Kelimeler arşivinde; içinde "sulan" olan, toplam 17 tane kelime bulunuyor. İçerisinde sulan bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu sulan ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında sulan olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
SULANDIRABİLMEK
SULANDIRABİLME
SULANDIRILMAK, MUMUMSULANMAK
SULANDIRILMA
SULANDIRICI, SULANDIRMAK, KUMSULANMAK, SAMSULANMAK
SULANDIRMA, PUSULANMAK
SULANMAK, SULANLIK, SULANYER
SULANMA, SULANTI
SULAN
SULAN
Bataklık, sazlık, sulu yer : Deredeki sulanda çok sivrisinek vardır.
SULANDIRILMAK
Sulandırma işi yapılmak.
SAMSULANMAK
Bilmemezlikten gelmek, bilmiyormuş gibi görünmek.
SULANDIRICI
Sulandırmayı sağlayan madde.
SULANMAK
Sulama işi yapılmak. Suyu çoğalıp yoğunluğu azalma. Sulu duruma gelmek. Göz yaşarmak. Birine karşı duyulan cinsel isteği kendisine sezdirmek, yeşillenmek. Ciddiyetini, ağırlığını kaybetmek. İmrendiğini açığa vurmak.
KUMSULANMAK
Yaltaklanmak, tezellül etmek.
PUSULANMAK
Sinip saklanmak.
SULANDIRMAK
Sulu duruma gelmesini sağlamak. Ciddiyetini, ağırlığını kaybettirmek. Su veya başka bir sıvı katıp karıştırarak yoğunluğunu azaltmak.
SULANDIRABİLMEK
Sulandırma imkânı veya olasılığı bulunmak.
SULANLIK
Bataklık, sazlık, sulu yer.
MUMUMSULANMAK
Mumlaşmak.
SULANDIRILMA
Sulandırılmak işi.
SULANMA
Sulanmak işi. Bazı nesnelerin, havanın nemini soğurarak çözünme özelliği.
SULANDIRMA
Sulandırmak işi.
SULANDIRABİLME
Sulandırabilmek işi.
SULANYER
Sulanabilen verimli tarla. (Yalvaç Isparta).
Bu bölümde tanımı içerisinde SULAN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
MAYASIL
Tende kızartı, kaşınma, sulanma, kabuk bağlama vb. doku bozukluklarıyla kendini gösteren ve bulaşıcı olmayan bir deri hastalığı, egzama. Basur.
ANDAL
Bahçe, bağ ve bostanda sulamayı kolaylaştırmak için, toprağın eğimine göre ayrılmış parçalar, maşala, evlek. Evlek sınırı. Bahçe ve bostanlarda evlekler arasındaki su yolu, ark. Sulanan tarla veya bostanda evleklerin suyla dolması, göllenmesi hali: Bahçe andallanıncaya kadar suyu kesme. Pirinç ekmeye elverişli akıntısız, sulak yer, bataklık. Fındığın dövülme zamanı yapılan 40-50 cm. yüksekliğinde ve 80-100 cm. enindeki kabuklu fındık yığını. Tırpan veya makine ile biçilen ekin sapı yığını: Tarlada üç andal ziyan olmuş. Orman içindeki ince uzun mera. Sersem, budala: Ahmet bu sıralarda andallaştı. Filan, falan: Sofraya ekmek, kaşık, andal geldi mi?. Seyrek, aralıklı yapılan iş veya dikiş: Ahmet tarlasını andal sürmüş. Bağ, bahçe sulamak için yapılan hendek, ark. Üzüm bağlarında evlek sırası. Derin su kanalı (Çayağzı). Tütün fidelerinin yetiştirildiği evlek. (Çakallı, Konak, Samsun).
TİFO
Kirli sularda, bu sularla sulanmış sebzelerde bulunan, mikroplarla oluşan, ortalama üç hafta süren, ateşli ve tehlikeli bir bağırsak hastalığı, karahumma.
BILLIKMAK
Çürümeye, erimeye yüz tutmak, bozulmak, yumuşamak, zedelenmek, sulanmak, yara iltihaplanmak.
SODA
Sindirimi kolaylaştırmak, susuzluğu gidermek, içkileri sulandırmak için kullanılan, içinde sodyum karbonat bulunan, köpüren su. Temizlik işlerinde kullanılan bir çeşit tuz.
AKBIN
Salma su ile sulanan tarla.
OKSİJENLEMEK
Bir maddenin birleşimine oksijen katmak. Saçların rengini sulandırılmış oksijenli su ile sarartmak.
GÖNEN
Ekilecek toprağın sulandırılması. Nem, rutubet. Isparta iline bağlı ilçelerden biri. Nemli (toprak). Balıkesir iline bağlı ilçelerden biri.
BADANA
Duvarları boyamak için kullanılan sulandırılmış kireç veya boya.
VICIK
Sulanarak kıvamı gevşemiş, yumuşamış.
ASPİRİN
Ağrı kesici, ateş düşürücü ve kanı sulandırıcı olarak kullanılan beyaz renkli hap.
KUSMUK
Kusulan şey, kusuntu.
BICIR
Gözleri sulanan. Büyük fıçı. Malatya ilinde, Kuluncak ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
ISLAK
Suya batırılmış, üzerine su dökülmüş veya yağmurdan ıslanmış olan. Herhangi bir nedenle yaşarmış, sulanmış.
EBRU
Kâğıt süslemeciliğinde kitre, kola vb. yapıştırıcılarla yoğunlaştırılmış su üzerine, neft yağı ile sulandırılmış yağlı boya damlatılarak yapılmış olan ve kâğıda geçirilen süs.
SULU
Suyu olan, içinde su bulunan, koyu karşıtı. İçine su katılmış, sulandırılmış olan. Suyu çok olan. Yersiz şakalar yapan, söz ve davranışları ile çevresini tedirgin eden veya gereksiz iltifatlarda bulunan (kimse).
BADANALAMAK
Duvarları boyamak için sulandırılmış kireç veya plastik boya sürmek.
CIVIK
Fazla suyla karıştığı için biçimini koruyamayacak kadar sulanmış, cılk. Soğuk ve can sıkıcı şakalar yapan (kimse).
AYRAN
Süt veya yoğurt yayıkta çalkalanarak yağı alındıktan sonra kalan sulu bölüm. Yoğurdun sulandırılıp çalkalanmasıyla yapılmış olan içecek.
ÖZEMEK
Yoğurt, pekmez vb. koyu şeyleri suyla inceltmek, sulandırmak.