Kelimeler arşivinde; içinde "pür" olan, toplam 216 tane kelime bulunuyor. İçerisinde pür bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu pür ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında pür olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
KÜÇÜKKARAPÜRÇEK
PÜRÜZLENDİRMEK
CADISÜPÜRGESİ, CIVGINSÜPÜRGE, KARŞIKÖPÜRÜCÜ, PÜRÜZLENDİRME
PÜRÇEKLENMEK, PÜRTÜKLENMEK, SÜPÜRGECİLİK, KARŞIKÖPÜRME, KÖPÜREBİLMEK, MORCASÜPÜRGE, PÜRÇÜKLENMEK, PÜRENBİLBİLİ, PÜRİFİKASYON, PÜRSEKLENMEK, PÜRTÜŞLENMEK, SÜPÜRÜVERMEK
HÖPÜRDETMEK, PÜRÇEKLENME, PÜRTÜKLENME, PÜRÜZLENMEK, PÜRÜZSÜZLÜK, ÇÖPÜRLENMEK, HÖLHÖPÜRDEK, KÖPÜREBİLME, PÜRÇÜKLEMEK, PÜRKÜLENMEK, PÜRKÜNÜKLÜK, PÜRPELEŞMEK, SEROPÜRÜLAN, SÜPÜRGENOTU, SÜPÜRÜVERME, ZÜPÜRDETMEK
HÖPÜRDETME, KARAPÜRÇEK, PÜRİTENLİK, PÜRÜZLENME, SÜPÜRGELİK, SÜPÜRÜLMEK, AKPÜRÇEKLİ, DÜPÜRDEMEK, GUPÜRDEMEK, GÜPÜRDEMEK, HÖRPÜRTMEK, KARAPÜRCEK, PÜRÇÜKÖREN, PÜRELENMEK, PÜRSELEMEK, PÜRTLETMEK, PÜRÜLENMEK, PÜRÜZLEMEK, SÜPÜRALMAK, ŞEMŞEMPÜRÜ, ŞEYTANPÜRÜ, TEPÜRLEMEK, TÖPÜRDEMEK, TÜPÜRDEMEK
KÖPÜRTMEK, PÜRÇEKSİZ, PÜRDİKKAT, PÜRHİDDET, PÜRSIHHAT, PÜRÜZALIR, SÜPÜRGECİ, SÜPÜRTMEK, SÜPÜRÜLME, GÜPÜREDEK, HÖPÜRTMEK, KÖPÜRTKEN, PÜRÇÜKSÜZ, PÜRÇÜYHLİ, PÜRÇÜYHLÜ, PÜRELEMEK, PÜRLENMEK, PÜRSERMEK, PÜRSÜNLER, PÜRŞÜYHLÜ, PÜRTELMEK, PÜRTERMEK, PÜRTLEMEK, PÜRTTÜRME, PÜRÜZLEME, SÖRPÜRMEK, SÜPÜRATİF, SÜPÜRGELİ, TÜPÜRCEYH
KÖPÜRGEN, KÖPÜRMEK, KÖPÜRTME, KÖPÜRTÜŞ, PÜRÇEKLİ, PÜRÇÜKLÜ, PÜRMELAL, PÜRTELAŞ, PÜRTÜKLÜ, PÜRÜZSÜZ, SÜPÜRMEK, SÜPÜRTME, YÜPÜRMEK, BOYAPÜRÜ, ÇEPÜRDÜK, ÇÖPÜRDÜK, DEPÜRCÜM, HÖPÜRDÜM, KÖPÜRCEK, KÖPÜRCÜK, KÖPÜRKÖZ, KÖPÜRMEG, KÜPÜRMEK, LÜPÜRDEK, PÜNPÜRÜN, PÜRBÜÇÜK, PÜRÇÜHLİ, PÜRÇÜLÜK, PÜRENLİK, PÜRGATİF, Devamını Oku »»
HÖPÜRTÜ, KÖPÜRME, KÖPÜRÜŞ, PÜRİTEN, PÜRNEŞE, PÜRÜZLÜ, SÜPÜRGE, SÜPÜRME, SÜPÜRÜŞ, ÇÖPÜRLÜ, ÇÖPÜRÜK, DÜPÜRTÜ, GÜPÜRTÜ, KELEPÜR, KÖPÜRGE, KÖPÜRLÜ, KÜPÜRTÜ, KÜTÜPÜR, PÜPÜRÜM, PÜRÇEYH, PÜRPÜRÜ, PÜRTLEK, PÜRÜLAN, SİPÜRKE, SÜPÜREN, SÜPÜRTÜ, SÜPÜRÜK, TÜPÜRTÜ, YÜPÜRME
PÜRÇEK, PÜRÇÜK, PÜRİZM, PÜRTÜK, ÇÖPÜRE, GOMPÜR, GUMPÜR, GÜMPÜR, KÜMPÜR, KÜPÜRÜ, LİPÜRİ, PÜRCÜK, PÜRÇEG, PÜRÇEH, PÜRÇÜM, PÜRENE, PÜRENK, PÜRFER, PÜRİST, PÜRLEK, PÜRMEK, PÜRMÜZ, PÜRNEÇ, PÜRNEK, PÜRSEK, PÜRSÜN, PÜRŞAN, PÜRŞEN, PÜRTEK, SÜPÜRÜ, Devamını Oku »»
