TOPRA ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "topra" olan, toplam 39 adet kelime bulunmaktadır. topra ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu topra ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde topra olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

17 harfli kelimeler

TOPRAKKAZANGİLLER

15 harfli kelimeler

TOPRAKLANDIRMAK

14 harfli kelimeler

TOPRAKLANDIRMA

12 harfli kelimeler

TOPRAKÖLÇMEN, TOPRAKLATMAK, TOPRAKLAŞMAK, TOPRAKHARMAN

11 harfli kelimeler

TOPRAKTUTAN, TOPRAKSEVEN, TOPRAKPINAR, TOPRAKÖKÜZÜ, TOPRAKLATMA, TOPRAKLAŞMA, TOPRAKLAMAK, TOPRAKKAZAN, TOPRAKHİSAR, TOPRAKBASTI, TOPRAKÇALIK, TOPRAKBİLİM

10 harfli kelimeler

TOPRAKOCAK, TOPRAKTEPE, TOPRAKSUYU, TOPRAKOLUŞ, TOPRAKKALE, TOPRAKBOYA, TOPRAKCUMA, TOPRAKDERE, TOPRAKLAMA

9 harfli kelimeler

TOPRAKLIK, TOPRAKÇIL, TOPRAKSIZ, TOPRAKTAŞ

8 harfli kelimeler

TOPRAKLI, TOPRAKÇI, TOPRACUK, TOPRAKSI

6 harfli kelimeler

TOPRAK, TOPRAH

5 harfli kelimeler

TOPRA

Bazı kelimelerin anlamları

TOPRA

Torba.

TOPRAKHARMAN

Dört saçımdan oluşan ekin yığını. (Yenikent Aksaray Niğde).

TOPRAKLAŞMA

Topraklaşmak işi.

TOPRAKLAŞMAK

Toprak durumuna gelmek.

TOPRAKLATMAK

Topraklama işini yaptırmak.

TOPRAKSEVEN

Van kenti, Çaldıran belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

TOPRAKÖLÇMEN

Kentsel ve kırsal toprakların değerinde gün geçtikçe görülen değişiklikleri, vergileme işlemlerinde kullanmak üzere, belli aralıklarla saptamak için kurulan kamusal örgütlerin görevlisi.

TOPRAKKAZANGİLLER

Memeliler (Mammalia) sınıfının, kemiriciler (Rodentia) takımının, yalın dişliler (Simplicidentata) alt takımının, sıçanımsılar (Myomorpha) bölümünden, yapılan tıknaz ve kuyrukları küt, gözleri ve kulakları küçük, yaşayışları köstebeğe benzeyen türlere sahip bir familya.

TOPRAKPINAR

Yozgat şehri, Sarıkaya ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

TOPRAKLAMAK

Üzerini toprakla örtmek.

TOPRAKTUTAN

Hatay şehrinde, Yayladağı ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge.

TOPRAKKAZAN

Kemiriciler (Rodentia) takımının, toprakkazangiller (Bathyergidae) familyasından, 21.5 cm kadar uzunlukta, sırtı kırmızı kahverengi, karnı mavi kül renkli, Afrika'da toprak altında yaşayan bir tür.

TOPRAKLATMA

Topraklatmak işi.

TOPRAKÖKÜZÜ

Kısa boylu, şişman, çift sürmeye elverişli öküz.

TOPRAKLANDIRMAK

Bir kimseyi işletip geçinmesi için toprak sahibi yapmak.

TOPRAKLANDIRMA

Topraklandırmak işi.

  -   -   -  

Anlamında TOPRA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde TOPRA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BALÇIK

İçinde çeşitli organik maddeler bulunan, genellikle killi, koyu, yapışkan çamur, mil. Güçlük çıkartan. İçindeki kil oranı yüksek, yağlı, su geçirmez, koyu toprak.

BABA

Çocuğu olan erkek, peder. Kazılarda çıkarılan toprağın miktarını hesaplayabilmek için yer yer bırakılan toprak dikme. Çok kaliteli, üstün nitelikli. Tarikatların bazısında tekke büyüğü. Çocuğun dünyaya gelmesinde etken olan erkek. Koruyucu, babalık duyguları ile dolu kimse. Çatı merteği. Bir ülkeye veya bir topluluğa yararlı olmuş kimse. Gemi veya iskelede halatın takıldığı yuvarlak başlı iri demir, ağaç veya beton dikme. Anlayışlı, iyi huylu erkek. Silah kaçakçılığı, kara para aklama ve uyuşturucu madde ticareti vb. kirli ve gizli işler yapan çetenin başı. Ata. Bir merdivende, tırabzanın sahanlıkla birleştiği yerde bulunan dikey öge. Bu gibi kimselere verilen unvan.

