Kelimeler arşivinde; içinde "taka" olan, toplam 80 tane kelime bulunuyor. İçerisinde taka bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu taka ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında taka olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
KARPOMETAKARPUS
TAKATUKACILIK
TAKAZALAŞMAK, PORTAKALIMSI, MANTAKALAMAK, ORTAKALDIRIM, ORTAKARAÖREN
TAKAZALAMAK, PORTAKALLIK, TAKATÜLÜMBE, TAKATSİZLİK, ORTAKARABAĞ
PORTAKAVAL, HATAKAPÇIK, KATAKALSİN, METAKARPUS, PORTAKALLI, PORTAKALSI, ARTAKALMAK, TAKABİLMEK, TAKAÇLAMAK, TAKALAŞMAK, TAKATUKACI, TAKTAKACAN
ARTAKALIM, ARTAKALMA, ALİTAKACA, TAKABİLME, KİSTAKANT, TAKASBANK, ORTAKAYIK, ORTAKAVAK
YATAKANI, TAKALLÜS, TAKALLET, TAKARRÜP, TAKARRÜR, TAKANMAK, TAKADDÜM, TAKATSİZ, ORTAKAPI, ORTAKALE, TAKATUKA, TAKAYYÜT, PORTAKAL, MÜSTAKAR, ALATAKAÇ
TAKAVCI, TAKAVUT, TAKANLI, TAKAZLI, TAKTAKA, TAKANAK, TAKALAK, TAKAKLI, TAKAGAN, TAKADON, EKETAKA, FALTAKA, TAKACAN, MANTAKA, TAKACAK, TAKATLİ
ATAKAN, JATAKA, AFTAKA, TAKAZA, NATAKA, TAKACI, TAKANA, TAKADA, TAKALA
TAKAV, TAKAT, TAKAS, TAKAZ, TAKAN, TAKAÇ, TAKAĞ
TAKA
TAKA
Doğu Karadeniz bölgesine özgü yelkenli bir tür kıyı teknesi. Bozuk, zor çalışan veya eski kara taşıtları için kullanılan bir söz.
KARPOMETAKARPUS
Kuşların kanatlarında bulunan ve üç metakarpus ve bazı karpus kemiklerinin birleşmesiyle oluşan kemik.
PORTAKALIMSI
Portakalsı.
ORTAKALDIRIM
Sokaklarda ve özellikle anayollarda, yayaları taşıt dolaşımının çekincelerinden korumak için yol ortasına yapılmış, yol düzeyinden yüksekte yer alan durma ve geçme yeri.
KATAKALSİN
Kalsitonin prekürsörü olan madde.
MANTAKALAMAK
Teyellemek.
TAKATÜLÜMBE
Kırık dökük nesne.
TAKATUKACILIK
Takatukacının yaptığı iş.
PORTAKAVAL
Kapı toplardamarı ve kaudal vena kavayla ilişkili veya onlara ait olan.
TAKAZALAMAK
Ayak-yoluna gitmek, pislemek.
TAKATSİZLİK
Takatsiz olma durumu.
ORTAKARAÖREN
Konya ili, Seydişehir ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
ORTAKARABAĞ
Afyon ili, Bolvadin ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
HATAKAPÇIK
Arsız kişi.
PORTAKALLIK
Portakal bahçesi.
TAKAZALAŞMAK
Bozulmak : Bizim radyo takazalaştı.
Bu bölümde tanımı içerisinde TAKA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KUVVET
Fiziksel güç, takat. Güç. Bir ülkenin silahlı gücü. Dayanıklı olma durumu. Yetke, erk, nüfuz. Bir niceliğin kendisi ile çarpılarak yükseltildiği derecelerden her biri: 2x2x2=23 denkleminde, 3 sayısı 2'nin kuvvetini gösterir. Şiddet, zor, cebir. Durgunluğu harekete veya hareketi durgun bir duruma çeviren etken, direnci kıran veya direnç doğuran özellik.
KASILMAK
Kasma işi yapılmak. Kas, büzülüp toplanmak, büzüşmek, takallüs etmek. Büyüklenmek, kurumlanmak, gururlanmak.
DEĞİŞİM
Bir zaman dilimi içindeki değişikliklerin bütünü, değişme. Bir niceliğin birbirinden ayrı değerler alması veya böyle iki değer arasındaki ayrım. Rüzgârın yön değiştirmesi. Para aracılığı olmaksızın, bir nesnenin dolaysız olarak bir başka nesne ile değiştirilmesi, değiş, değişme, değiş tokuş, takas, mübadele, trampa, trok. Yeni döllerin atalarına tıpatıp benzememesini sağlayan özelliklerin tümü, varyasyon.