GÜPÜR, KUPÜR, PÜREN, PÜRÜZ, ÇÖPÜR, ÇÜPÜR, KEPÜR, KÖPÜR, KÜPÜR, LÖPÜR, PÜRDÜ, PÜREM, PÜRGÜ, PÜRİK, PÜRİN, PÜRKÜ, PÜRLÜ, PÜRME, PÜRSE, PÜRÜK, TEPÜR
PÜRE, PÜRÇ, PÜRÜ, PÜRZ
PÜR
PÜR
Dolu. Çam, ardıç, ladin ağaçlarının iğne gibi ince yaprakları.
PÜRÇEKLENMEK
Pürçekli duruma gelmek, püsküllenmek.
PÜRENBİLBİLİ
Boz renkli, küçük bir kuş.
MORCASÜPÜRGE
Pembe çiçek açan, boz renkli, süpürge yapılan bir çeşit ot.
PÜRÜZLENDİRME
Pürüzlendirmek işi.
KARŞIKÖPÜRME
Temizleme işlemlerinde, aşırı köpürme olayını bastırma olayı.
PÜRÇÜKLENMEK
Dokuma eşyalar eskiyerek, örselenerek kenarları tel tel olmak. Bazı bitkiler tel tel köklenmeye başlamak.
PÜRÜZLENDİRMEK
Pürüzlenme işini yaptırmak.
SÜPÜRGECİLİK
Süpürge alıp satma veya sokak süpürme işi.
PÜRİFİKASYON
Saflaştırma.
KARŞIKÖPÜRÜCÜ
Karşıköpürme olayını yaratmak için kullanılan kimyasal özdek.
CADISÜPÜRGESİ
Emeçleri özellikle dal uçlarındaki kabuk altında sıkı bir ağ örerek çekirdekli yemiş ağaçlarının çiçeklenmesine, dolayısıyla meyve verimine engel olan asklı mantar (Taphrina cerasi). Bu mantarın yol açtığı bitki hastalığı.
KÜÇÜKKARAPÜRÇEK
Sakarya ilinde, Karapürçek belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
PÜRTÜKLENMEK
Herhangi bir şeyin üzerinde pürtükler oluşmak.
CIVGINSÜPÜRGE
Hayvanların bulundukları yerleri temizlemek için kullanılan ot süpürge. (Yenikent Aksaray Niğde).
KÖPÜREBİLMEK
Köpürme imkânı veya olasılığı bulunmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde PÜR geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BORUK
Dağlarda yetişen, kokulu, süpürge ve yakacak olarak kullanılan bir tür ot.
ÇALMAK
Başkasının malını gizlice almak, hırsızlık etmek, aşırmak. Bir müziği dinlemeyi sağlayan aleti çalıştırmak. Benzemek, andırmak. Bozmak, zarar vermek. Üzerine sürmek. Kumaşın bir parçasını kesmek. Vurarak ya da sürterek ses çıkartmak. Ses çıkarmak, ses vermek. Zamanı boşa harcatmak, ziyan edilmesine yol açmak. Süpürmek, temizlemek. Atmak, çarpmak, vurmak. Madeni oymak, kalemle işlemek.
