Kelimeler arşivinde; içinde "oranla" olan, toplam 11 tane kelime bulunuyor. İçerisinde oranla bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu oranla ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında oranla olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
ORANLAYABİLMEK
ORANLAYABİLME
ORANLAMASINA
BORANLAMAK, ORANLAYICI, PORANLAMAK, YORANLAMAK
ORANLAMAK, HORANLAMA
ORANLAMA
ORANLA
ORANLA
Herhangi bir şeye göre, herhangi bir şeyle kıyaslayarak, nispeten.
ORANLAYICI
Herhangi bir özdegi değerlendiren kişi. Taşınır ve durağan mal değerlerini sayışımlama, oranlama için seçilen yetkili kişi.
ORANLAMASINA
Kabaca, çirkince, uygunsuzca (yapılan işler için).
PORANLAMAK
Çok çalışma nedeniyle gücü kalmamak, direnci azalmak. Yaşlanmak.
ORANLAMAK
Ölçmek, hesaplamak, hesap etmek. Eşit tutmak. Akıl yoluyla gerçeğe yakın olduğuna inanılarak hüküm vermek, tahmin etmek. Karşılaştırmak, kıyaslamak.
ORANLAYABİLMEK
Oranlama imkânı veya olasılığı bulunmak.
HORANLAMA
Gelişigüzel konuşma, ölçüsüz konuşma: Yeter horanladın. Masal, uydurma söz.
YORANLAMAK
Tasarlamak, ölçüp biçmek, kestirmek.
ORANLAYABİLME
Oranlayabilmek işi.
BORANLAMAK
Kar yağmak. Hava bulanmak.
ORANLAMA
Oranlamak işi, tahmin, kıyas.
Bu bölümde tanımı içerisinde ORANLA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
MUHAMMİN
Oranlayan, tahmin eden.
MARN
Çok ince taneli kil minerallerinden ve kalsitin değişik oranlardaki karışımından oluşan tortul kayaç, pekmez toprağı.
KARELEMEK
Karelere ayırmak. Bir resmi büyütme veya küçültme işleminden sonra asıl örnek olarak oranlarını kopyasında da elde etmek için bir resmi eşit sayıda karelere ayırmak.
ALAŞIM
Bir metalin belli oranlarda bir veya birkaç metalle ergimesiyle oluşan yeni metal, halita.
KARARLAMAK
Ölçü ve tartıya dayanmaksızın, gözle oranlayarak hesaplamak, tahmin etmek.
LEYLEKGAGASI
Bir çizimin oranları bozulmadan daha küçük veya daha büyüğünün çizilmesi için kullanılan araç.
HESAP
Aritmetik. Bankadaki işlemlerin yapılabilmesi için kişi, kurum ve kuruluşlar adına düzenlenen çizelge. Alacaklı ya da borçlu olma durumu. Ödenecek ücretin dökümünü ve tutarını gösteren kâğıt, hesap pusulası, adisyon. Oranlama, tahmin. Bir girişimin, bir işin başarıya ulaşması için alınan önlemlerin bütünü. Matematiksel işlem. Tutum, durum, anlayış.
DAR
İçine alacağı şeye oranla ölçüleri yetersiz olan, geniş ve bol karşıtı. İdam mahkûmlarını asmak için dikilen direk. Yetersiz. Yurt. Güçlükle, ucu ucuna, ancak. Genişliği az veya yetersiz olan, ensiz, mikro. Sıkıntılı. Az, elverişsiz, sınırlı. Ev.
MUHAMMEN
Oranlanan, tahmin edilen.
KIYASLAMAK
Karşılaştırmak, oranlamak, örneksemek, mukayese etmek.
KUYU
Su katmanına varıncaya kadar derinliğine kazılan, genel olarak silindir biçiminde, çevresine duvar örülen, suyundan yararlanılan çukur. İçinden çıkılamayan durum ya da yer. Toprağa kazılan derince çukur. Yer altındaki iş yerlerine ulaşmak için açılmış ve kesit boyutları derinliğine oranla sınırlı, düşey veya düşeye yakın bağlantı yolu.
İÇİN
Amacıyla, maksadıyla. Düşüncesince, kendince, göre. Özgü, ayrılmış. Ant deyimleri yapan bir söz. Karşılığında, karşılık olarak. Oranla, göz önünde tutulursa. Uğruna, yoluna. -den dolayı, -den ötürü. Neden ve sonuç belirten bir söz. Hakkında. Süre belirten bir söz.
KIYAS
Bir tutma, denk sayma. Tasım. Karşılaştırma, oranlama, mukayese. Örnekseme.
ELEKTRODİYALİZ
Birtakım koloitlerin ortamdaki öteki parçacıklara oranla gözenekli zarlardan daha kolay geçmesi özelliğine dayanan kimyasal arıtma yönteminin elektrik enerjisiyle hızlandırılmış türü.
KOTA
Bir ülkede ithal edilecek malların çeşitlerini, oranlarını veya miktarlarını gösteren liste. Bir ülkede ithal edilecek mallar için getirilen sınırlama. Kuruluşlarda veya derneklerde bir gruba tanınan kontenjan sayısı. Bazı ülkelerde, sinemalarda belirli bir süre oynatılması zorunlu olan yerli film sayısının yabancı filmlere oranı.
EĞİMÖLÇER
Bir yüzey, düzlem, yol veya cihazın yatay düzleme oranla eğimini ölçen araç, klinometre.
BÜTÇE
Devletin, bir kuruluşun, bir aile veya bir kimsenin gelecekteki belirli bir süre için tasarladığı gelir ve giderlerinin tümü. Devlet ve öteki kuruluş veya toplulukların belirli bir dönem içindeki gelir ve giderlerinin oranlama niceliklerini önceden belirleyen, onaylayan ve bu işlemlerin yapılmasına izin veren kanun veya karar.
İZOMER
Aynı oranlarda birleşmiş aynı elementlerden oluşan fakat moleküllerinde atom gruplaşmaları değişik olduğu için birbirlerinden farklı özellikler gösteren (maddeler).
FORMÜL
Genel bir olguyu, bir kuralı veya ilkeyi açıklayan simgeler takımı. Bir veya birçok niceliğe bağlı bulunan bir niceliğin hesaplanmasına yarayan matematiksel anlatım. Çıkar yol, tutulan yol, yöntem. Kalıplaşmış, basmakalıp anlatım. Bir ilacın hazırlanmasında bir sonucun elde edilmesinde izlenecek işlemlerin çeşitli sayılar ve semboller kullanılarak ifade edildiği özgün kavram. Birleşik bir cismin birleşimine giren maddeleri ve bunların o birleşik maddedeki oranlarını gösteren kısaltma takımı. Bir belgenin yazılacağı biçimi ve ona özgü olan deyimi gösteren örnek.
KIYASEN
Kıyas edilerek, kıyas yoluyla. Karşılaştırarak, oranlayarak. Benzeterek.