İçinde TOPLU geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "toplu" olan, toplam 34 tane kelime bulunuyor. İçerisinde toplu bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu toplu ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında toplu olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

17 harfli kelimeler

TOPLUMMERKEZCİLİK, TOPLUMSALLAŞTIRMA

16 harfli kelimeler

TOPLUMBİLİMCİLİK

15 harfli kelimeler

TOPLUMİÇİNCİLİK, TOPLUMLAŞTIRMAK, TOPLUMSALLAŞMAK

14 harfli kelimeler

TOPLUSORUŞTURU, TOPLUMSEVERLİK, KAPALITOPLULUK, TOPLUMLAŞTIRMA, TOPLUMSALLAŞMA, TOPLUMMERKEZCİ

12 harfli kelimeler

TOPLUMCULLUK, TOPLULUKBAŞI, AÇIKTOPLULUK, TOPLUMİÇİNCİ, TOPLUMLAŞMAK

11 harfli kelimeler

TOPLUMLAŞMA, TOPLUMCULUK, TOPLUMÖLÇER, TOPLUMBİLİM

10 harfli kelimeler

YAYLITOPLU, TOPLUTERİM, TOPLUKONAK

9 harfli kelimeler

TOPLUHALI, TOPLUMSAL, TOPLUMDAŞ

8 harfli kelimeler

TOPLULUH, TOPLUMCU, TOPLULUK

Bazı kelimelerin anlamları

TOPLU

Topu olan. Topunu, tamamını, bütününü içine alan. Düzenlenmiş, dağınık olmayan. Hepsi bir arada bulunan, toplanmış. Bir arada, bütün, kombine. Vücutça dolgun.

TOPLUMCULLUK

Bireyler ya da toplumsal kümeler arasındaki karşılıklı bağımlılık biçimleri. Bireylerin küme yaşamı ile bütünleşme yeteneği, karşılıklı yardımlaşma yatkınlığı.

TOPLULUKBAŞI

Oyuncular topluluğunu temsil eden oyuncu.

TOPLUMMERKEZCİ

Toplummerkezcilik yanlısı, toplumiçinci.

TOPLUMSALLAŞMAK

Birey kişilik kazanarak belli bir toplumsal çevreye hazırlanmak, toplumla bütünleşmek, sosyalleşmek.

TOPLUMSALLAŞMA

Bireyin kişilik kazanarak belli bir toplumsal çevreye hazırlanması, toplumla bütünleşmesi süreci, sosyalleşme.

TOPLUMLAŞTIRMAK

Toplumculuk ilkeleri çerçevesinde topluma mal etmek.

KAPALITOPLULUK

İşyeri, küçük küme ve örgüt gibi yersel ya da ilişki ağı bakımından sınırlı ve dar kapsamlı araştırma evreni, bk. açıktopluluk.

AÇIKTOPLULUK

Kent, bölge, alan, ulus ya da ülke kesitleri gibi örgütlenme ve toplumsal ilişkilerin kapsamı bakımından sınırlı olmayan araştırma evreni.

TOPLUMSALLAŞTIRMA

Bazı imkânlardan, kuruluşlardan toplumun yararlanmasını sağlama, toplum hizmetine koyma, sosyalizasyon. Toplumun değer yargılarına uygun duruma getirme, sosyalizasyon.

TOPLUSORUŞTURU

Bir soru çizinliğinin küme olarak bir arada bulunan kişilere ya da küme oluşturan evrenlere verilerek yanıtların aynı zamanda ve topluca alınması.

TOPLUMBİLİMCİLİK

İnsan yaşamındaki bütün olayları yalnızca toplumsal yapı ve örgüt biçimleriyle açıklama eğilimi.

TOPLUMİÇİNCİLİK

Toplummerkezcilik.

TOPLUMLAŞTIRMA

Toplumlaştırmak işi.

TOPLUMMERKEZCİLİK

İnsanın kendisini evrenin merkezi sayma görüşü, toplumiçincilik.

TOPLUMSEVERLİK

Başkalarıyla birlikte bulunmaktan hoşlanma ve onlarla iyi ilişkiler kurmaya çabalama.

  -   -   -  

Anlamında TOPLU bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde TOPLU geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ANGARYA

Bir kimseye veya bir topluluğa zorla, ücret vermeden yaptırılan iş, yüklenti. Kölelik düzeninde köylünün derebeyine yaptığı zorunlu ücretsiz hizmet. Usandırıcı, bıktırıcı, zorla yapılmış olan iş. Savaş durumundaki bir devletin, kendi sularındaki yabancı bir devletin ticaret gemilerine el koyarak bunlardan yararlanması. Olağanüstü durumlarda veya sıkıyönetimde devletin vatandaşlara ait taşıtlara el koyması. Bir kişiye görevi dışında yaptırılan iş.

ADA

Deniz veya göl suları ile çevrilmiş küçük kara parçası, cezire. Tali yoldan ana yola güvenli çıkışı sağlamak için tali yolun sağ tarafına yapılan, çizgilerle ayrılmış bölüm. Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapılar topluluğu. Kavşaklarda trafiği düzenleyici, yönlendirici veya ayırıcı olmak üzere bordürle sınırlandırılmış veya yer çizgileriyle belirlenmiş alan.

AKRAN

Yaş, meslek, toplumsal durum vb. bakımından birbirine eşit olanlardan her biri, boydaş, böğür, taydaş, öğür.

