İçinde SIKLI geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "sıklı" olan, toplam 10 tane kelime bulunuyor. İçerisinde sıklı bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu sıklı ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında sıklı olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

SIKLI

Kilitli.

SIKLIK

Sık olma durumu. Ses, dalga vb.nin birim zamandaki titreşim sayısı, frekans. Sıkça geçme, kullanımı sık olma.

OLAĞANBASIKLIK

beklem oranının, olağan dağılım için elde edilen değere eşit olduğu durum. Beklem oranı bu değerden küçük ise, dağılımın çokbasıklığından, büyük ise azbasıklığından söz edilir.

SIKLIKOLÇER

Bir elektriksel salıngaçın ya da bir dalgalı akımın sıklığını ölçen aygıt.

FASIKLIK

Fasık olma durumu.

BASIKLIK

Basık olma durumu. Bir elipsin büyük ve küçük eksenleri arasındaki farkın büyük eksene oranı.

AYRIBASIKLIK

İki değişkenli sıklık dağılımında değişkenlere ilişkin sıklık dağılımlarının aynı basıklıkta olmaması.

EŞBASIKLIK

İki değişkenli sıklık dağılımında, değişkenlere ilişkin sıklık dağılımlarının aynı basıklıkta olması.

KISIKLI

Bitlis ili, Reşadiye bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Hakkâri ili, Yüksekova belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Kahramanmaraş ilinde, Yenicekale bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

KISIKLIK

Kısık olma durumu.

  -   -   -  

Anlamında SIKLI bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde SIKLI geçen kelimeler listesi verilmiştir.

KESAFET

Çokluk, sıklık. Saydam olmama durumu, bulanıklık. Yoğunluk.

DİKLEM

Sıklıkları kümeler ya da değer aralıkları içinde düzenleyen bir dağılımı göstermek üzere kullanılan ve küme sıklıklarını bitişik düşey dikdörtgenlerin alanlarıyla simgeleyen çift eksenli dizge. bk. çubukçizim.

MODÜLASYON

Bir sesin yayılmasında ortaya çıkan yeğinlik, vurgu, ton değişimlerinden her biri. Bir dalganın genlik, evre ve sıklığının bir yasaya göre zaman içinde farklılaşması. Bir müzik eserinde esas tondan başka bir tona geçiş.

DOLİN

Eriyebilen kayaçların bulunduğu yerlerde, kimyasal aşınma ile ya da yeraltı inlerinin çökmesiyle oluşan çanak biçiminde basıklıklar ya da dik kenarlı çukurlar. (Tava, koyak, kokurdan, düden, obruç olarak da adlandırılır.).

AYIRTAÇ

Bir dalga biçimindeki sıklık veya evre değişmelerini genlik değişmeleri olarak ortaya çıkaran alet.

AYIKLAYICI

Veri tutanaklarını taşıyan delikli kart destelerini ayaklayan elektro-mekanik aygıt. Sıklık ya da evre kiplenimini genlik kiplenimine dönüştüren eksiciksel bir aygıt.

GÜMRAHLIK

Gümrah olma durumu, bolluk, sıklık, gürlük.

CEPHE

Bir şeyin veya yapının ön tarafta bulunan bölümü. Üzerinde savaşın sürdüğü bölge. Yan, yön, taraf. Farklı ısıdaki iki su kütlesi arasındaki sınır. Belli bir düşünce, istek çevresinde sağlanan beraberlik. Yerde veya daha yükseklerde sıklık, sıcaklık bakımından iki ayrı hava yığınının karşılaştıkları yer.

GLİKOZÜRİ

Sıklıkla şeker hastalığında görülen, idrarda glikozun bulunması durumu.

AYRILGANLIK

Bir ortamda yayılan çeşitli sıklıkta dalga karışımını oluşturan birleşenlerin yayılma hızları (kırılım imleçleri) değişik olduğu için birbirlerinden ayrılmaları.

ÇOKEVRELİ

Evreleri birbirine göre kaymış, aynı sıklıkla iki ya da daha çok dalgalı (gerilim).

KABIZ

Dışkılama sıklığının azalması veya zor ve ağrılı dışkılama, peklik, kabızlık, ishal karşıtı. Alma. Azrail tarafından ruh teslim alınma, ölme. Kavrama, el ile tutma.

FREKANS

Sıklık.

DİSGERMİNOM

Yaşlı köpeklerde ve kimi kurt ırklarında daha sıklıkla ve çoğunlukla tek taraflı görülen, lenf yumruları ve komşu organlara sıklıkla metastaz oluşturan yumurtalık tümörü. Erkeklerdeki testis seminomlarının dişilerdeki karşılığıdır.

ALTGEÇİRİM

Belli bir sınırın altındaki bütün sıklıkların geçirilerek bu sınırın üstündekilerin yok edilmesi.

ANJİYOMİYOLİPOM

Kan damarı, yağ doku ve düz kas dokusunun üremesiyle oluşan, sıklıkla böbreklerde görülen iyicil tümör, anjiyolipoleyomiyom.

PAMUKÇUK

Genellikle bebeklerde ağızda, sıklıkla yanak içinde veya dilde görülen bir çeşit mantar hastalığı, beyaz yara.

BEAGLEKÖPEĞİ

İngiltere'den köken alan, muhtemelen Harrier ile İngiltere'deki diğer tazıların birleştirilmesi sonucu geliştirilmiş, gruplar hâlinde, tek tek veya çiftler hâlinde tavşan, sülün ve bıldırcın avlamak için kullanılmış, ufak yapılı, sağlam bünyeli, vücut hatları köşeli ve çok hareketli, kürkü kısa tüylü, kaygan ve bakımı kolay, rengi kızıl ve beyaz, turuncu ve beyaz, sarı ve beyaz olmak üzere üç renk olabilen, düz ve karışık tüylü olmak üzere tüylerinden ayırt edilebilen iki alt tipi bulunan, gözleri kahverengi ve karakteristik bir yalvaran bakışı olan, nazik, tatlı, hayat dolu, meraklı, sosyal, cesur ve akıllı bir yapıda, en popüler koku alan tazılardan olan, av köpeği ve bekçi köpeği olarak yetiştirilen ayrıca mükemmel bir narkotik arama köpeği ve harika bir aile dostu da olabilen, kimi doğuştan ve kalıtsal hastalıkların sıklıkla görüldüğü ve ufak olduğu için tıbbi deneylerde kullanılan köpek ırkı.

ÇİZELGELEME

Sayılara dönüştürülmüş ya da nicelleştirilmiş olan gözlemleri bir dizi ya da sıklık dağılımı oluşturacak biçimde anlamlı kesimler ya da kümeler içinde topluca gösterme.

ÜSTÜNE

İlişkin, üzerine, dair. Hesabına. -den sonra. Kendinden önce gelen sözün ikileme biçiminde anlamını pekiştirmek ve sıklığını ifade etmek için kullanılan bir söz. -e göre, uygun olarak.