Kelimeler arşivinde; içinde "türel" olan, toplam 13 tane kelime bulunuyor. İçerisinde türel bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu türel ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında türel olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
SOSYOKÜLTÜREL
HÜŞTÜRELEMEK, KÖSTÜRELEMEK, KUSTÜRELEMEK, KÜSTÜRELEMEK, TEKTÜRELLEME
STRÜKTÜREL
KÜLTÜREL, ÇOKTÜREL, TEKTÜREL
NATÜREL
TÜRELİ
TÜREL
TÜREL
Adalet ile ilgili olan.
TEKTÜRELLEME
İçinde yağ parçalan gibi çözünmeyen özdekleri bulunan bir sıvının, iyice karıştırılarak tektürel duruya getirilmesi işlemi.
HÜŞTÜRELEMEK
Tahta rendelemek.
KÖSTÜRELEMEK
Bilemek (bıçak, makas vb.).
KÜLTÜREL
Kültüre ilişkin, kültürle ilgili.
KUSTÜRELEMEK
Tahta rendelemek.
TEKTÜREL
Özellikleri, her noktasında eşdeğer olan özdek evresine ilişkin. Yapısı ve özellikleri her yerinde özdeş olan (özdek). Aynı dereceli ya da aynı boyutlu olan. Fiziksel ve kimyasal özellikleri, çeşitli bölgelerinde ayrılık göstermeyen tek evreli dizgelerin ortak özelliği.
STRÜKTÜREL
Yapısal.
NATÜREL
Doğal.
KÜSTÜRELEMEK
Tahta rendelemek.
TÜRELİ
Güzel. Diyarbakır şehri, Lice belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
SOSYOKÜLTÜREL
Aynı anda bir toplumu veya toplumsal bir grubu ve kendine özgü olan kültürü ilgilendiren.
ÇOKTÜREL
Tek evreli olmayan, özellikleri kesikli olarak değişen ortamlara ilişkin. Doğabilimsel yapı ya da kimyasal birleşim açısından tektürel ve düzgün olmayan. Birden çok evreden oluşan ve bu nedenle tekdüze özellikler göstermeyen dizgelerin genel niteliği.
Bu bölümde tanımı içerisinde TÜREL geçen kelimeler listesi verilmiştir.
YAPISAL
Yapı ile, yapılış ile, kuruluş ile ilgili, strüktürel, konstrüktif.
ÇÖZÜNEN
Çözelti oluşturan özdek. Bir çözgende çözünüme uğrayan özdek. Kendi bileşimini değiştirmeden, çözücü içinde, atom, molekül ya da yükünler olarak tekdüze dağılmış özdek. Tektürel bir karışımda nicelikçe az olan. Çözücü içinde bileşimi bozulmadan dağılmış ve genellikle çözeltide miktarca az olan madde.Katı-sıvı homojen karışımlarında katı daima çözünendir. Ör. %80'lik şeker çözeltisinde çözünen şeker, çözücü sudur. Bir çözende çözünerek, çözelti oluşturan özdek.
TURİZM
Dinlenme, eğlenme, görme, tanıma vb. amaçlarla yapılmış olan gezi. Bir ülkeye veya bir bölgeye turist çekmek için alınan ekonomik, kültürel, teknik önlemlerin, yapılmış olan çalışmaların tümü.
ANTROPOLOJİ
İnsanın kökenini, biyolojik özelliklerini, toplumsal ve kültürel yönlerini inceleyen bilim, insan bilimi.
ALTBÖLÜK
Bağlı bulundukları soy yapısı içinde, kendilerine özgü soydan gelme dinsel kaynaklı: toplumsal, ekonomik ya da kültürel birer uğraşı ve yaşam yöntemleri bulunan, ayrıca, birbirleriyle ilişkilerini kutyasaklaşmış kurallara göre sürdüren topluluklardan her biri. bk. soy. karşılığı altkültür, yerel bölük.
DEĞER
Bir şeyin önemini belirlemeye yarayan soyut ölçü, bir şeyin değdiği karşılık, kıymet. Bir değişkenin veya bilinmeyenin sayı ile anlatımı. Üstün nitelik, meziyet, kıymet. Kişinin isteyen, gereksinim duyan bir varlık olarak nesne ile bağlantısında beliren şey. Üstün, yararlı nitelikleri olan kimse. Bir şeyin para ile ölçülebilen karşılığı, bedel, kıymet, paha, valör. Bir ulusun sahip olduğu sosyal, kültürel, ekonomik ve bilimsel değerlerini kapsayan maddi ve manevi ögelerin bütünü.
DOĞALLIK
Doğal olma durumu, tabiilik, natürellik.
FEYİZ
Verimlilik, gürlük, ongunluk, bereket. İlerleme, kültürel gelişme, olgunluk. Artma, çoğalma. Manevi haz, mutluluk, iç huzuru.
ÇÖZÜNDÜRME
Çözündürmek işi. Bir katının bir sıvı içinde kültürel bir çözeltisini hazırlama.
