İçinde RUBA geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "ruba" olan, toplam 15 tane kelime bulunuyor. İçerisinde ruba bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu ruba ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında ruba olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

10 harfli kelimeler

MEŞRUBATÇI

9 harfli kelimeler

KURUBACAK, TURUBADUR

8 harfli kelimeler

MEŞRUBAT, KORUBAŞI, KURUBAKI, RUBAİMSİ, TRUBADUR, YAVRUBAŞ

7 harfli kelimeler

DURUBAY, GURUBAŞ, KURUBAŞ

6 harfli kelimeler

URUBAR

5 harfli kelimeler

RUBAİ

4 harfli kelimeler

RUBA

Bazı kelimelerin anlamları

RUBA

Giysi, giyecek, urba.

GURUBAŞ

Çocuğu olmayan.

YAVRUBAŞ

Çayırda yetişen, ince başaklı, çayır otuna benzer bir ot.

KORUBAŞI

Amasya şehrinde, Destek nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Antalya kenti, Gazipaşa belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Bursa şehri, Çalı bucağına bağlı bir bölge. Çanakkale şehri, Ayvacık ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Manisa şehri, Gördes belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Sivas kenti, Ulaş ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Zonguldak ili, Ereğli belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

RUBAİMSİ

Rubaiyi andıran, rubaiye benzeyen, rubai gibi.

KURUBACAK

Tavuk.

RUBAİ

Divan edebiyatında dört dizeden oluşan ve belirli aruz kalıpları ile yazılan şiir, dördül.

DURUBAY

Özü temiz zengin kişi.

KURUBAŞ

Van kenti, merkez ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

URUBAR

Deney, karşılaştırma.

MEŞRUBAT

İçecek.

TRUBADUR

XII. ve XIII. yüzyıllarda Güney Fransa'da halk ozanlarına verilen ad.

KURUBAKI

Bir çeşit kartal.

TURUBADUR

Yedi sekiz yüzyıl önce deyişlerini Fransa'nın güneyinde konuşulan diyelekle söyliyen ozanlara verilen ad.

MEŞRUBATÇI

Meşrubat hazırlayan, üreten veya satan kimse.

  -   -   -  

Anlamında RUBA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde RUBA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

EBE

Doğum işini yaptıran kadın. Genellikle çocuk oyunlarında baş olan, diğer çocuklara veya gruba karşı cezasını çekmek ve bundan kurtulmak için tek başına bütün sorumluluğu üzerine alan çocuk, oyun ebesi. Büyükanne, nine.

KIŞKIRTMA

Kışkırtmak işi, tahrik. Herhangi bir kişiye, gruba, kuruluşa veya devlete karşı girişilen ve onları sonradan ağır sonuçlar verecek bir karşı eylemde bulunmaya zorlayan, önceden tasarlanmış girişim, kışkırtı, provokasyon.

FRAPE

Buzlu veya dondurulmuş olarak sunulan içki, meşrubat.

HADRONLAR

Mezonlar ve baryonlar olmak üzere iki sınıfa ayrılan, şiddetli kuvvet etkileşimi yapan atom altı parçacıklar. Mezonların kütlesi elektron kütlesi ile proton kütlesi arasındadır. Baryonların kütlesi ise proton kütlesine eşit veya daha büyüktür. Proton ve nötronlar, diğer bazı parçacıklar gibi bu gruba dahildir. Günümüzde hadronların kuark adı verilen daha temel birimlerden oluştuğuna inanılmaktadır.

İÇECEK

İçilen her şey, meşrubat.

KOTA

Bir ülkede ithal edilecek malların çeşitlerini, oranlarını veya miktarlarını gösteren liste. Bir ülkede ithal edilecek mallar için getirilen sınırlama. Kuruluşlarda veya derneklerde bir gruba tanınan kontenjan sayısı. Bazı ülkelerde, sinemalarda belirli bir süre oynatılması zorunlu olan yerli film sayısının yabancı filmlere oranı.

FOSFORİLASYON

Bir moleküle fosfat grubu eklenmesi. Bir gruba fosfat grubu eklenmesi.

AHREP

(Divan edebiyatı terimi) Mef'ûlü adımiyle başlıyan rubai. "Mef'ülü" kalıbıyla başlayan dördül ölçüleri.

KORTİKOSTEROİT

Böbrek üstü bezinin korteksinden salgılanan steroit hormonlardan herhangi biri. Böbrek üstü bezi kabuğu tarafından salgılanan, birçok organ ve hücrenin fonksiyonu üzerine önemli etkileri olan 21 karbonlu steroit yapıdaki kortizol ve aldosteron gibi hormonlar ve bunlarla aynı yapıda üretilen benzerleri. Glukokortikoitler ve mineralokortikoitler olmak üzere iki ana gruba ayrılır. Herpesvirüsler gibi latent virüslerin yeniden aktivasyonuna neden olurlar.

