Kelimeler arşivinde; içinde "soba" olan, toplam 11 tane kelime bulunuyor. İçerisinde soba bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu soba ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında soba olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
FUSOBACTERİUM
SOBACISAVASI
SOBAMAKASI
SOBACILIK
SOBALIK, SOBALAH, SOBASIZ
SOBACI, HASOBA, SOBALI
SOBA
SOBA
İçinde kömür, odun veya gaz yakılan, elektrikle de çalıştırılabilen ısınma aracı.
SOBALI
Sobası olan. Soba ile ısınan.
SOBALAH
Bir çeşit başlık.
SOBAMAKASI
Sobacıların saç kesmek için kullandıkları makas. (Güdül Ankara).
SOBASIZ
Sobası olmayan.
FUSOBACTERİUM
İrinli veya kangrenöz enfeksiyonlara neden olan, kimi türleri insan ve hayvanlar için patojen nitelik gösteren, spor oluşturmayan, ağız ve kalın bağırsağın normal florasında bulunan, anaerob, pleomorfik, gram-negatif bir cinsi bakteri.
HASOBA
Çanakkale ili, Biga ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge.
SOBALIK
Sobaya girebilecek büyüklükte olan. Soba yapmaya elverişli olan. Sobanın alabileceği miktarda olan.
SOBACILIK
Sobacının işi veya mesleği.
SOBACISAVASI
Soba borusu yaparken kullanılan örs. (Gölbaşı Çankaya Ankara).
SOBACI
Soba yapan, satan, onaran veya kuran kimse.
Bu bölümde tanımı içerisinde SOBA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ALARKA
Odanın sobaya veya ocağa uzak olan yeri: Alarkada oturma beri gel.
ADDEĞİŞİ
(Söz sanatı terimi) Aralarında, sebeple sonuç, yapanla yapılan, kaplıyanla kaplanan, iye ile iyeli gibi karşılıklı her hangi bir ilgi bulunan şeylerden birini ötekinin adiyle anlatma. O, kalemiyle geçiniyor. Bugün sobaları yaktık, Aksaray yangınında biz de yandıktı. Onda kafa yok. Bir martin, iki mavzer. Panamasını başına geçirdi. Bunu iki altına aldım gibi.
BEŞKO
Soba.
BUBUL
Alevli, harlı ateş: Soba bubul yanıyor.
UYANDIRMAK
Uyanmasına yol açmak. Aklını başına toplamasını sağlamak, gözünü açmak. Herhangi bir sebeple dernekteki üyeliğin dondurulmasından vazgeçerek çalışmalara katılmasına izin vermek. Çıra, lamba, soba vb. ışık veren şeyleri yakmak, tutuşturmak. Üstü küllenmiş ateşi yeniden canlandırmak.
DURBA
Soba borusu. (Küllük Iğdır Kars).
ÇAKARMAK
Odunu ocağa veya sobaya yanacak şekilde yerleştirmek. Sönmekte olan ateşi yeniden yakmak. Saplanmak, batmak.
SAĞIRLAŞMAK
İşitemez duruma gelmek, sağır olmak. Soba geç ısıtmak. Boğuklaşmak, donuklaşmak. Tencere güç ısınarak geç pişirmek.
KATALİTİK
Katalizle ilgili, kataliz niteliğinde olan. Katalitik soba.
BUHAREK
Arapça kökenli buhari: Ocak veya soba bacası (Erzincan Merkez).
ÇONGALAK
Sobaya girebilecek boyda meşe kütüğü.
ÇILDIRDAMAK
Hafif rüzgâr esmesiyle ağaçlar ve çalılar hışırdamak, ses çıkarmak. Kapalı bir yerdeki küçük şeyler birbirine çarpıp ses çıkarmak. Soba, ateş yanmağa başlamak.
ÇOĞARTMAK
Odunu ocak veya sobaya çaprazlama koymak, çatmak.
BUHARİ
Baca. Ocak başı. Arapça kökenli buhâri: tandır, ocak, soba ve benzerleri için baca. Ordu şehrinde, Bolaman nahiyesine bağlı bir bölge.
KUZİNE
Hem ısıtmaya hem de üzerinde veya içinde yemek pişirmeye yarayan büyük mutfak sobası. Gemilerde yemek pişirilen yer.
DEDANTÖR
Ocak, fırın, soba vb. araçlarda kullanılan likit gazın akışını düzenleyen aygıt.
FIRILDAK
Rüzgârla dönen, çember biçiminde çocuk oyuncağı. Havalandırmak amacıyla oda veya mutfak pencerelerine takılan kanatlı araç. Ocak veya soba borusunun iyi çekmesini sağlamak için tepesine takılan ve rüzgârın gittiği yöne dönebilecek biçimde yapılmış olan şapka. Düşüncesini sürekli değiştiren, sözünden dönen (kimse). Dolap, düzen, hile.
SALAMANDRA
Semender. Odalar arasında gezdirilebilen bir tür kömür sobası.
BALAFUR
Geçici alev, saman alevi: Şu fındık, ceviz kabuklarını sobaya koy da bi balafur yap.
TABLA
Satıcı vb.nin kullandığı tahtadan tepsi. Ağaçtan veya ağaç ürünlerinden hazırlanmış, büyük yüzeyli düzgün parça. Genellikle Hindistan, Pakistan'da kullanılan, darbukaya benzer bir çalgı türü. Bir şeyin düz ve geniş bölümü. Makaraların yüzlerini oluşturan dış bölümleri. Soba, mangal vb. şeylerin altına konulan metalden veya tahtadan yapılmış olan tepsiye benzer altlık. Küllük.