DÜZGÜN
Doğru ve pürüzsüz, muntazam. Fondöten. İyi. Kurala uygun olarak, kusursuz bir biçimde. Kenar veya ayrıtları ile açıları birbirine eşit olan (biçim). Düzenli, kusursuz, insicamlı, rabıtalı, muntazam.
ÇATALLI
Çatalı olan. İki veya daha çok ihtimali olan. Pürüzlü (ses). Çatal durumunda olan.
ÇATLAMA
Çatlamak işi. Uygun olmayan kuruma sonucu ağacın boyu yönündeki lif ayrılması. Tohumların dağılması için meyve kabuğunun yarılması, açılma. Dalgaların sığ kıyıya geldikleri zaman dökülüp köpürmesi, çatlak.
CİLLOP
Parlak, pürüzsüz, tertemiz. Yeni.
ÇALGIÇ
Mızrap. Bahçe süpürgesi, çalkı.
DURU
Bulanıklığı olmayan, temiz, berrak. Pürüzsüz (ten). Arınmış, karışık olmayan (dil, üslup vb.).
FUNDA
Süpürge otu.
ÇÖVEN
Kökü ve dalları, suyu sabun katılmış gibi köpürten, kir temizleyici bir bitki, sabun otu, helvacı kökü (Saponaria officinalis). Çevgen.
ÇATLAMAK
Parçaları ayrılıp dağılmayacak bir biçimde yarılmak. Ses pürüzlü, bozuk çıkmak. Aşırı yemekten, içmekten, yorgunluktan, ağlamaktan ölecek duruma gelmek veya ölmek. Sıkıntı, sevinç, yalnızlık, heyecan, sabırsızlık, kıskançlık vb. ruhsal durumları aşırı derecede duymak. Bir yüzeyde kırışıklar, çizgiler oluşmak.
FEVERAN
Fışkırma, kaynama. Birdenbire öfkelenme, köpürme, parlama.
DOLU
Havada su buğusunun birden yoğunlaşıp katılaşmasından oluşan, türlü irilikte, yuvarlak veya düzensiz biçimli buz parçaları durumunda yere hızla düşen bir yağış türü. Çok olan (iş, uğraş, olay vb.). İçi boş olmayan, dolmuş, meşbu, pür, boş karşıtı. İçki doldurulmuş bardak. Boş yeri olmayan, her yeri tutulmuş olan. Boş vakti olmayan, meşgul. İçinde atılacak mermisi bulunan (top, tüfek vb. ateşli silahlar). Tornacılıkta delik açılmamış (gereç). Bir yerde sayıca çok. Bir duygunun güçlü etkisinde olan.
ÇÖPÇÜ
Evlerden çöpleri toplayan veya sokakları süpüren temizlik işçisi, gübürcü.
ÇAĞLAMAK
Su, köpürerek ve ses çıkararak coşkun bir biçimde akmak. Coşmak.
ERİKA
Süpürge otu.
ENGEL
Bir şeyin gerçekleşmesini önleyen sebep, mâni, mahzur, müşkül, pürüz, mânia, handikap. Engelli koşularda, her yarışçının üzerinden atlaması gereken tahta düzenek, bariyer. Hemzemin geçitlerde kara yolu güvenliğini sağlamak için kullanılan açılır kapanır düzenek, bariyer. Herhangi bir yolu kapamak için konulan nesne, bariyer. Kara yollarının kenarlarına yapılmış olan korkuluk, bariyer.
ÇAPAK
Göz pınarında ve kirpiklerde birikerek pıhtılaşan veya kuruyan akıntı. Metal veya toprak eşya kenarlarında bulunan pürüz. Madenler dövülürken sıçrayan ince, ufak parça. Sazan familyasından, vücudu yandan basık, 50 santimetre uzunluğunda, 4-5 kilogram ağırlığında, sarı pullu, eti tatsız, kılçıklı bir tatlı su balığı (Abramis brama).
FUNDAGİLLER
Fundalar takımından, bayağı funda veya süpürge çalısı, açelya, yaban mersini, koca yemiş gibi çoğu her zaman yeşil birçok çalı ve ağaççığı içine alan bir bitki familyası.
FONDÖTEN
Cildi pürüzsüz göstermesi, renk vermesi için kadınların yüzlerine sürdükleri yarı sıvı veya boyalı krem, düzgün.