KAROTENOİT

San, portakal rengi, kırmızı ya da kahverengi, yağda çözünen, bitkilerde sentezlenen, fotosentezde görev yapan, çiçekler ve meyvelerde bulunan, karotenler ve ksantofiller olmak üzere iki gruba ayrılan bir pigment grubu. Bitkilerin çiçek ve meyve kısımlarında, balıkların kromotoforlarında, etinde, karaciğerinde, gonadlarında ve yumurtalarında bulunan ve onlara sarı, turuncu, kahverengi veya kırmızı renklerini veren, çoğunlukla fotosentez tepkimelerinde de görev alan, yağda çözünen, karotenler ve ksantofiller olmak üzere iki grubu bulunan karbonlu bir bileşik. Sarı, portakal rengi, kırmızı veya kahverengi yağda çözünen, bitkilerde sentezlenen, fotosentezde görev yapan, çiçekler ve meyvelerde bulunan, karotenler ve ksantofiller olmak üzere iki gruba ayrılan bir pigment grubu.

TRÖST

Aynı alanda iş yapan çeşitli ortaklıkların hisse senetlerinin, bir denetim teşkilatına teslim edilmesi ve yönetimin bir teşkilatı yöneten gruba aktarılmasıyla oluşan, tekelci sermayedarlığa dayanan ortaklıklar birliği.

DÜBEYT

(Divan edebiyatı terimi) Rubainin bir adı.

ALAK

Bataklık yer. Köşk. Bağ, bahçe kulübesi. Sığır konulan, üstü açık kenarı çitle çevrili yer. İniş yerlerde kızağın hızım kesmek için önüne bağlanan ağaç. At eğeri. Oyunlarda aynı taraftaki eş, bir guruba katılan kimse: Bizim alak nereye gitti. Şaşkın, sersem, alık (bakış): Alak alak, ne bakıyorsun?. Kızana gelmiş köpek. Karışık tüylü. Çiftleşmek isteyen dişi köpek.

KSANTOFİL

Geniş yayılımlı sarı ya da kahverengi bir karotenoit pigment grubu; karotenlerin oksijenli türevleri. Lütein, neoksantin, kriptoksantin, violaksantin bu gruba girer. Sarı veya kahverengi bir karotenoit pigment grubu. Bitkilerde, plastidler tarafından sentezlenen, klorofille birlikte fotosentezde görevli, sarı renk maddesi.

DİL

Ağız boşluğunda, tatmaya, yutkunmaya, sesleri boğumlamaya yarayan etli, uzun, hareketli organ, tat alma organı. Ayakkabı bağlarının ayağı rahatsız etmemesini sağlayan ve bağ altına rastlayan saya parçası. Sorguya çekilmek için yakalanan tutsak. Gönül, yürek. Büyükbaş hayvanların haşlanıp pişirildikten sonra yenebilen dili. Kıstak. Belli mesleklere özgü dil. Bazı üflemeli çalgılarda titreşerek ses çıkaran ince metal yaprak. Bir çağa, bir gruba, bir yazara özgü söz dağarcığı ve söz dizimi. Düşünce ve duyguları bildirmeye yarayan herhangi bir anlatım aracı. Birçok aletin uzun, yassı ve çoğu hareketli bölümleri. Makaraların ve bastikaların içine yerleştirilmiş olan, üzerinden geçirilen halatı istenilen yöne çevirmeye yarayan, çevresi oluklu, küçük döner tekerlek. Düşmanın durumunu öğrenmek için sorguya çekilmek amacıyla ele geçirilen tutsak. İnsanların düşündüklerini ve duyduklarını bildirmek için kelimelerle veya işaretlerle yaptıkları anlaşma, lisan, zeban. Anahtar.

BAŞDELEGE

Bilimsel veya diplomatik bir etkinlikte katılımcı gruba başkanlık eden kimse.

CORCOR

Hindi. İki gruba ayrılan çocukların bir kısmının yere çizilen daire içine, bir kısmının dışına sıralanarak oynadıkları oyun. Sulu, cıvık.

AHREM

(Divan edebiyatı terimi) Mef'ûlün adımiyle başlıyan rubai. "Mef'ülün" kalıbıyla başlıyan dördül ölçüleri.

KIPÇAK

XI-XV. yüzyıllarda, Hazar ve Karadeniz'in kuzeyindeki bozkırlarda, Mısır ve Suriye'de yaşamış bir Türk boyu, Kuman. Günümüzde Kırım Tatarcası, Kazakça, Karaçay Malkarca vb. lehçeleri konuşan gruba verilen genel ad.

DÖRDÜL

Kare. Rubai.