GÜCÜK
Kısa, bodur, gelişmemiş, güdük. Kuyruksuz, kuyruğu kesik (hayvan). Ağaç direklerin hazırlanması sırasında artakalan kısa parça.
İŞLEM
Bir işi sonuçlandırmak için yapılmış olan iş veya uygulamaların hepsi, muamele, muamelat. Bir amaca ulaşmak için tutulan yol, prosedür. Sayıları karşı karşıya getirip belirli birtakım kurallara uygun olarak birbiri üzerine etkilendirme yöntemi. Nakit veya menkul değerleri kullanarak alım satım, takas, borçlanma vb. piyasa hareketi. Ham veya ara malları ve maddeleri fiziksel, kimyasal değişikliklerle daha uygun, kullanılır duruma getirme, muamele. Madde üzerinde her türlü değişim yapma işi, muamele.
ARTAKALMA
Artakalmak işi.
ÇAPAR
Postacı, ulak. Takadan büyük, baş ve kıç tarafı yukarı kalkık bir tür Karadeniz kayığı. Benekli, alacalı (hayvan ve bitki). Akşın. Çiçek bozuğu yüz.
KÜRASO
Acı portakal kabuğundan yapılmış olan bir içki.
GREYFURT
Turunçgillerden, sıcak bölgelerde yetişen bir meyve ağacı, altıntop, kızmemesi (Citrus decumana). Bu ağacın portakaldan daha iri, kanarya sarısı renginde, tadı acımsı meyvesi, altıntop, kızmemesi.
ALEMCİ
Camilerin kubbelerine, minarelerine alem yapan veya takan kimse.
GÜÇ
Fizik, düşünce ve ahlak yönünden bir etki yapabilme veya bir etkiye direnebilme yeteneği, kuvvet, efor. Bir akarsuyun aşındırma ve taşıma yeteneği. Bir olaya yol açan her türlü hareket, kuvvet, takat. Sınırsız, mutlak nitelik. Bir toprağın verimlilik yeteneği. Ağır ve yorucu emekle yapılan, çetin, müşkül, kolay karşıtı. Yeterliliğini ve güvenilirliğini kanıtlamış kimse. Birim zamanda yapılmış olan iş. Bir cihazın, bir mekanizmanın iş yapabilme niteliği. Büyük etkinliği ve önemi olan nitelik. Siyasi, ekonomik, askerî vb. bakımlardan etki ve önemi büyük olan devlet, devletler topluluğu. Zorlukla. Bir ulus, bir ordu vb.nin ekonomik, endüstriyel ve askerî potansiyeli.
DERMAN
Güç, takat, mecal. Çıkar yol, çare. İlaç.
HOLMİYUM
Atom numarası 67, atom ağırlığı 164,94 olan, oksidi açık sarı renkte, tuzları portakal sarısı renginde, az bulunan bir element (sembolü Ho).
KUDRETSİZLİK
Güçsüz olma durumu, argınlık, takatsizlik.
KALINTI
Artıp kalan şey, bakiye. İz, işaret. Bir toplum, kültür, uygarlık vb.nden artakalan şey. Eski çağlardan kalmış şehir veya yapı, ören, harabe.
KUDRETSİZ
Gücü olmayan, argın, takatsiz.
KASILMA
Kasılmak işi, takallüs.
KANCACI
Metal zincir imalatında palet zincirlerinin ucundaki baklalarına özel kanca takan kimse.
KESİLMEK
Kesme işi yapılmak. Tutulmak, kapatılmak. Gibi olmak, benzemek, dönmek. Çok beğenmek, çok hoşlanmak. Durmak. Son ya da aralık verilmek. Süt, ayran vb. bozulmak, ekşimek. Kendini herhangi bir şey gibi göstermek. Akmamak. Akım gelmez olmak. Sona ermek. Dinmek. Sünnet olmak. Yoksun kalmak. Bitkin duruma gelmek, gücü, takati kalmamak, çok yorulmak. Kendinden önceki kelimeyi "olmak" anlamıyla pekiştiren bir fiil. Makaslanmak.
HIZ
Çabukluk, sürat. Bir hareketten doğan güç, şiddet. Alınan yolun harcanan zamana oranı, sürat. Çaba, güç, gayret, takat.