Kelimeler arşivinde; içinde "taa" olan, toplam 48 tane kelime bulunuyor. İçerisinde taa bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu taa ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında taa olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
MUTAASSIPLAŞMAK
MUTAASSIPLAŞMA
MUTAASSIPLIK
İTAATSİZLİK, TAAHHÜTNAME
İTAATSİZCE
TAAMMÜDEN, TAALLUKAT, MUKATAALI, MUTAASSIP, TAAHHÜTLÜ
ORTAALAN, İTAATKAR, ORTAAĞAÇ, ORTAAYAK, İTAATSİZ
TAAYYÜN, HİTAAYİ, TAAYYÜŞ, TAAŞŞUK, MUSTAAH, TAADDÜD, TAAHHÜD, YASTAAÇ, TAAHHÜT, İTAATLİ, MUKATAA, TAACCÜP, TAADDÜT, TAAFFÜN, TAALLUK, TAAMMÜM, TAAMMÜT, TAANNÜT, TAARRUZ, TAASSUP
DUTAAÇ, KITAAT, TAALTİ
ESTAA, İTAAT, ATAAN
TAAM, TAAL, TAAN, TAAR, TAAT
TAA
TAA
Küçük pencere ya da tavan penceresi. İşte.
MUTAASSIP
Bağnaz.
MUTAASSIPLAŞMA
Mutaassıplaşmak işi.
ORTAAĞAÇ
Diyarbakır ilinde, Ergani ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer.
İTAATSİZLİK
İtaatsiz olma durumu. İtaatsizce davranış.
İTAATKAR
İtaatli.
TAAHHÜTLÜ
Taahhüt edilmiş, üstlenilmiş olan. Alındılı.
MUKATAALI
Kesime verilmiş (yer).
TAALLUKAT
Hısımlar, yakınlar.
MUTAASSIPLIK
Bağnazlık.
TAAMMÜDEN
Kasten. İşlenecek bir suçu önceden planlayarak, planlı bir biçimde, tasarlayarak.
İTAATSİZCE
İtaatsiz bir biçimde.
MUTAASSIPLAŞMAK
Mutaassıp duruma gelmek.
ORTAAYAK
Ayakkabıcıların kullandığı kadın ayakkabısı kalıbı. Çizmeye benzeyen bir çeşit ayakkabı.
TAAHHÜTNAME
Bir şeyi yapmayı üstüne aldığını bildiren yazılı kâğıt.
ORTAALAN
Rize kenti, Ardeşen ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge. Trabzon şehri, Akçaabat belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
Bu bölümde tanımı içerisinde TAA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DİRENİM
Direnme işi, inat, taannüt. Temerrüt.
GENELLEŞMEK
Genel duruma gelmek, genel bir durum almak, taammüm etmek.
BAĞNAZLIK
Bir kimseye veya bir şeye aşırı düşkünlük ve tutkuyla bağlılık, bağnazca davranış, taassup, mutaassıplık, fanatiklik, fanatizm.
DİNLEMEK
İşitmek için kulak vermek. Uymak, baş eğmek, itaat etmek. Birinin sözünü, öğüdünü kabul edip gereğince davranmak. Kulakla veya dinleme aletiyle hastayı muayene etmek.
KOKUŞMAK
Çürüyüp bozularak kötü bir koku çıkarmak, kokmak, taaffün etmek. Koklaşmak. Kişi, toplum vb. bozularak özelliğini yitirmek, tefessüh etmek.
DİRENMEK
Herhangi bir düşüncede, bir istekte veya bir durumda ayak diremek, inat etmek, ısrar etmek, taannüt etmek.
BAŞKALDIRI
Herhangi bir amaçla kurulu düzene veya devlet güçlerine karşı gelme, başkaldırma, ayaklanma, isyan. Bir düzene veya emre boyun eğmeme, uymama, itaat etmeme.
ALINDILI
Postaya ek ücret ödenerek alındı karşılığında verilen ve alıcısına ulaştırılması üstlenilmiş olan (mektup, paket vb.), taahhütlü.
MUTİ
Yumuşak başlı, itaat eden.
İTAATLİ
Söz dinleyen, buyruğa uyan, itaatkâr.
BAĞLAMAK
Bir şeyi bir yere veya bir şeye tutturmak. Birinde bir şeye karşı ilgi, istek uyandırarak o şeye ilgi, yakınlık duymasını sağlamak. Düğümlemek. Uyulması zorunlu olmak. Eklemek, bir araya getirmek, birleştirmek. Başka bir işle uğraşamaz durumda olmak. Anlaşma yapmak. Sona erdirmek, bitirmek, tamamlamak. Gönlünü kazanmak. Geçişi engellemek. Büyü, muska vb.nin aracılığıyla birinin birtakım isteklerini veya yetkinliğini engellemek, yok etmek. Birini söz veya yazı ile bağlamak, taahhüt etmek, angaje etmek. Yaraya ilaç koyup bezle sarmak. Bütün ilgisini bir yerde yoğunlaştırmak. Denk yapmak, paket yapmak.
BAĞNAZ
Bir düşünceye, bir inanışa aşırı ölçüde bağlanıp ondan başka bir düşünce ve inanışı kabul etmeyen, mutaassıp, fanatik.
İLGİ
İki şey arasında bulunan herhangi bir bağlılık, ilişki, alaka, taalluk, aidiyet. Belirli bir olay veya etkinliğe yakınlık duyma, ondan hoşlanma ve ona öncelik tanıma. Kimyasal şartlar eş veya birbirine çok yakın olduğunda ögelerin birbirleriyle birleşmede gösterdiği seçicilik. Dikkati öncelikle belirli bir şey üzerinde toplama eğilimi.
KASTEN
Kasıtla, bile bile, isteyerek, zihinde tasarlayarak, taammüden.
ESLEK
Başkasının buyruk ve dileklerini yerine getiren, söz tutan, yumuşak başlı, itaatli, muti.
OTORİTE
Yaptırma, yasak etme, emretme, itaat ettirme hakkı ya da gücü, yetke, sulta, velayet. Çalışmalarıyla kendini kabul ettirmiş, başarılı kimse. Siyasi veya idari güç.
DOKUNULMAZ
İlişilmez, el sürülmez, taarruzdan korunmuş. Hiçbir biçimde eleştirilemez.
İADELİ
İadeli taahhütlü. Divan edebiyatında her beytin son sözünü sonraki beytin ilk sözü yapma biçiminde ortaya çıkan söz sanatı, iade.
KESİM
Kesme işi. Pazarlık, anlaşma. Boy bos, endam. Bölüm, parça, kısım, sektör. Hazineye ait herhangi bir gelirin belli bir bedel karşılığı keseneğe verilmesi, mukataa. Kesme zamanı. İşaretlenmiş belli yer. Bölge. Terzinin belli bir ölçü ve örneğe göre kumaşa biçim verme işi, fason.
MUTAVAAT
Boyun eğme, uyma, itaat etme. Dönüşlü.