ALÇALMA

Alçalmak işi, inme. Gelgitte denizin alçalması, cezir. Düşkünlük, zül, mezellet. Toprağın çöküp oturması.

ARAZİ

Yeryüzü parçası, yerey, toprak. Yer.

ASMALIK

Asma için ayrılmış (yer veya toprak).

ASPİDİSTRA

Zambakgillerden, genellikle saksıda yetiştirilen, yaprakları doğrudan doğruya topraktan çıkan bir süs bitkisi.

BALAST

Demir yollarında traverslerin altına, şoselerde düzeltilmiş toprak üzerine döşenen taş kırıkları. Safra.

BAĞ

Bir şeyi başka bir şeye veya birçok şeyi topluca birbirine tutturmak için kullanılan ip, sicim, şerit, tel vb. düğümlenebilir nesne. Meyve bahçesi. Üzüm kütüklerinin dikili bulunduğu toprak parçası. Bir halat üzerine atılan sağlam, düzgün ve istendiğinde kolayca çözülebilen her türlü düğüm. Kemikleri birbirine bağlamaya, iç organları yerinde tutmaya yarayan lif demeti. Nota yazarken yan yana gelen aynı veya farklı değerdeki notaların birbirine bağlanarak çalınacağını belirtmek için yapılmış olan yay biçimindeki işaret. İlgi, ilişki, rabıta. Bağlam, deste, demet. Sargı.

AYAKBASTI

Bir yere dışarıdan gelen insan ve eşyadan alınan vergi, toprakbastı.

BADAS

Harman kaldırıldıktan sonra yerde kalan toprak, çöp ve samanla karışık tahıl taneleri, harman döküntüsü.

ARK

İçinden su akıtmak için toprak kazılarak yapılmış olan açık oluk, arık, dren, karık.

BAKTERİ

Toprakta, suda, canlılarda bulunan, çürüme, mayalanma veya hastalıklara yol açan, küresel, silindirimsi, kıvrık biçimli olan, bölünerek çoğalan, klorofilsiz, tek hücreli canlı.

AKIN

Kalabalık bir şeyin arkası kesilmeyen bir geliş durumunda olması. Düşman topraklarına tedirgin etme, yıldırma, çapul vb. amaçlarla toplu olarak yapılmış olan baskın. Gol atmak veya sayı yapmak amacıyla karşı takımın sahasına doğru genellikle topluca girişilen hücum. Kazak ve Kırgız Türklerinin saz şairlerine verdiği ad.

AĞA

Geniş toprakları olan, sözü geçen, varlıklı kimse. Halk arasında sayılan ve sözü geçen erkeklere verilen unvan. Osmanlı Devleti'nde bazı kuruluşların başında bulunanlara verilen resmî san. Ağabey. Cömert, eli açık. Okuryazar olmayan yaşlı kimselerin adlarıyla birlikte kullanılan san. Koca.

ANADOLU

Ön Asya'nın bir parçası olarak Türkiye'nin Asya kıtasında bulunan toprağı, Rum.

ALACALANMAK

Alaca bir duruma gelmek. Herhangi bir heyecan dolayısıyla benzi kızarıp bozarmak, renkten renge girmek. Eriyen karlar arasından yer yer toprak görünmek.

AKTARMAK

Bir şeyi bir yerden, bir kaptan başka bir yere veya kaba geçirmek. Toprağı altı üstüne gelecek bir biçimde iyice bellemek. Alıntılamak. Bir kitabı başından sonuna kadar okumak. Bir lehçeyi başka bir lehçeye uyarlamak. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyurmak ve yaymak. Tür değişikliği yapmak. Bir şeyin yolunu, yönünü değiştirmek. Çatı kiremitlerinin kırık ve bozuk olanlarının yerlerine sağlamlarını koymak. Bir tekniğe göre biçimlendirmek, uyarlamak. Birinin başka biriyle telefonla konuşmasını sağlamak. Üretilmiş olan bir enerjiyi, başka organlara iletmek. İletmek, bildirmek.

AZOİK

En eski jeolojik sistem. İçinde fosil bulunmayan (toprak).

ALATAV

Az tavlı, yarı yaş yarı kuru olan (toprak).

ASMOLEN

Pişmiş toprak, cüruf ve çimento karışımından yapılmış, ses geçirmez, delikli briket türü.