Kelimeler arşivi içinde; başında "topra" olan, toplam 39 adet kelime bulunmaktadır. topra ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu topra ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde topra olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
TOPRAKKAZANGİLLER
TOPRAKLANDIRMAK
TOPRAKLANDIRMA
TOPRAKÖLÇMEN, TOPRAKLATMAK, TOPRAKLAŞMAK, TOPRAKHARMAN
TOPRAKTUTAN, TOPRAKSEVEN, TOPRAKPINAR, TOPRAKÖKÜZÜ, TOPRAKLATMA, TOPRAKLAŞMA, TOPRAKLAMAK, TOPRAKKAZAN, TOPRAKHİSAR, TOPRAKBASTI, TOPRAKÇALIK, TOPRAKBİLİM
TOPRAKOCAK, TOPRAKTEPE, TOPRAKSUYU, TOPRAKOLUŞ, TOPRAKKALE, TOPRAKBOYA, TOPRAKCUMA, TOPRAKDERE, TOPRAKLAMA
TOPRAKLIK, TOPRAKÇIL, TOPRAKSIZ, TOPRAKTAŞ
TOPRAKLI, TOPRAKÇI, TOPRACUK, TOPRAKSI
TOPRAK, TOPRAH
TOPRA
TOPRA
Torba.
TOPRAKLAŞMAK
Toprak durumuna gelmek.
TOPRAKLANDIRMA
Topraklandırmak işi.
TOPRAKPINAR
Yozgat şehri, Sarıkaya ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
TOPRAKÖKÜZÜ
Kısa boylu, şişman, çift sürmeye elverişli öküz.
TOPRAKTUTAN
Hatay şehrinde, Yayladağı ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge.
TOPRAKKAZAN
Kemiriciler (Rodentia) takımının, toprakkazangiller (Bathyergidae) familyasından, 21.5 cm kadar uzunlukta, sırtı kırmızı kahverengi, karnı mavi kül renkli, Afrika'da toprak altında yaşayan bir tür.
TOPRAKÖLÇMEN
Kentsel ve kırsal toprakların değerinde gün geçtikçe görülen değişiklikleri, vergileme işlemlerinde kullanmak üzere, belli aralıklarla saptamak için kurulan kamusal örgütlerin görevlisi.
TOPRAKLAŞMA
Topraklaşmak işi.
TOPRAKSEVEN
Van kenti, Çaldıran belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
TOPRAKLATMAK
Topraklama işini yaptırmak.
TOPRAKKAZANGİLLER
Memeliler (Mammalia) sınıfının, kemiriciler (Rodentia) takımının, yalın dişliler (Simplicidentata) alt takımının, sıçanımsılar (Myomorpha) bölümünden, yapılan tıknaz ve kuyrukları küt, gözleri ve kulakları küçük, yaşayışları köstebeğe benzeyen türlere sahip bir familya.
TOPRAKLATMA
Topraklatmak işi.
TOPRAKHARMAN
Dört saçımdan oluşan ekin yığını. (Yenikent Aksaray Niğde).
TOPRAKLANDIRMAK
Bir kimseyi işletip geçinmesi için toprak sahibi yapmak.
TOPRAKLAMAK
Üzerini toprakla örtmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde TOPRA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BAĞ
Bir şeyi başka bir şeye veya birçok şeyi topluca birbirine tutturmak için kullanılan ip, sicim, şerit, tel vb. düğümlenebilir nesne. Meyve bahçesi. Üzüm kütüklerinin dikili bulunduğu toprak parçası. Bir halat üzerine atılan sağlam, düzgün ve istendiğinde kolayca çözülebilen her türlü düğüm. Kemikleri birbirine bağlamaya, iç organları yerinde tutmaya yarayan lif demeti. Nota yazarken yan yana gelen aynı veya farklı değerdeki notaların birbirine bağlanarak çalınacağını belirtmek için yapılmış olan yay biçimindeki işaret. İlgi, ilişki, rabıta. Bağlam, deste, demet. Sargı.
ASMOLEN
Pişmiş toprak, cüruf ve çimento karışımından yapılmış, ses geçirmez, delikli briket türü.
BAKTERİ
Toprakta, suda, canlılarda bulunan, çürüme, mayalanma veya hastalıklara yol açan, küresel, silindirimsi, kıvrık biçimli olan, bölünerek çoğalan, klorofilsiz, tek hücreli canlı.
