Kelimeler arşivinde; içinde "pürü" olan, toplam 38 tane kelime bulunuyor. İçerisinde pürü bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu pürü ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında pürü olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
PÜRÜZLENDİRMEK
PÜRÜZLENDİRME, KARŞIKÖPÜRÜCÜ
SÜPÜRÜVERMEK
PÜRÜZLENMEK, SÜPÜRÜVERME, PÜRÜZSÜZLÜK, SEROPÜRÜLAN
PÜRÜLENMEK, ŞEMŞEMPÜRÜ, ŞEYTANPÜRÜ, PÜRÜZLEMEK, SÜPÜRÜLMEK, PÜRÜZLENME
SÜPÜRÜLME, PÜRÜZLEME, PÜRÜZALIR
PÜRÜZLÜK, SÜPÜRÜCÜ, PÜRÜPÜRÜ, PÜRÜLENT, PÜRPÜRÜM, PÜNPÜRÜN, BOYAPÜRÜ, PÜRÜZSÜZ
PÜRÜLAN, PÜRPÜRÜ, PÜPÜRÜM, ÇÖPÜRÜK, SÜPÜRÜŞ, SÜPÜRÜK, PÜRÜZLÜ, KÖPÜRÜŞ
PÜRÜ
Ardıç ve çam ağaçlarının yapraklı ince dalları, ağaçların budanmış ince dalları. Çam, ardıç, ladin ağaçlarının iğne gibi ince yaprakları. Çam dalı, yaprağı: Pürü topla da ateş yakalım.
ŞEMŞEMPÜRÜ
Kararsız, puslu (hava için).
PÜRÜLENMEK
Örtünmek.
KARŞIKÖPÜRÜCÜ
Karşıköpürme olayını yaratmak için kullanılan kimyasal özdek.
SÜPÜRÜLMEK
Süpürme işi yapılmak.
PÜRÜZSÜZLÜK
Pürüzsüz olma durumu.
PÜRÜZLENME
Pürüzlenmek işi.
SÜPÜRÜVERMEK
Çabucak, hızlıca süpürmek.
SÜPÜRÜLME
Süpürülmek işi.
ŞEYTANPÜRÜ
Sarp kayalarda biten, çam dalına benzer, iğneli, bodur bir bitki.
PÜRÜZLEMEK
Yapılarda sıva, alçı veya boyanın daha iyi tutmasını sağlamak amacıyla yüzeyi pürüzlü duruma getirmek.
SEROPÜRÜLAN
Hem seröz hem de cerahatli olan, sulu cerahatli.
SÜPÜRÜVERME
Süpürüvermek işi.
PÜRÜZLENDİRMEK
Pürüzlenme işini yaptırmak.
PÜRÜZLENDİRME
Pürüzlendirmek işi.
PÜRÜZLENMEK
Pürüz oluşmak, pürüzlü duruma gelmek. Bir iş, durum vb. karışık ve güç bir duruma gelmek. Ses boğuk ve bozuk çıkmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde PÜRÜ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KUMLAMA
Çam türü ağaçlarda yıl halkaları arasındaki görüntü ayrımını daha da belirtmek için yüzeye, hava basıncından yararlanarak kum püskürtme. Oyma işlerinde, çukurda kalan yüzeyleri özel dişli araçlarla pürüzlü duruma getirme.
DÜZGÜN
Doğru ve pürüzsüz, muntazam. Fondöten. İyi. Kurala uygun olarak, kusursuz bir biçimde. Kenar veya ayrıtları ile açıları birbirine eşit olan (biçim). Düzenli, kusursuz, insicamlı, rabıtalı, muntazam.
MEYDANCI
Avlu, bahçe vb. yerleri süpürüp temizleyen hizmetli. Mevlevi tekkelerinde konukları karşılayan, meydanı açan, Mevlevi raksını düzenleyen tarikat adamı. Hapishane koğuşlarında ayak işlerini gören kimse.