AKMAK

Sıvı maddeler veya çok ince taneli katı maddeler bir yerden başka bir yere doğru gitmek. Kumaş yıpranıp iplikleri erimeye başlamak. Çabucak savuşmak, ortadan kaybolmak. Bir kap veya bir yer, içindeki veya üstündeki sıvıyı sızdırmak. Boya birbirine karışmak. Art arda ve toplu olarak gitmek. Karışmak, katılmak. Sıvı bir madde bir yerden çıkmak. Sıvı maddeler aşağıya yönelmek. Zaman çabuk geçmek. Sürüp gitmek.

APİKO

Geminin, zinciri toplayıp demirini kaldırmaya hazır olması. Derli toplu, süslü, şık. Hazır, tetik.

ALTYAPI

Bir yerleşim yeri veya bir yapı için gerekli olan yol, kanalizasyon, su, elektrik vb. tesisatın tümü. Toplumun ekonomik yapısını oluşturan ve insan bilincinden bağımsız olarak biçimlenen üretim ilişkilerinin hepsi, enfrastrüktür, üstyapı karşıtı. Bireyin edindiği bilgi ve deneyim.

AHALİ

Aralarında aynı yerde bulunmaktan başka hiçbir ortak özellik bulunmayan kişilerden oluşan topluluk, halk. Bir yerde toplanan kalabalık.

AĞABABA

Dede, ata. Bir yerde, bir topluluk içinde etkili olan, sözü geçen, ileri gelen (kimse). Sanı "ağa" olan babaya çocuğunun sesleniş sözü.

ANSAMBL

Topluluk.

ARALIK

Ara. Borsada hisse senetlerinin alım satım emirlerinin verildiği süre. Yarı açık, tam kapanmamış. Uygun, elverişli durum, fırsat. Yılın on ikinci ayı, ilk kânun, kânunuevvel. İki nota arasındaki perde uzaklığı. Basımcılıkta harfler veya satırlar arasındaki açıklık, espas. Tuvalet. Evin iki bölümü veya iki oda arasındaki dar geçit, geçenek, koridor. Iğdır iline bağlı ilçelerden biri. Toplu beden eğitiminde art arda dizilenleri ayıran açıklık. Portenin paralel çizgileri arasındaki boşluk. Bir sesi bir başka sesten, kalına veya inceye doğru ayıran uzaklık.

AFOROZ

Hristiyanlıkta kilise tarafından verilen cemaatten kovma cezası. Darılıp biriyle konuşmama, ilgiyi kesip kendinden uzaklaştırma, toplum dışılama.

AHLAK

Bir toplum içinde kişilerin uymak zorunda oldukları davranış biçimleri ve kuralları, aktöre, sağtöre. Huylar.

AKKARINCALAR

Ağız parçaları iyi gelişmiş, iri başlı, ısırıcı böcekler topluluğu, termitler.

ARA

İki şeyi birbirinden ayıran uzaklık, aralık, boşluk, mesafe. İki olguyu, iki olayı birbirinden ayıran zaman, fasıla. Kişilerin veya toplulukların birbirine karşı olan durumu veya ilgisi. Toplu jimnastik dizilmelerinde, sıradakilerin birbirlerinden yanlamasına olan uzaklıkları. Spor karşılaşmalarında oyuncuların dinlenmek ve taktik almak için kullandıkları süre. İç. Bir oyunda, bir filmde izleme sırasında dinlenmek üzere verilen kısa süre, antrakt.

AKIN

Kalabalık bir şeyin arkası kesilmeyen bir geliş durumunda olması. Düşman topraklarına tedirgin etme, yıldırma, çapul vb. amaçlarla toplu olarak yapılmış olan baskın. Gol atmak veya sayı yapmak amacıyla karşı takımın sahasına doğru genellikle topluca girişilen hücum. Kazak ve Kırgız Türklerinin saz şairlerine verdiği ad.

ANLAYIŞ

Anlama işi, telakki. Anlama yeteneği, feraset, izan, zekâ. Benzerlerinden ayıran özellik, konsept. Hoş görme, hâlden anlama. Bir toplum veya topluluktaki bireylerde görüş ve inanış etmenlerinin etkisiyle beliren düşünme yolu, düşünüş biçimi, zihniyet, mantalite.

ANAERKİLLİK

Kadının üstünlüğüne dayalı toplumsal örgütlenme düzeni, maderşahilik. Ananın egemen olduğu aile hayatı.

AİLE

Evlilik ve kan bağına dayanan, karı, koca, çocuklar, kardeşler arasındaki ilişkilerin oluşturduğu toplum içindeki en küçük birlik. Eş, karı. Aynı gaye üzerinde anlaşan ve birlikte çalışan kimselerin bütünü. Temel niteliği bir olan dil, hayvan veya bitki topluluğu, familya. Aynı soydan gelen veya aralarında akrabalık ilişkileri bulunan kimselerin tümü. Birlikte oturan hısım ve yakınların tümü.

ANTROPOLOJİ

İnsanın kökenini, biyolojik özelliklerini, toplumsal ve kültürel yönlerini inceleyen bilim, insan bilimi.

ALAY

Herhangi bir törende veya gösteride yer alan topluluk. Bayram, cenaze vb. törenlerde sıralı olarak giden insan topluluğu, kortej. Bir kimsenin, bir şeyin, bir durumun, gülünç, kusurlu, eksik vb. yönlerini küçümseyerek eğlence konusu yapma. Hayvan topluluğu. Genellikle üç tabur ve bunlara bağlı birliklerden oluşan asker topluluğu.