Kelimeler arşivinde; içinde "musallat" olan, toplam 1 tane kelime bulunuyor. İçerisinde musallat bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu musallat ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında musallat olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
MUSALLAT
MUSALLAT
Bir kimse veya şeyin üzerine bıktıracak kadar düşen (kimse).
Bu bölümde tanımı içerisinde MUSALLAT geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ALKANASI
Loğusa ve yeni doğmuş bebeklere musallat olarak onları boğduğu sanılan ve samanlıkta dolaşarak atların yelesini ördüğüne inanılan görüntü.
DEKİŞ
Erkeklere musallat olup, paralarını yiyen kadın: Dekiş Kezban Ahmet'in arkasını takip ediyor.
ARSOLMAK
Başına belâ kesilmek, musallat olmak.
BÜVELEK
Sığırları rahatsız eden bir çeşit sinek, gübre sineği. Ökse otu. Yazın hayvanlara musallat olan sinek, bambal sineği (Çayağzı). Sokucu olmayıp, çirkin vızıltısı nedeniyle sığırları delice kaçıran ve onlarda nokra yumrularının oluşumuna yol açan kısa boynuzlu sinek türü. (Zorunlu asalaktır. Büve, büğe, büğelek, böğelek, bevelek, iğrice, güğüm sineği, nokra sineği de denir. Soydaş birkaç türü daha vardır.).
YAPIŞMAK
Yapışkan bir maddeye bulanmış olan bir şey ayrılmayacak bir biçimde bir yere tutunup kalmak. Başı çekeni çok yakından izlemek. İyice yaklaşmak, sokulup değmek. Aralık bırakmayacak biçimde üzerine dokunmak. Bir iş yapmak amacıyla, hevesle bir şeyi eline almak. Birini rahatsız etmek, sataşmak, peşini bırakmamak, musallat olmak. Sıkıca yakalamak, tutmak, sarılmak.
ALKARISI
Lohusalara musallat olarak onları boğduğuna inanılan görüntü, çarşamba karısı.
ARDILMAK
Birisinin sırtına asılmak. Sataşmak, çatmak. Musallat olmak, asılmak, takılmak.
DARIMAK
Musallat olmak, ârız olmak, talan etmek.
TAYN
Tayin - tayin olmak: musallat olmak.
TASALLUT
Musallat olma, saldırma. Sarkıntılık.
GÖĞEN
Hayvanlara zarar veren gök renkli bir çeşit sinek ya da böcek. Bir çeşit mantar. İçinde su ısıtılan büyükçe ibrik. Yeni yapılan ekmek tandırının iç yüzeyini parlatmak için kullanılan yuvarlak pürüzsüz taş. Yeşillik. Yazın hayvanlara musallat olan gök renkli bir sinek. Bir tür mantar.
BEREK
Yazın hayvanlara musallat olan bir çeşit iri sinek. Süs, ziynet. Börek.
AYNAŞMAK
Sırnaşmak, musallat olmak, sataşmak. Bırakıp uzaklaşmak. Girişmek, işe başlamak, koyulmak. Alay etmek, eylenmek. Karışmak, karmakarışık olmak, birbirine girmek: Şu sıralarda işim çok aynaştı. Yapışmak: Ağdalı şeker dişlerime aynaştı.
KIŞLATMAK
Kışı bir yerde geçirtmek. Musallat etmek.
TEBELLEŞ
İstenmediği hâlde, birinden veya bir yerden ayrılmayan, gitmeyen, musallat olan.
SATAŞMAK
Bir kimseyi rahatsız edecek davranışta bulunmak, musallat olmak. Sarkıntılık etmek.
ALACAMA
Loğusalara musallat olan alkarısının çocuklarda beliren şekli (bu hastalık nazardan olur).
ARIZ
Sonradan ortaya çıkan. Bulaşmış, musallat olmuş.