PARAZİTSİZ
Paraziti olmayan. Pürüzü olmayan bir biçimde.
KILÇIKLI
Kılçığı olan. Pürüzlü, çapraşık, karışık.
İÇBÜKEY
Yüzeyi düzgün ve pürüzsüz çukur biçiminde olan, obruk, mukaar, konkav.
PÜRÜZALIR
Bir borunun ağzına biçim vermek, genişletmek veya çapaklarını, pürüzlerini almak için kullanılan, çevresinde kesici yüzü bulunan alet, rayba.
GÜÇLÜK
Zorluk. Engel, pürüz. Ağır ve yorucu emek, zahmet, meşakkat.
ENGEL
Bir şeyin gerçekleşmesini önleyen sebep, mâni, mahzur, müşkül, pürüz, mânia, handikap. Engelli koşularda, her yarışçının üzerinden atlaması gereken tahta düzenek, bariyer. Hemzemin geçitlerde kara yolu güvenliğini sağlamak için kullanılan açılır kapanır düzenek, bariyer. Herhangi bir yolu kapamak için konulan nesne, bariyer. Kara yollarının kenarlarına yapılmış olan korkuluk, bariyer.
ÇATLAMAK
Parçaları ayrılıp dağılmayacak bir biçimde yarılmak. Ses pürüzlü, bozuk çıkmak. Aşırı yemekten, içmekten, yorgunluktan, ağlamaktan ölecek duruma gelmek veya ölmek. Sıkıntı, sevinç, yalnızlık, heyecan, sabırsızlık, kıskançlık vb. ruhsal durumları aşırı derecede duymak. Bir yüzeyde kırışıklar, çizgiler oluşmak.
FONDÖTEN
Cildi pürüzsüz göstermesi, renk vermesi için kadınların yüzlerine sürdükleri yarı sıvı veya boyalı krem, düzgün.
CİLLOP
Parlak, pürüzsüz, tertemiz. Yeni.
DURU
Bulanıklığı olmayan, temiz, berrak. Pürüzsüz (ten). Arınmış, karışık olmayan (dil, üslup vb.).
GREN
Kâğıdın yüzeyinin pürüzlülük derece ve tipinin bir izlenimi.
KUŞE
Özen isteyen baskı işlerinde kullanılan, parlak, düzgün, pürüzsüz, kaygan kâğıt.
PALAMUT
Uskumrugillerden, ortalama 1-2 kilogram gelen, eti esmer, büyüklüğüne göre "Çingene palamudu, torik, sivri, altıparmak, piçuta" adlarını alan, pulsuz bir balık, sivri (Pelamys sarda). Rulo biçiminde hazırlanmış kopya. Yurdumuzda yetişen meşe türlerinin uzunca, fındığa benzeyen, sert ve pürüzlü, bir yüksük içinde bulunan, tanen bakımından zengin meyvesi, pelit.
ÇATALLI
Çatalı olan. İki veya daha çok ihtimali olan. Pürüzlü (ses). Çatal durumunda olan.
PUDRA
Bazı mineral ürünlerin karışımı ile elde edilen, cildi korumak, düzgün ve güzel göstermek veya kırışıklıkları, pürüzleri gizlemek amacıyla yüze ve tene sürülen, kokulu ince toz.
KEÇELEŞMEK
Telleri birbirinin içine girip karışarak ayrılmaz olmak. Deri pürüzlü duruma gelmek, keçe gibi olmak. Vücudun bir yeri uyuşup duyarlığı azalmak.
ÇAPAK
Göz pınarında ve kirpiklerde birikerek pıhtılaşan veya kuruyan akıntı. Metal veya toprak eşya kenarlarında bulunan pürüz. Madenler dövülürken sıçrayan ince, ufak parça. Sazan familyasından, vücudu yandan basık, 50 santimetre uzunluğunda, 4-5 kilogram ağırlığında, sarı pullu, eti tatsız, kılçıklı bir tatlı su balığı (Abramis brama).