İçinde SEYİRCİ geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "seyirci" olan, toplam 2 tane kelime bulunuyor. İçerisinde seyirci bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu seyirci ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında seyirci olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

SEYİRCİ

Bir olayı gören, izleyen kimse, izleyici. İzlemek, eğlenmek için bakan kimse, izleyici.

SEYİRCİLİK

Seyirci olma durumu.

  -   -   -  

Anlamında SEYİRCİ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde SEYİRCİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ISLIKLAMAK

Birinin sevilmediğini, istenmediğini veya beğenilmediğini ıslık çalarak belli etmek. Yapıtı, gösteriyi, oyuncuyu ya da sahne üzerindeki herhangi bir şeyi beğenmediğini açıklamak için seyircinin başvurduğu anlatım biçimi.

KATARSİS

Seyircinin acıma ve korku duygularıyla iç arınmaya, dolayısıyla duygusal adalete yönelmesi durumu. Aristoteles'in Poetika'sında kullandığı bir terimdir. Seyircilerin olmayacak tutkularından arınmaları. Bu da ancak duyulan korku ve acıma duygusunun uyandırılması ile olabilir. Aristoteles'in "Poetica" adlı eserinde kullandığı bir terimdir. Dehşet ve acıma duygulannın seyirciyi içsel bir arınmaya götürdüğünü önerir.

APAR

Oyuncunun rol gereği seyircilerin duyacağı biçimde, ama öbür oyuncular sanki duymuyormuş gibi düşünmesi ya da konuşması. Oyuncunun doğrudan seyirciye dönerek konuşması. Oyuncuların sahnede, seyircilerin duyacağı ama sanki öbür oyuncuların duymayacağı biçimde kendi kendine konuşmaları. Oyuncunun seyirciye dönerek konuşması (Seyirciye sesleniş).

EPİLOGOS

Antik Yunan oyunlarında bitiş bölümü. Bir anlatıcının seyirciye olan bitiş konuşmasını kapsayan bölüm.

ALTINDA

Sahnenin seyirciye yakın kesimi. bk. sahne aşağısı.

YAYIMCI

Bir sanatçının, bir yazarın eserini yayıma hazırlayan kimse veya kuruluş, yayıncı, naşir, tabi, editör. Herhangi bir eserin radyo ve televizyon aracılığıyla dinleyiciye, seyirciye teknik düzeyde ulaştırılmasını sağlayan kimse. Görsel ve yazılı basında yayıma hazırlama yetkisi olan kimse, editör.

FISILDAYICI

Oyun çalışmaları ve gösteri sırasında sahnenin seyirciye görünmeyen uygun bir yerinden, betiği izleyerek unutulan tümce başlanın fısıldayarak oyuncuya anımsatan görevli.

DİYAZOMA

Antik Yunan tiyatro yapısında seyirci yerindeki katlara verilen ad.

OYNATIM

Oynatma işi. Sinema endüstrisinin, filmlerin seyircilere gösterilmesi işiyle uğraşan kolu.

CIBI

Boncuk ya da aşık oyununda seyircilerin oyuncuyu teşvik amacıyla "yen" anlamında kullandıkları sözcük: Bunların hepsini cıbı.

GİYSİLİK

Giysi konulan yer, elbiselik. Giysi yapılmaya elverişli (kumaş), elbiselik. Sürekli olarak kullanılan tiyatro giysilerinin saklandığı yer. Sinemalarda salona girmeden önce palto, manto gibi üstlüklerin bırakıldığı yer. Gardrop. Tiyatroda seyircilerin palto, şapka, baston gibi eşyalarını bıraktıkları özel yer. Tiyatro giysilerinin saklandığı ve oyuncuların giyindikleri yer.

STADYUM

Takım oyunları, atletizm karşılaşmaları ve çeşitli törenlerin yapılabilmesi, seyircilerin de bunları izleyebilmesi için elverişli oturma yerleri olan alan, stat.

YAYIM

Yayma işi. Herhangi bir eserin radyo ve televizyon aracılığıyla dinleyiciye, seyirciye ulaştırılması, neşir. Kitap, gazete vb. okunacak şeylerin basılıp dağıtılması, neşir.

STANT

Sergilik. At yarışlarında seyirci tribünü.

TRİBÜN

Spor salonu, stadyum, hipodrom vb. yarışma ve gösteri yapılmış olan yerlerde seyircilerin oturduğu koltuklu veya basamaklı bölüm, sekilik. Burada oturan seyirciler.

GECİKTİRİM

ve TV İzleyiciye herhangi bir olayın ortaya çıkacağına ilişkin ipuçları vererek onu sürekli bir bekleme, gerginlik, sıkıntı içinde bırakma biçimindeki anlatım. Bir oyunda seyircinin ilgisini ve gerilimini canlı tutmada kullanılan geciktirme uygulayımı. İzleyiciye herhangi bir olayın ortaya çıkacağını duyurmak, fakat sonucu durmaksızın geciktirerek onu sürekli bir bekleme, gerginlik, sıkıntı, yürek oynaması içinde bırakmak, soluk kesici bir durum yaratmak biçiminde kendini gösteren anlatım çeşidi. Bir oyunda seyircinin merakını uyandıracak geciktirme.

ORKESTRA

Yaylı, üflemeli ve vurmalı çalgılar topluluğu. Bazı tiyatroların birinci katında sahne veya perdeye en yakın koltuklar. Eski Yunan tiyatrolarında, sahne ve seyirciler arasındaki çember biçiminde koro yeri.

AMİGO

Çoğunlukla spor yarışmalarında seyircileri coşturan kimse.

KAVEA

(Mimarlık) Roma tiyatrolarında seyircilerin oturdukları set set basamaklı yerler. Mağara, kafes.

MEVKİ

Yer, mahal. Durum. Bazı ulaşım araçlarında yolculara veya tiyatro, sinema vb. yerlerde seyircilere sağlanan konfora ve bilet ücretlerine göre düzenlenmiş yer. Makam.