İçinde TOZLU geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "tozlu" olan, toplam 9 tane kelime bulunuyor. İçerisinde tozlu bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu tozlu ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında tozlu olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

TOZLU

Toza bulanmış veya tozu olan.

TOZLUBURUN

Çorum kenti, Seydim nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

TOZLUKLU

Üzerinde tozluk bulunan.

TOZLURAK

Toz renginde, bozca.

HOTOZLU

Hotozu olan.

TOZLUCA

Erzurum kenti, Çiftlik bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Kars şehrinde, Selim belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Şanlıurfa ilinde, Harran ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge. Şanlıurfa ilinde, Kanlıavşar nahiyesine bağlı bir bölge.

TOZLUKSUZ

Üzerinde tozluk olmayan. Tozluğu olmadan.

TOZLUH

Harmanda döverbiçerin ayırdığı tozlu topraklı tane.

TOZLUK

Pantolonun paçasını tozdan korumak için ayakkabının üzerine geçirilip düğmelenen veya dizden aşağı uzanarak ayağın üstünü örten dar paçalık, getr.

  -   -   -  

Anlamında TOZLU bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde TOZLU geçen kelimeler listesi verilmiştir.

GET

Sırık, değnek. Bozuk dikiş, pot. Eskiden potin üstüne geçirilerek bağlanan, diz kapaktan topuğa kadar uzanan kösele tozluk. Arapça kökenli khıt: Kıt.

AFARALAMAK

Harman yerinde kalan tozlu, topraklı hububatı toplamak. Bahçede kalan döküntü meyvaları toplamak. Bir şeyin irisini, ufağını ayırmak, seçmek.

ANNAK

Tepenin en sivri yeri. At, eşek, tavuk, keklik gibi hayvanların yatıp yuvarlandıkları tozlu yer. Anlayış, duygu. Anlayış, bellek, zekâ. Karşı, ön taraf, gözönü, her taraftan görülebilen yer, meydan, açıklık. Görülebilen yer. Karşı, ön taraf. Doruk, gözetleme yeri, siper. Duygu. Hatıra. Alan, meydan.

ANAK

Hafıza, bellek. Karşılık, mukabil. Heykel, abide. Hatıra, hediye, armağan. At, eşek, tavuk, keklik gibi hayvanların yatıp yuvarlandıkları tozlu yer.

GONGUR

Ocaktaki tozlu birikinti, kurum.

BADIŞ

Fasulye, bakla, mercimek gibi taze sebzelerin yeşil kısmı, tohum yatağı. Kadınların giydiği dizden bileğe kadar olan bir çeşit çorap. Yeşil fasulye. Yün tozluk, tabansız bir çeşit çorap. Taze fasulye tanesi (Erzincan Merkez).

İBİLİ

İnce, narin, nazik. Az gören (göz için): İbili göz. Hindi. Hotozlu serçe.

DİZLEMELİK

Çorap, tozluk yapılmaya elverişli yün.

DOLAK

Tozluk yerine bacaklara ayak bileğinden dize kadar dolanan ensiz ve uzun kumaş parçası. Boyun atkısı. Başörtüsü, yazma.

ÇAMURLUK

Çamuru çok olan yer. Paçaları çamurdan korumak için giyilen tozluk. Taşıtlarda tekerleklerin üst bölümünü örten parça. Ayakkabıların çamurunu kazımak için yapılarda giriş kapısının önünde, yere çimento veya betonla tutturulan, demirden yapılmış, türlü biçimlerdeki ayakkabı sileceği.

AFARLAMAK

Afallamak. Harman yerinde kalan tozlu, topraklı hububatı toplamak. Bahçede kalan döküntü meyvaları toplamak.

GARÇİN

Meşinden yapılan örgülü tozluk.

GARÇIN

Yapışkan killi toprak. Meşinden yapılan örgülü tozluk. Ayakkabının içine giyilen, keçi kılından örülmüş çorap. Bir tarafı halı, bir tarafı kumaş yastık kılıfı. Obalarda ev yapımında kullanılan 20 cm. genişliğinde dokuma kuşak, (Kızılca Bor Niğde).

SUBYE

Ayağın altından geçen, tozluğa veya pantolon paçalarına bağlanan deriden, kumaş vb.nden şerit.

BOZANAĞ

Tozlu, dumanlı.

DİZLİK

Korumak amacıyla dize geçirilen şey. Dize kadar uzanan konçlu çorap. İç donu. Şalvar. İş önlüğü. Uç, kuyruk. Erkeklerin giydiği getr biçiminde çorap, tozluk. Dize kadar uzanan uzun konçlu çorap. Önlük, peştemal. Pantalon, şalvar. Kadınların giysi üstüne bağladıkları süslü kuşak ve benzerleri nesne. Zeybek pantolonu. Kadınların şalvar üstüne giydikleri önlük. Sert yüzeyli toprak alanlarda, kalecilerin yaralanmaktan korunmak için dizlerine taktıkları içi pamuklu özel bir koruyucu. Uzun kadın donu. (Yukarıtırtar Yalvaç Isparta; Dardere Bozüyük Bilecik). Kadın iş önlüğü. (Yenikent Aksaray Niğde). Yün pantalon. (Çanksaray Şarkikaraağaç Isparta). Kağnıda diz adı verilen bölümün bir parçası. (Köke Gelendost Isparta). Kunduracının yemeni, mes, ayakkabı diktiği sırada dizine geçirdiği meşin parçası. (Söğüt Bilecik). Belden diz kapağına kadar bacağa giyilen libas, (kısa pantolon) potur.

GETR

Bacağın alt bölümünü ve ayakkabının üstünü örten kumaş veya köseleden yapılmış bir tozluk türü.

TOZLANMAK

Tozlu olmak, üstüne toz konmak.

GÖBÜ

Kağnı arabalarının ön ve arka taraflarında bulunan iki tahta. Saç ekmeği, bazlama. Mayalı hamurdan yapılan ve yağda kızartılan bir çeşit börek. Çamaşır tokacı. Kahn dikiş, yorgan dikişi, ilinti. Tozlu, topraklı yol. Ordu ilinde, Ünye ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Zonguldak kenti, Kilimli nahiyesine bağlı bir yer.

DOLAH

Başörtüsü, tülbent, yazma. Boyun atkısı. Çobanların çarık giymeden önce bacaklarına sardıkları bez ya da yün sargı, tozluk. Eski türkçe dola-k: Dolanarak saran eşya, kuşak (Erzincan Merkez). Atkı.