Kelimeler arşivinde; içinde "seçik" olan, toplam 2 tane kelime bulunuyor. İçerisinde seçik bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu seçik ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında seçik olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
SEÇİK
Bir konunun duyarkat ya da almaç görüntülüğü üzerindeki görüntüsünün bulanıklıktan uzak, her noktasının görüntüde bir nokta oluşturacak arılıkta olması. Seçilmiş, seçkin.
SEÇİKLİK
Bir optik dizgenin oluşturduğu görüntünün seçik olma durumu. Bir televizyon resminin, bu resmi oluşturan satırların sayısıyla gerçekleşen belirginliği, arılığı. (Satır sayısı ne denli çoksa seçiklik de o denli yüksektir. Ancak çeşitli nedenlerden dolayı bu satır sayısı da sınırlıdır. Genellikle 405, 441 satırlar düşük seçiklik, 525, 625 satırlar orta seçiklik, 819 satır yüksek seçiklik olarak belirlenir. Türkiye, tüm Avrupa ülkelerinin benimsediği CCIR 625 satır ölçününü seçmiştir). Bir söz, deyiş ya da anlatımın anlamca başkalarından kolayca ayırt edilebilir olması.
Bu bölümde tanımı içerisinde SEÇİK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
NETLEŞMEK
Net, açık seçik, iyi bir duruma gelmek.
AÇI
Birbirini kesen iki yüzey veya aynı noktadan çıkan iki yarım doğrunun oluşturduğu geometrik biçim, zaviye. Görüş, bakım, yön, anlayış biçimi. Ortak başlangıç noktasına sahip iki ışının bileşimi. Bir açının ölçüsü için kullanılan kısa ad. Ortak bir noktadan (köşe) çıkan iki yarıdoğrunun (kıyı) oluşturduğu uzambiçim. Ortak bir noktadan çıkan iki yarıdoğrudan birinin ötekisinin üstüne çakışması için yaptığı dönmenin niceliği. Ortak bir doğrudan geçen iki yarıdüzlemin oluşturduğu uzambiçim. Ortak bir doğrudan geçen iki yarıdüzlemden birinin ötekisinin üstüne çakışması için yaptığı dönmenin niceliği. Bir alıcı merceğinin, dereceyle belirtilen görüş açısı. Bir kimsenin, çevresindekileri seçiklikle görebildiği açı. Acı, dert, keder, tasa.
MACROZOOM
Değişir odaklı merceklerin, çok yakındaki konuları da seçiklikle saptayabilen çeşidi. ("Macrozoom", merceğin tecim adıdır).
ÖRTÜSÜZ
Örtüsü olmayan. Açık seçik, gizlenmeyen. Örtülmemiş.
SAYDAM
İçinden ışığın geçmesine ve arkasındaki şeylerin görülmesine engel olmayan (cisim), şeffaf, transparan. Açık seçik, belirgin. Üzerindeki resim ve şekilleri beyaz bir zemin üzerine yansıtmak amacıyla tepegöze konan şeffaf, ışığı geçiren kâğıt veya madde, slayt. Asetat. Sayısal ortamda hazırlanmış, yansıtım aygıtında kullanılmaya özgü pozitif görüntü, slayt, diyapozitif.
ODAKTA
Odaklamanın tam yapılmış olması durumu. Bu durumdan dolayı görüntüde oluşan seçiklik. Odak dışının karşıtı.
VİSTAVİSİON
Bir geniş görüntülük ve ruhsal üçboyutlu işlemi. (CinemaScope gibi tek alıcı, tek film, tek göstericiye dayanır. Ancak bu işlemde olağan 35 mm'lik film, alıcı ve göstericide yukarıdan aşağıya doğru değil yanlamasına geçer. Böylelikle 35 mm'lik film üzerinde bir resim 4 değil 8 deliklik yeri kaplar. Vistavision'un bir çeşidinde, göstericide de film yanlamasına geçer. Bir başka çeşidindeyse, büyük boy resim yeniden 35 mm'lik olağan resim boyuna indirilir, fakat özel bir mercek yardımıyla, seçiklik bozulmadan bu resim büyültülebilir).
PİCTOGRAPHE
1938'de yönetmen Abel Gance ile optikçi Pierre Angénieux'nün geliştirdikleri ve asıl merceğin önüne takıldığında, ışık düzengeci açıklığı ne olursa olsun, merceğe en yakın noktadan sonsuza kadar sıralanmış konuları aynı seçiklikle aktaran, ayrıca çeşitli optik hileleri gerçekleştirebilen ek mercek dizgesi.
KAPALICA
Düşünceyi açık ve seçik anlatamayan (tümce, söz).
NET
Bütün çizgileri belirgin olan, gözün bütün ayrıntılarıyla algılanan, iyi görünen. İyi duyulan (ses). Açık seçik olan, anlaşılmaz yanı bulunmayan. Tenis, masa tenisi gibi oyunlarda servis atışlarında topun karşı sahaya geçerken fileye değdiğini belirtmek için kullanılan bir söz. Kesintilerden sonra geri kalan miktarda olan, safi.
BULANIK
Bulanmış olan, duru olmayan. Açık seçik görünmeyen, net olmayan. Muş iline bağlı ilçelerden biri. Donuk, anlamsız, fersiz (bakış). Niteliği tam anlaşılmayan. Bulutlu, kapalı (hava). Bulanmış, duru olmayan bir biçimde.
KARIŞIK
Ayrı nitelikteki şeylerden oluşmuş. Düzensiz, dağınık, intizamsız. Dolu. Karışmış. Saf olmayan. Halk inancına göre cin ve perilerle ilişkisi olan. Çalkantı, kargaşa, gerginlik içinde olan. Anlaşılması güç olan, açık seçik olmayan, çapraşık.