ARAZİ
Yeryüzü parçası, yerey, toprak. Yer.
AKIN
Kalabalık bir şeyin arkası kesilmeyen bir geliş durumunda olması. Düşman topraklarına tedirgin etme, yıldırma, çapul vb. amaçlarla toplu olarak yapılmış olan baskın. Gol atmak veya sayı yapmak amacıyla karşı takımın sahasına doğru genellikle topluca girişilen hücum. Kazak ve Kırgız Türklerinin saz şairlerine verdiği ad.
ANADOLU
Ön Asya'nın bir parçası olarak Türkiye'nin Asya kıtasında bulunan toprağı, Rum.
AKTARMAK
Bir şeyi bir yerden, bir kaptan başka bir yere veya kaba geçirmek. Toprağı altı üstüne gelecek bir biçimde iyice bellemek. Alıntılamak. Bir kitabı başından sonuna kadar okumak. Bir lehçeyi başka bir lehçeye uyarlamak. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyurmak ve yaymak. Tür değişikliği yapmak. Bir şeyin yolunu, yönünü değiştirmek. Çatı kiremitlerinin kırık ve bozuk olanlarının yerlerine sağlamlarını koymak. Bir tekniğe göre biçimlendirmek, uyarlamak. Birinin başka biriyle telefonla konuşmasını sağlamak. Üretilmiş olan bir enerjiyi, başka organlara iletmek. İletmek, bildirmek.
ARK
İçinden su akıtmak için toprak kazılarak yapılmış olan açık oluk, arık, dren, karık.
AĞA
Geniş toprakları olan, sözü geçen, varlıklı kimse. Halk arasında sayılan ve sözü geçen erkeklere verilen unvan. Osmanlı Devleti'nde bazı kuruluşların başında bulunanlara verilen resmî san. Ağabey. Cömert, eli açık. Okuryazar olmayan yaşlı kimselerin adlarıyla birlikte kullanılan san. Koca.
BABA
Çocuğu olan erkek, peder. Kazılarda çıkarılan toprağın miktarını hesaplayabilmek için yer yer bırakılan toprak dikme. Çok kaliteli, üstün nitelikli. Tarikatların bazısında tekke büyüğü. Çocuğun dünyaya gelmesinde etken olan erkek. Koruyucu, babalık duyguları ile dolu kimse. Çatı merteği. Bir ülkeye veya bir topluluğa yararlı olmuş kimse. Gemi veya iskelede halatın takıldığı yuvarlak başlı iri demir, ağaç veya beton dikme. Anlayışlı, iyi huylu erkek. Silah kaçakçılığı, kara para aklama ve uyuşturucu madde ticareti vb. kirli ve gizli işler yapan çetenin başı. Ata. Bir merdivende, tırabzanın sahanlıkla birleştiği yerde bulunan dikey öge. Bu gibi kimselere verilen unvan.
AYAKBASTI
Bir yere dışarıdan gelen insan ve eşyadan alınan vergi, toprakbastı.
BALAST
Demir yollarında traverslerin altına, şoselerde düzeltilmiş toprak üzerine döşenen taş kırıkları. Safra.
BALÇIK
İçinde çeşitli organik maddeler bulunan, genellikle killi, koyu, yapışkan çamur, mil. Güçlük çıkartan. İçindeki kil oranı yüksek, yağlı, su geçirmez, koyu toprak.
ALACALANMAK
Alaca bir duruma gelmek. Herhangi bir heyecan dolayısıyla benzi kızarıp bozarmak, renkten renge girmek. Eriyen karlar arasından yer yer toprak görünmek.
ASMALIK
Asma için ayrılmış (yer veya toprak).
ALATAV
Az tavlı, yarı yaş yarı kuru olan (toprak).
ALÇALMA
Alçalmak işi, inme. Gelgitte denizin alçalması, cezir. Düşkünlük, zül, mezellet. Toprağın çöküp oturması.
BADAS
Harman kaldırıldıktan sonra yerde kalan toprak, çöp ve samanla karışık tahıl taneleri, harman döküntüsü.
AZOİK
En eski jeolojik sistem. İçinde fosil bulunmayan (toprak).
ASPİDİSTRA
Zambakgillerden, genellikle saksıda yetiştirilen, yaprakları doğrudan doğruya topraktan çıkan bir süs bitkisi.