Kelimeler arşivinde; içinde "neme" olan, toplam 169 tane kelime bulunuyor. İçerisinde neme bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu neme ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında neme olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
DELAİNEMERİNOSU
BİLİNEMEZCİLİK, ABASSÖĞODENEME
ÇAMURDÜNEMESİ
BİLİNEMEZLİK, BELEVÜNNEMEK, BÖLÜNEMEZLİK
BİLİNEMEZCİ, DENEMECİLİK, BERİNĞNEMEK, BÖLÜNEMEYEN, DİNDİYNEMEH, DÜŞGÜNNEMEK, DÜZENNEMEYH, MELENEMEZİS, MERŞİNNEMEK, NEMERTİNLER, NİNEMELMASI, PERÇİNNEMEK, ZENGİNNEMEK
BERİNNEMEK, BÖĞENNEMEK, DÖNEMEÇSİZ, DÜZENNEMEK, ESNEMEZLİK, GEĞENNEMEK, GERENNEMEK, GEZENNEMEK, KEFİNNEMEK, LÖGÜNNEMEK, SERİNNEMEK, TÖKENNEMEK, TÜĞÜNNEMEK, TÜTÜNNEMEĞ, YEGENNEMEK, YEĞİNNEMEK, YEKENNEMEK, YELİNNEMEK, YİĞİNNEMEK
BİLİNEMEZ, ABANNEMEK, ALTINEMEK, DENEMELİK, DENNEMEYH, DERİNEMEK, DÖNEMEÇLİ, GÖYNEMEYH, İÇİNNEMEG, MENEMENCİ, NEMERTİNİ, NEYNEMELİ, TEPENNEME, TEVİRNEME
ÇİĞNEMEK, DENEMECİ, KİŞNEMEK, KÖHNEMEK, KÜRNEMEK, BEYNEMEK, BÖNNEMEK, CİNNEMEK, ÇEYNEMEK, ÇİNNEMEK, ÇİŞNEMEK, ÇÖHNEMEK, DEĞNEMEK, DENNEMEK, DERNEMEK, DEYNEMEK, DIĞNEMEK, DİGNEMEK, DİĞNEMEK, DİNNEMEK, DÖĞNEMEK, DÖRNEMEK, DÖYNEMEK, DÜĞNEMEK, ELKANEME, ENNEMENE, GENNEMEK, GÖĞNEMEK, GÖYNEMEK, GÜNNEMEK, Devamını Oku »»
ÇİĞNEME, DENEMEK, DÖNEMEÇ, ESNEMEK, KİŞNEME, KÖHNEME, KÜRNEME, MENEMEN, TÜNEMEK, BÜNEMEK, ÇİNEMEK, DANEMEK, DENEMEG, DİNEMEK, DONEMEK, DÖNEMEK, DÖNEMEZ, DÜNEMEK, EĞNEMEK, ENNEMEK, ESNEMEZ, GÜNEMEK, İĞNEMEK, İNNEMEK, İSNEMEK, NEMEKSİ, NEMELTİ, NEMERSE, NEMESÜK, NENEMEK, Devamını Oku »»
DENEME, ENEMEK, ESNEME, TÜNEME, İNEMEK, İNNEME, NEMENE, ÖNEMEK, ÜNEMEG, ÜNEMEK
ENEME, İNEME, NEMEN, NEMER, NEMET
NEME
NEME
Şey. Şaşma ünlemi. Neyime.
BÖLÜNEMEYEN
gayr-i kaabil-i taksim, taksimi, kaabil olmayan.
BİLİNEMEZCİLİK
Bilginin bağıntılı olduğuna ve bundan dolayı salt olmadığına inanan öğreti. Tanrı'nın ve evrenin nereden türediğinin bilinmediğini ve bilinemeyeceğini ileri süren öğreti, laedriye, agnostisizm.
DİNDİYNEMEH
Konuşulanları gizlice dinlemek.
DELAİNEMERİNOSU
C tipi Merinos sınıfına giren, Teksas, New Meksiko ve Kaliforniya'da bulunan, orta büyüklükte düzgün bir vücuda ve kısa bir boyna sahip, verim yaşı diğer Merinos ırkları içinde en uzun olan diğer Merinos ırklarıyla yapağı rengi, bir örnekliliği, dayanıklılığı ve yoğunluğu bakımından karşılaştırıldığında fark gözlenmeyen koyun ırkı.
ÇAMURDÜNEMESİ
Sıva ya da kerpiç yapılacak çamurun bir gün bekleiltmesi. (Yenikent Aksaray Niğde).
BİLİNEMEZLİK
Bilinemez olma durumu.
BÖLÜNEMEZLİK
Bir üretim faktörünün ya da malın belli bir enaz düzeyin altında kullanılmasını engelleyen özellik.
BERİNĞNEMEK
Şaşkınlıkla karışık korku duymak, irkilmek, ürkmek, uykudan sıçrayarak korku ile uyanmak, afallamak, şaşırmak.
MELENEMEZİS
Siyah kusmuk.
BİLİNEMEZCİ
Bilginin bağıntılı olduğuna inanan (kimse). Tanrı'nın ve evrenin nereden türediğinin bilinmediğini ve bilinemeyeceğini ileri süren öğretiyi benimseyen (kimse), laedri, agnostik.
DÜŞGÜNNEMEK
İhtiyarlamak; gerilemek.
