Kelimeler arşivinde; içinde "nefi" olan, toplam 21 tane kelime bulunuyor. İçerisinde nefi bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu nefi ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında nefi olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
MELANEFİDROZİS
SANAYİİNEFİSE
İZZETİNEFİS, KİFAFINEFİS
CEBRİNEFİS, NEFİLENMEK
HANEFİLİK
NEFİRTAŞ, NEFİRNEM
NEFİSKE, NEFİRNE, NEFİRGE
HANEFİ, NEFİSE, KENEFİ
NEFİK, NEFİY, NEFİS, NEFİR, NEFİT
NEFİ
NEFİ
Yararlı.
MELANEFİDROZİS
Siyah ter çıkarma.
KENEFİ
İç çamaşırı yapılan yerli dokuma bezi.
NEFİRNE
Ufak salkımlı, küçük taneli, pek beğenilmeyen üzüm.
İZZETİNEFİS
Öz saygı. Kişinin kendine verdiği değer.
KİFAFINEFİS
Yaşamaya yetecek kadar olan rızık.
SANAYİİNEFİSE
Güzel sanatlar.
HANEFİ
İslamiyette dört Sünni mezhepten biri. Bu mezhepten olan kimse.
CEBRİNEFİS
Nefis zorlaması.
NEFİSKE
Obur.
NEFİLENMEK
Koklamak.
NEFİRNEM
Dalkavuk, yiyici kişi.
NEFİRTAŞ
Diyarbakır şehri, Mermer nahiyesine bağlı bir yer.
NEFİRGE
Asmanın ikinci kez verdiği küçük taneli üzüm.
HANEFİLİK
Hanefi olma durumu.
NEFİSE
Herkes tarafından beğenilen, çok güzel.
Bu bölümde tanımı içerisinde NEFİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
NEFASET
Nefis olma durumu. Kıymetli olma durumu.
İZZEDİNEVS
İzzetinefis.
OLUMSUZLUK
Olumsuz olma niteliği veya durumu, menfilik, nefiy. Biçimsel olarak fiillerde "-ma/-me" ekiyle, isimlerde "değil" ile gösterilen "gerçekleşmeme, olmama, bulunmama" gibi anlamların ifadesi.
YEDİRMEK
Yemesini sağlamak. Bir şeyi azar azar başka bir şeyin içine karıştırarak belli olmayacak duruma getirmek. Ağzına yiyecek vermek, beslemek, karnını doyurmak. Bir fazlalığı herhangi bir biçimde kullanmak. Nefis, namus, şan, kibir vb. kavramlarla kullanıldığında yakıştırmak, yaraştırmak. Bir kimseye rüşvet vermek.
YADSIMA
Yadsımak işi, yokumsama, inkâr. Bir yargıdan onun karşıtı olan yargıya geçme, nefiy.
ÖZ
Bir kimsenin benliği, kendi manevi varlığı, iç, nefis, derun, varoluş karşıtı. Bitkilerin kök, gövde ve dallarının boydan boya ortasında bulunan, hafif, gevrek ve çoğu yumuşak bölüm. "Kendine, kendi kendini" anlamlarında birleşik kelimeler türeten bir söz. Bir şeyin temel ögesi, künh, zübde. Kan bağı ile bağlı olan, üvey olmayan. İçine, arılığını, saflığını bozacak hiçbir şey karışmamış olan, saf, arı. Bir şeyin en kuvvetli veya kıvamlı bölümü, hülasa, zübde, ekstre. Dere, çay. Sulak, verimli yer. Çıbanların içinde ölmüş dokudan oluşan irinle birlikte çıkan parça. Kendi, zat.
SÜNNİLİK
Kur'an'a ve Hz. Muhammed'in sünnetlerine göre davranmayı en doğru ve tek yol sayan, Hanefi, Maliki, Şafii, Hanbeli mezhepleri.
SÜRGÜN
Ceza olarak belli bir yerin dışında veya belli bir yerde oturtulan kimse. Filiz. İshal. Bir kimsenin sürüldüğü yer. Sürülme işi, nefiy.
ONUR
İnsanın kendine karşı duyduğu saygı, şeref, öz saygı, haysiyet, izzetinefis. Başkalarının gösterdiği saygının dayandığı kişisel değer, şeref, itibar.
TULUMPATA
Çalınan boru, nefir.