Kelimeler arşivinde; içinde "sıkma" olan, toplam 19 tane kelime bulunuyor. İçerisinde sıkma bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu sıkma ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında sıkma olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
KARASIKMACA
SIKMAKÖFTE
YIĞSIKMAK, TIMSIKMAK, TARSIKMAK, TANSIKMAK, PIRSIKMAK, HARSIKMAK, DARSIKMAK, BUĞSIKMAK
BASIKMAK, ARSIKMAK, SIKMALIK
SIKMACA
SIKMAN, SIKMAR, SIKMAK, SIKMAÇ
SIKMA
SIKMA
Sıkmak işi. Dar bir tür kadın yeleği. Sımsıkı bağlanmış. Bir tür pantolon ya da şalvar. Bayat ekmeğin su ile ıslatılıp sıkılmasıyla elde edilen malzemeyi un, tuz ve suyla yoğurup hamur durumuna getirdikten sonra arasına kavrulmuş soğan, peynir konularak pişirilen bir yemek. Sıkılmaya, suyu alınmaya elverişli (portakal).
TARSIKMAK
Bir şeye üzülüp sinirli davranışlarda bulunmak.
HARSIKMAK
Üzülmek, canı sıkılmak.
BUĞSIKMAK
Terlemek.
TANSIKMAK
Özlemek.
ARSIKMAK
Utanmak, çekinmek. Utanmak.
DARSIKMAK
Canı sıkılmak, bunalmak, rahatsız olmak, sıkıntılı vakit geçirmek, hiddetlenmek. Dara gelmek, sıkılmak. Daralmak, sıkılmak, sıkışmak, bunalmak.
SIKMACA
Bir çeşit çocuk hastalığı.
TIMSIKMAK
Yavaşça vurmak. Ekşimek, kokmak.
YIĞSIKMAK
İrkilmek, duraklamak.
KARASIKMACA
Bir çocuk hastalığı.
SIKMALIK
Sıkılmaya elverişli.
SIKMAKÖFTE
Bulgur ve kıyma ile yapılan köfte.
BASIKMAK
Yük altında ezilmek, çökmek. Hayvanlar daha çok sığır, kısrak çiftleşmek. Yük altında ezilmek. Bel vermek, sarkmak.
SIKMAN
İç giysisi, gömlek. Kollu ya da kolsuz korsa gibi sıkan kadın yeleği. Sıkıcı yer.
PIRSIKMAK
Dişi keçi çiftleşmek istemek.
Bu bölümde tanımı içerisinde SIKMA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
SIKIM
Sıkma işi. Ateşli silahlarda bir atış için yeterli olan miktar. Bir defada sıkılan miktar. Avucun sıkıldığında alabildiği miktar.
BOĞSALAMAK
Örselemek, gırtlağını sıkmak, eziyet etmek.
BAYMAK
Yiyecek baygınlık vermek, mideyi bulandırmak, midede ezinti yapmak. Can sıkıntısı vermek, sıkmak, bunaltmak. Aldatmak, kandırmak, etki altında bırakmak.
KAYIŞ
Bağlamak, tutmak veya sıkmak amacıyla kullanılan, dar ve uzun kösele dilimi. Kol saatinin bileğe bağlanmasını sağlayan, deriden yapılmış gereç. Ustura bilenen cilalı kösele. Kayma işi.
KOMPRESÖR
Bir akışkanı veya gazı, gereken basınca göre sıkıştırmaya yarayan alet, sıkmaç. Yol yapımında, dökülen çakılları, kumları bastırıp sıkıştırmak için kullanılan ağır silindirli araç. Sert cisimleri kırmak ve delmek için kullanılan makine.
PENSE
Çeşitli biçim ve büyüklükte maşa veya kıskaç. Birçok meslek dalında çeşitli nesneleri sıkmak, germek, kıvırmak, tutmak vb. işler için kullanılan değişik biçimlerde el aleti, pens.
TASDİ
Can sıkma, baş ağrıtma, tedirgin etme.
ISIRMAK
Dişleri arasına alıp sıkmak. Kumaş dalamak, kaşındırmak. Rüzgâr sert esmek, keskin bir biçimde etkilemek. Dişleriyle koparmak.
BOĞMAK
Boğum yeri. Bir durumu başka bir durum yaratarak örtmeye çalışmak. Tamamıyla kaplamak, sarmak. Peş peşe yapmak, bir kimseyi bir şeyin fazlasına eriştirmek veya uğratmak. Silik bir duruma getirmek, bastırmak. Motorlu taşıtlarda fazla yakıt, motoru çalışmaz duruma getirmek. Gelişmesine engel olmak. Bunaltmak. Renkler uygun düşmemek. El, ip vb. ile bir şeyi çepeçevre sıkmak. Bir canlıyı, soluk almasına engel olarak öldürmek.
GIRTLAKLAMAK
Birinin gırtlağını sıkmak.
FASET
Baskı işlerinde harf ve satırları formada tutmak ve sıkmak için kullanılan kama. Dişin ön yüzüne estetik amaçla yapılmış olan kaplama.
TOKALAŞMAK
Birbirinin elini sıkmak, el sıkışmak.
KRAMPON
Futbol ayakkabılarının altındaki, çimende rahat hareket etmeyi sağlayan, deri veya sentetik kabara, tutmalık. Tuğla bacaların sağlamca durması için çevresine sarılan kuşak. İki parçayı sıkıca tutup sıkmaya yarayan metal parçası.
BOĞCALAMAK
Çabalamak, bocalamak. Tırmalamak. Örselemek, gırtlağını sıkmak, eziyet etmek.
SIKILMAK
Sıkma işi yapılmak. Sıkıntıya düşmek. Utanıp çekinmek. Can sıkıntısı duymak.
KASVETSİZ
Sıkıntısız, iç sıkmayan.
ZEHRETMEK
Tatsızlık çıkarıp üzüntüye yol açmak, bunaltmak, acı vermek, sıkmak, üzmek.
SIKACAK
Bir nesneyi, iki ağırlık arasında mekanik olarak sıkıştırmaya yarayan araç. Genellikle meyve sıkmak için kullanılan her tür araç.
SIKINMAK
Kendini sıkmak, zorlamak.
TULUMBA
Sıvıları alçak yerlerden çekmeye veya yüksek yerlere çıkarmaya yarayan araç. Otomobil lastiği, futbol topu vb. şeyleri şişirmeye veya herhangi bir sıvıyı sıkmaya, bir şey üzerine püskürtmeye yarayan araç.