BELEVÜNNEMEK
Şaşkınlıkla karışık korku duymak, irkilmek, ürkmek, uykudan sıçrayarak korku ile uyanmak, afallamak, şaşırmak.
DENEMECİLİK
Denemecinin yaptığı iş.
ABASSÖĞODENEME
Korku, kuşku, coşku bildiren ünlem.
DÜZENNEMEYH
Hazırlamak, düzeltmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde NEME geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AN
Zamanın bölünemeyecek kadar kısa olan parçası, lahza, dakika. Zihin. İki tarla arasındaki sınır.
BÜKÜNTÜ
Bükme sonucu oluşan biçim veya iz. Dönemeç, viraj. Bağırsakta olan ağrı.
CEHENNEMLEŞMEK
Cehenneme dönmek. Aşırı üzüntü ve sıkıntı çekilen yer durumunu almak.
BÜKLÜM
Kıvrım. Dönemeç, viraj.
BÜK
Dönemeç. Ovada veya dere kıyısında çalı ve diken topluluğu. Böğürtlen. Akarsu kıyılarındaki verimli tarlalar, büklük.
BULAŞKAN
Bulaştığı yerden kolay temizlenemeyen, yapışkan. Sataşma, kavga etme alışkanlığı olan.
BAKMAK
Bakışı bir şey üzerine çevirmek. Yoklamak, incelemek, denemek. Anlamak, farkına varmak. Gözetmek, korumak. İlgilenmek. Yapılabilmesi bir şeye bağlı bulunmak. Beslemek, geçindirmek. Bir şeyin gelişmesi veya iyi bir durumda kalması için emek vermek. Renklerde benzemek, andırmak. Bir iş birinden beklenmek. Hastayı muayene etmek. Bir şeyin yüzü bir yöne doğru olmak. Tedavi etmek için ilgilenmek. Bir işi yapmak, bir işi yapmakla görevli olmak. Aramak. Başka bir şeyle ilgilenmeyip elindeki veya önündeki işle uğraşır olmak. Uğraşmak, meşgul olmak.
ASILTI
Çözünemeyen madde parçacıklarının dibe çökmeden bir sıvı ortamda kalmış durumu, süspansiyon. Böyle bir sıvı karışımı, süspansiyon.
ANTİMON
Atom numarası 51, atom ağırlığı 121,76 olan, 630 °C'de eriyen, haddede veya çekiç altında işlenemeyen, çoğunlukla basım harfleri alaşımında kullanılan, mavimtırak beyaz renkte bir element (simgesi Sb).
AGNOSTİSİZM
Bilinemezcilik.
BİLİNEMEZ
İnsan aklıyla bilinemeyen şey.
ARAPSAÇI
Küçük, yuvarlak ve çok sık yeşil yaprakları olan, uzadıkça aşağı doğru sarkan bir tür süs bitkisi. Çözümlenemeyecek kadar karışık durum. Bir yerleşim planında genel olarak yeşil alanları belirtmek üzere girişik, eğri çizgilerle yapılmış olan bir tür tarama biçimi.
ATOM
Birkaç türü birleştiğinde çeşitli molekülleri, bir tek türü ise bir kimyasal ögeyi oluşturan parçacık. Yaprakları üst üste sarılı topak marul. Eski Yunan filozoflarına göre gerçeğin son, artık bölünemez, bozulamaz diye tasarlanan temel ögeleri.
ATIK
Hastane, ev, fabrika vb. yerlerde kullanılmış, artık işlenemez veya çevre için zarar oluşturan her türlü madde. Atılmış, atılan. Üretimden tüketime kadar olan tüm aşamalarda ortaya çıkan ve kullanıcının artık işine yaramayan maddelerin tamamı.
ANTİKA
Tarihsel bir döneme ait olan. Mendil, örtü, yatak çarşafı vb. bezlerin kenarlarına paralel ipliklerden bir bölümü çekilip dikey olanların ikisi, üçü bir arada tire ile sarılarak yapılmış olan diş diş süs, sıçandişi. Genele, olağana, geleneğe aykırı, acayip, tuhaf, çarliston marka. Eski çağlardan kalma eser. Antik.
AMBALE
"Birini düşünemez duruma getirmek, çok yormak, fazla gaz vererek otomobili çalışamaz duruma getirmek" anlamlarındaki ambale etmek ve "çok yorulup iş göremez, düşünemez duruma gelmek" anlamındaki ambale olmak birleşik fiillerinde geçen bir söz.
BİREY
Kendine özgü nitelikleri yitirmeden bölünemeyen tek varlık, fert. Bir türün kapsamı içine giren somut varlık. Doğa bilgisinde türü oluşturan tek varlıklardan her biri. Toplumları oluşturan ve düşünsel, duygusal, iradeyle ilgili nitelikleri toplum içinde belirlenen insanların her biri, fert. İnsan topluluklarını oluşturan, insanların benzer yanlarını kendinde taşımakla birlikte, kendine özgü ayırıcı özellikleri de bulunan tek can, fert.
ATASÖZÜ
Uzun deneme ve gözlemlere dayanılarak söylenmiş ve halka mal olmuş, öğüt verici nitelikte söz, deme, mesel, sav, darbımesel.
AGNOSTİK
Bilinemezci. Bilinemezcilikle ilgili.
BELLİSİZ
Belli olmayan, bilinemeyen.