Kelimeler arşivinde; içinde "takma" olan, toplam 9 tane kelime bulunuyor. İçerisinde takma bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu takma ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında takma olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
TAKMAMAZLIK
TAKMATÜRKİ
TAKMAZLIK, TAKMAKBAŞ, YALTAKMAK
TAKMAAD
TAKMAK, TAKMAN
TAKMA
TAKMA
Takmak işi. Gerçeğinin yerine konulan, eğreti, müstear. Eksik bir organın yerini tutmak, bir organın sakatlığını örtmek amacıyla yapılmış olan (organ veya parça), protez.
TAKMAAD
Kimi insanlara gövdesel ya da tinsel bir özürlerinden, belirgin bir özelliklerinden, uğraştıkları işlerden dolayı takılan, günlük konuşmalarda ve işlerde kullanılan, çoğunca komik, küçültücü ya da yüceltici nitelikteki ad.
YALTAKMAK
Dalkavukluk etmek.
TAKMAK
Bir şeyi başka bir yere uygun bir biçimde tutturmak, iliştirmek, geçirmek. Borç bırakmak. Düğün vb. törenlerde takı armağan etmek. Sınavını başaramamak. Ad, lakap koymak. Kendisiyle birlikte götürmek, yanına almak veya arkasından izletmek. Önemsemek, önem vermek, tınmak. Biriyle olumsuz olarak uğraşmak. Kuşanmak.
TAKMATÜRKİ
Olaya ya da kimseye hemen orada düzülüp bestelenen türkü.
TAKMAN
1.Babçe ya da tarlalarda çeşitli bitkiler ekmek için ayrılan toprak parçaları, evlek. 2.Küçük bahçe. Kayaların delikli yanı.
TAKMAZLIK
Takmama durumu.
TAKMAKBAŞ
Bir çeşit büyük mercanbalığı.
TAKMAMAZLIK
Dikkate veya ciddiye almama, umursamama.
Bu bölümde tanımı içerisinde TAKMA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
GİRİŞİMSEL
Girişimle ilgili. Kapalı olan damarları açmak, sten takmak vb. tedavilerde iğne ile yapılmış olan işlem biçimi.
CAMLAMAK
Cam geçirmek, cam takmak.
KELEPÇELEMEK
Kelepçe takmak.
GEÇİRMEK
Geçme işini yaptırmak, geçmesini sağlamak. Bir gereksinimi eldeki imkânla karşılamak. Bir şeyi kendisine ayrılmış olan yere yerleştirmek, takmak. Zaman harcamak. Giymek, giyinmek. Birine kötü söz söylemek. Bir işi birden çok kişi üzerinde uygulamak. Bir şeyi bir yerden başka yere taşımak, nakletmek. Alışverişte aldatmak, kötü mal satmak, kazıklamak. Bir süre yaşamak, oturmak, kalmak. Herhangi bir durumu yaşamış olmak. Tespit etmek, yazmak, kaydetmek. Bir şeyi bir yandan öbür yana götürmek. Yola çıkan birini uğurlamaya gitmek, selametlemek, teşyi etmek. Etmek, yapmak. Hastalık bulaştırmak. Vurmak.
ÇENGELLEMEK
Çengelini takmak. Çengel atış yapmak.
BAĞDALAMAK
Düşürmek için ayağını birinin ayaklarına takmak, çelme atmak. Güreşte rakibe ayak sarması takmak.
ISKARMOZ
Gemilerin kaburgalarını oluşturan eğri ağaçların adı. Kürek takmak için kayık ve sandalın yan kenarına dikine yerleştirilmiş ağaç çubuk. Vücudu yuvarlak, uzunca, pullu, burnu sivri, küçük palamut boyunda bir balık (Sphyraena sphyraena).
DEMİRLEMEK
Kapı ve pencerenin kol demirini takmak, kapatmak. Gemi demir atmak. Demire vurmak.
İLİŞTİRMEK
İlişmesini sağlamak. Bağlamak, tutturmak, eğreti takmak, hafifçe tutturmak.
ENGELLEMEK
Bir şeyin gerçekleşmesini veya yapılmasını önlemek. Güreşte hasmı çaprazda sürerken düşürmek için ayağına basmak veya topuğuna ayak takmak.
GEMLEMEK
Hayvanın ağzına gem takmak. Aşırı istek ve davranışlara engel olmak, frenlemek.
ÇELMELEMEK
Çelme takmak. Bir işi baltalamak. Bir iş ya da kimseyi engellemek.
BUKAĞILAMAK
Hayvanın ayağına bukağı takmak.
CAMCI
Cam ticaretini veya cam takmayı meslek edinmiş kimse. Evin içini pencereden gözetleyen kimse. Camevi.
EĞRETİ
Belirli bir süre sonra kaldırılacak olan, geçici, muvakkat. İyi yerleşmemiş, yerini bulmamış bir biçimde. Belli belirsiz. İyi yerleşmemiş, yerini bulmamış olan. Uyumsuz, yakışmamış. Üstünkörü, ciddiye almadan. Takma.
DİZGİNLEMEK
Ata dizgin takmak veya atı yürütmek için dizginini oynatmak. Birinin aşırı davranışlarını önlemek.
ALYAN
Cıvataları çıkarıp takmaya yarayan, altıgen kesitli, L biçiminde alet.
ÇERÇEVECİ
Çerçeve yapan kimse. Resimlere, tablolara çerçeve takma işiyle uğraşan kimse.
GÖZLÜKSÜZ
Gözlüğü olmayan, gözlük takmamış olan.
ADLANDIRMAK
Çağırmak veya anmak için bir canlıya, bir yere, bir şeye ad vermek, ad koymak, ad takmak, ad vermek, isimlendirmek, isim koymak, isim takmak, isim vermek, tesmiye etmek.