Kelimeler arşivinde; içinde "sezi" olan, toplam 32 tane kelime bulunuyor. İçerisinde sezi bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu sezi ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında sezi olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
SEZİNLEYEBİLMEK
SEZİRGENDİRMEK, MALASSEZİYAZİS, SEZİNLEYEBİLME
SEZİLEBİLMEK
SEZİRGENMEK, SEZİLEBİLME, MALASSEZİYA, SEZİNDİRMEK
SEZİNLEYİŞ, SEZİNLEMEK, SEZİNLETME, SEZİNİLMEK, SEZİNDİRME, SEZİKLEMEK, SEZİNSEMEK
SEZİNLEME
SEZİNMEK, ÖNSEZİLİ, GÜLSEZİN, SEZİLMEK
SEZİŞLİ, SEZİNME, SEZİLME
UZSEZİ, SEZİYE, ÖNSEZİ
SEZİN, SEZİM, SEZİK, SEZİŞ
SEZİ
Sezgi.
SEZİNLEYEBİLMEK
Sezinleme imkânı veya olasılığı bulunmak.
MALASSEZİYA
Köpek ve kedilerin derilerinde ve kulaklarında normal olarak bulunan ve derinin önemli bir fırsatçı patojeni olarak değerlendirilen bir grup lipofilik mantar. Malassezia pachydermatitis ve Malassezia canis türlerinden oluşur.
SEZİNİLMEK
Sezilmek.
SEZİNDİRME
Sezindirmek işi.
MALASSEZİYAZİS
Malassezia türleriyle köpek ve kedilerde oluşan yerel veya yaygın, kızarıklık, aşırı pigmentasyon, pullanma ve tüy dökülmesiyle belirgin dış kulak yangısı ve deri yangısıyla belirgin mantar enfeksiyonu.
SEZİLEBİLME
Sezilebilmek durumu.
SEZİKLEMEK
Anlamak istemek, gözetlemek. Sezer, anlar gibi olmak.
SEZİRGENMEK
Sezer gibi olmak.
SEZİNLEYEBİLME
Sezinleyebilmek işi.
SEZİNDİRMEK
Sezinlemesini sağlamak, sezdirmek.
SEZİRGENDİRMEK
Duyurmak, sezdirmek.
SEZİLEBİLMEK
Sezilme olasılığı bulunmak.
SEZİNLEYİŞ
Sezinleme işi.
SEZİNLEMEK
Sezer gibi olmak, sezmek.
SEZİNLETME
İki anlama gelen bir sözü, bir anlamda kullanırken öbürüne de uygun düşürme sanatı: / Şah-ı gül goncasıyle ser-efraz / Salınır rüzgâra eyler naz. (Ali Haydar Bey) (rüzgâr = âlem anlamına geldiği gibi esen hava anlamını da okşar.) bk. orantılı artsayış, yineleme.
Bu bölümde tanımı içerisinde SEZİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
RADAR
Radyo dalgalarının yankısını alarak cisimlerin yerini ve uzaklığını bulabilen, genel olarak uçak ve gemilerde kullanılan cihaz. Trafik polisleri tarafından kullanılan, taşıtların hızını saptamaya yarayan aygıt. İçgüdü, seziş.
BİLGİ
İnsan aklının erebileceği olgu, gerçek ve ilkelerin bütünü, bili, malumat. Kurallardan yararlanarak kişinin veriye yönelttiği anlam. Genel olarak ve ilk sezi durumunda zihnin kavradığı temel düşünceler. İnsan zekâsının çalışması sonucu ortaya çıkan düşünce ürünü, malumat, vukuf. Öğrenme, araştırma veya gözlem yolu ile elde edilen gerçek, malumat, vukuf. Bilim.
FERASET
Anlayış, seziş, sezgi. Zekâ.
SEZİNLEME
Sezinlemek işi, sezme.
BİLİK
Kaz ve ördek yavrusu. Bilen, tanıyan, vâkıf. Bölük, parça, kısım. Meşe ağacı meyvesi, palamut. Bilim. Tavşan. Anaç tavuk. Kırık leblebi. Tandırda, simit biçiminde yapılmış çörek, ekmek. Silâh. Tanık. Bilirkişi: Ne bilik var ne tanık. Kadının cinsiyet organı. Vesika, vekâletname, senet, kart, kimlik cüzdanı, tezkere. Piliç. Küçük erkek çocukların cinsiyet organı. Erkeklik organı. Civciv. Tandırda pişirilen ortası delik küçük ekmek. Akıl, us, anlayış, kavrayış, bilgi. Güçlü bir seziş ve görgüden doğan ruh uyanıklığı ve zevk olgunluğu. Akıl, us, hikmet, bilgi.
HİSSİKABLELVUKU
Önsezi.
DEVİNDUYUM
Kas dokularında, sinir ve eklemlerde bulunan özel duyu alıcılarının uyarılması sonucu ağırlık, devinim ve vücut durumunun sezilmesini sağlayan duyumlara verilen ad.
HİSSEDİLMEK
Hissetme işine konu olmak. Sezilmek.
ABAY
Şaşma ve korku ünlemi. Beceri. Seziş, anlayış. Büyük erkek kardeş. Kastamonu kenti, Taşköprü ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
SEZİLME
Sezilmek durumu.
ABANGES
Tarlanın seyrek sürülmüş yeri. Aklı eksik, kıt akıllı: Osmanın abanges olduğu yürümesinden belli. Her hareketinde beceriksizlik sezilen adam.
İRFAN
Bilme, anlama, sezme. Gerçeğe ulaştırıcı güçlü seziş. Kültür.
DUYUŞ
Duyma işi. Seziş.
ÖNSEZİLİ
Önsezisi olan.
HİSSİYAT
Duygular, sezişler.
DUYGU
Duyularla algılama, his. Nesneleri veya olayları ahlaki ve estetik yönden değerlendirme yeteneği. Belirli nesne, olay veya bireylerin insanın iç dünyasında uyandırdığı izlenim. Kendine özgü bir ruhsal hareket ve hareketlilik. Önsezi.
ÇAKMAK
Taşa vurulup kıvılcım çıkarılan çelik parçası. Vurarak sokup yerleştirmek. Anlamak, bilmek. Tabanca veya tüfeklerde bulunan tetik düzeni. Sınavda başarısız olmak. Vurmak. Çelik, taş, cam, plastik vb. maddeden yapılmış gaz veya benzinle dolu tutuşturma aleti. İçki içmek. Saplamak. Parıldamak, ışık vermek. Sezinlemek, anlamak, farkına varmak. Kazık çakıp hayvan bağlamak. Kuruduğunda kalın kabuk bağlayan kabarcıklarla beliren ve genellikle yüzde çıkan bir deri hastalığı. Bir şeyi başka bir şeye sürtmek, vurmak veya çarpmak. Çivi ile tutturmak. Kabul etmeyeceği bir şeyi kurnazlıkla kabul etmesini sağlamak.
MANEVİ
Görülmeyen, duyularla sezilebilen, ruhani, tinsel, maddi karşıtı.
BASİRET
Gerçekleri yanılmadan görebilme yeteneği, uzağı görüş, seziş, anlayış, kavrayış, sağgörü, vizyon.