BİRİKİM
Birikme, bir yerde toplanıp yığılma. Biriktirilen mal ya da para. Gözlemler, deneyler sonucu elde edilmiş şeylerin bütünü, deneyim. Bilim veya sanat alanında sahip olunan bilgi, repertuvar. Herhangi bir aşınma sürecinde veya taşıma işi yapılırken alüvyonlu maddelerin bırakılması. Toplumların kültürel varlıklarının gelişip genişlemesi ve uygarlık düzeyinin yükselmesi süreci.
BUDUNBİLİM
Özellikle ilkel diye nitelenen budunların, ama son otuz kırk yıldan beri ilkel diyemeyeceğimiz toplumların özdeksel ve tinsel kültür öğelerini dizgeli bir biçimde açıklayan; türlü kültürler arasında karşılaştırmalar yapan, insanlığın kültür tarihini açıklamaya çalışan, kültürel göçleri ve kültürün genel gelişme yasalarını araştıran bilim. İnsanı konu edinen, özellikle ilkel toplumları ve onların özdeksel ve tinsel kültür değerlerini inceleyen, kültürler arası ilişkiler üzerinde düzenli araştırmalar yapan ve kültürün genel gelişme yasalarını saptamaya çalışan bilim. Kültürleri bütün boyutları içinde saptayarak bunların kaynak, gelişim, değişim ve tüm öteki sorunlarını birtakım sonuç, kural ya da yasaların yardımıyla çözmeğe çalışan bilim dalı. bk. halkbilim. Yeryüzünde yaşıyan insan topluluklarının ya da toplumlarının özdeksel ve tinsel ekinlerini karşılaştırmalı olarak, birbirleriyle ilişkileri içinde inceleyerek ekinin genel oluşum ve gelişim yasalarını araştıran bilim dalı.
DOĞAL
Doğada olan, doğada bulunan. Olağan, alışılmış, her zamanki gibi olan, beklenildiği gibi. Yapmacık olmayan. Kendiliğinden olan, insan eliyle yapılmamış, yapay karşıtı. Doğada rastlandığı gibi, doğaya uygun olan, doğa güçlerine, kurallarına uyan, tabii, natürel. Katıksız, saf. Sağduyuya, mantığa, olağan düzene uygun olan.
KÜLTÜRLENMEK
Bir arada bulunan iki bireyin veya etnik grubun değer yargıları ile kültürel birikiminin özellikleri birbirinden etkilenerek değişikliğe uğramak.
SENDİKA
İşçilerin veya işverenlerin iş, kazanç, toplumsal ve kültürel konular bakımından çıkarlarını korumak ve daha da geliştirmek için aralarında kurdukları birlik.
GELENEK
Bir toplumda, bir toplulukta eskiden kalmış olmaları dolayısıyla saygın tutulup kuşaktan kuşağa iletilen, yaptırım gücü olan kültürel kalıntılar, alışkanlıklar, bilgi, töre ve davranışlar, anane, tradisyon.
ALTKÜLTÜR
Bir toplumun kültürel yapısına yeterince uyum sağlayamayan kültür. Ulusal ya da toplumsal kültürleri oluşturan kültür birimlerinden her biri. bk. köylü kültürü, halk kültürü, seçkin kültürü, özdeksel kültür. karşılığı altbölük. Hücrelerin çoğalmalarını sağlamak amacıyla başka bir besi yerine aktarılması işlemi.
SENDİKACILIK
Aynı meslekte çalışan kimselerin iş, kazanç, toplumsal ve kültürel konular bakımından çıkarlarını korumak için birlik olmalarını amaçlayan akım, sendikalizm. Sendikaların etkinliği, sendikalizm. Toplum yaşamında sendikalara önemli bir görev yüklemek amacını güden öğreti, sendikalizm.
ANLAŞMA
Anlaşmak durumu. Devletler arası siyasal, ekonomik, kültürel vb. alanlarda yapılmış olan uzlaşma ve bu uzlaşmanın tespit edildiği belge, uyuşma, itilaf, antant, konvansiyon. Sözleşme.
ORTAM
Canlı bir varlığın içinde bulunduğu doğal veya maddi şartların bütünü. Bir topluluğun veya toplulukların hareket alanı, platform. Bir kimsenin veya bir insan topluluğunun yaşayışını etkileyen ruhsal, toplumsal ve kültürel etkilerin bütünü. Nesnel ve toplumsal yönlerle bazen kişinin iç dünyasını da kapsayan yakın çevre, vasat.
ÇEVRE
Bir şeyin yakını, dolayı, etraf, periferi. Bir birimden önce veya sonra gelen aynı türden birimlerin tümü, bunların oluşturduğu küçük grup, kontekst. Kişinin içinde bulunduğu toplumu oluşturan ortam. Hayatın gelişmesinde etkili olan doğal, toplumsal, kültürel dış faktörlerin bütünlüğü. Bir kimse ile ilişkisi bulunanlar, muhit. Yağlık. Düzlem üzerindeki bir şekli sınırlayan çizgi. Aynı konu ile ilgisi bulunan kimselerin tümü, muhit.