALITIMLI
KATIMLIK, SATIMLIK, TARTIMLI, ARITIMLI
ARTIMLI, ASTIMLI, YATIMLI
TIMLI
TIMLI
Sapsız bıçak. Sapsız bıçak. (Gedikli Şarkikaraağaç Isparta).
KATIMLIK
Bir kezde katılacak miktarda olan.
ARITIMLI
Amaca uygun işlemlerle arıtılmış ya da çıkarılması gerekli öğelerden ayıklanmış olan.
ASTIMLI
Astımı olan, astım hastalığına tutulmuş olan.
TARTIMLI
Dizemli.
ARTIMLILIK
Artımlı olma durumu.
YALITIMLI
Hava, ısı, ses vb.ni geçirmeyen, hermetik. Kümeölçümde küme üyelerinin hiçbirinden çekim almayan yalnız ya da soyutlanmış birey. bk. yıldız.
YATIMLI
Uysal, uslu. Becerikli, eli yatkın.
ANLATIMLI
Düşünce ve duyguyu güçlü ve canlı bir biçimde anlatan.
SATIMLIK
Satıcının, mal sahibi adına sattığı şeyden aldığı yüzdelik.
ARTIMLI
Pişince şiştiği için miktarı artmış gibi görünen, artağan. Çoğalma özelliği olan.
Bu bölümde tanımı içerisinde TIMLI geçen kelimeler listesi verilmiştir.
TONLAMA
İfadeye bir fikir, duyuş, heyecan, yumuşaklık, sertlik ayırtısı katmak üzere seslerde meydana getirilen uzatma, perde değişikliği gibi başkalıklar. bk. Anlatımlı tonlama.Tonlama kelimesi, çarpma ton ve sivrili tonanlamına kullanılan SERT TONLAMA (Int.dure ou rude) ve YUMUŞAK TONLAMA (Int.douce) terimlerinde de geçer. Konuşma sırasında, konuşmaya hâkim olan esas tonda çeşitli anlam incelikleri sağlayan değişiklikler; konuşanın önem verdiği veya ayırıcı anlamlar vermek istediği kelimelerde başvurduğu değişik ton, kelime ve heceler arasında yükseklik ve yoğunluk bakımından meydana getirdiği farklar: || Eh, ne diyorsun bakalım? || Orhan şaşaladı: || Nasıl yani? || Ne düşünüyorsun dedim? || Hiiç. || İyi ya. || Gene gazeteye eğildi. Ama Orhan'ın güldüğünü de görØdü: || Neye güldün? Gene mi hiç? || Orhan bu sefer daha bir içten güldü: || Evet. Ama bu sefer sahiden hiç. || Demek demin yalancıktan hiç idi? || Öyle (T. Buğra, Dönemeçte, s. 22) ve benzerleri || Yukarıdaki örnekte yer alan hiç kelimelerinde birbirinden farklı tonlamalar vardır.
HERMETİK
Yalıtımlı.
ATARCA
Yeğinliği atımlı biçimde değişen akımmıknatıssal dalgalar salan gökcismi.
FANFAR
Bakır üflemeli çalgılardan oluşan orkestra. Bu orkestranın çaldığı tartımlı ve canlı parça.
KİYOGEN
Japon tiyatrosunda kısa güldürü. Genellikle, no oyunu arasında oynanır. Dekoru ve donatımlığı yoktur. Çoğu kez iki oyuncuyla oynanır. Bunun üç ya da dört oyuncuyla oynananı da vardır.
ABUZAMBAK
Garip sözler söyleyen, tuhaf hareketlerde bulunan kişi. Saçma sapan, gelişi güzel, ileri geri, boş söz. Yaprağı astımlı hastalar tarafından sigara yapılarak içilen bir çeşit ot. Güldürücü ve tuhaf söz söyliyen, tuhaflık yapan kimse.
İŞLİK
Atölye. Gömlek. İş yeri, atelye. El tezgâhı. Koyun ve keçilere takılan zillerin ve çanların içindeki sallanan kısım. Mintan, gömlek. Hanımların giydiği kısa ceket. İş elbisesi ya da iş önlüğü. Yelek. Astarlık bez. Yatak, yorgan konulan yüklük. İçe giyilen göynek (Çayağzı), karşılığı içlik. Okullarda işbilgisi, resim-iş, biçki-dikiş gibi uygulamalı derslerin yapıldığı, gerekli araç ve gereçler ile donatılmış çalışma yerlerine verilen ad. Tiyatroda terzilik, marangozluk, elektrik işleri, donatımlık yapımı gibi uğraşlar için kullanılan, iş üretilen yer. Sanatçının içinde çalıştığı yer. Bir zanaatın yapıldığı yer. Büyük işliklerde bezem, donatım, giysi, alçı işleri, ve benzerleri çeşitli çalışmaların yapıldığı özel bölümler. (Geniş anlamda) Film çevirmek için gerekli tüm yapıları, kuruluşları kapsayan özel yapı. (Dar anlamda) Film çeviriminde, içeride çalışmaların gerçekleştirilmesini, ayrıca seslendirme çalışmalarını sağlayan bölümler. (Bu anlamda, özellikle düzlükle anlamdaştır). Televizyon izlencelerinin hazırlanması, yayına verilmesi için gerekli bütün uygulayım kuruluşlarını, yönetim bölümlerini kapsayan özel yapı. Bir izlencenin doğrudan doğruya alıcı önünde gerçekleştirildiği yer. (Bu anlamda düzlükle anlamdaştır). Dekor, kostüm, aksesuvar, butafa ve benzerleri hazırlamak için çalışma yeri, atölye. Kısa cepken. Yağsız sütten elde edilen lor peyniri. (Değirmendere Afyonkarahisar). iş yeri, çalışılan, iş yapılan yer, ticarethane.
ÜRENTİLİ
Artımlı, çoğalabilen (nesne için).
ARTAĞAN
Alışılandan veya beklenilenden artık verimi olan, bereketli. Çoğalan, fazlalaşan, artımlı.
ABIZAMBAK
Saçma sapan, gelişi güzel, ileri geri, boş söz. Geveze, çenesi düşük, abuk sabuk konuşan. Saçma sapan, gelişi güzel konuşan. Yaprağı astımlı hastalar tarafından sigara yapılarak içilen bir çeşit ot. Ahmak, budala, sersem, aptal.
DİZEMLİ
Düzenli aralıklarla tekrarlanan, tartımlı, ritimli, ritmik.
KARTONPAT
Tiyatroda bazı eşyaları, donatımlıkları, maskeleri yapmada kullanılan tutkal, kağıt ya da mukavva karışımı hamur.
LÜMEN
Işık şiddeti 1 mum olan, eşit dağıtımlı bir nokta kaynağının 1 steradyan içine yayımladığı ışık akısı.
DİRENİ
Çatı arası, tavan arası. Bir yanıtlayıcının belli bir soruyu yanıtlamamakta direnmesi ya da bir anlatımlı sınarda dile getirilen tutuma katılmaması.