İçinde MİKLE geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "mikle" olan, toplam 30 tane kelime bulunuyor. İçerisinde mikle bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu mikle ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında mikle olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

16 harfli kelimeler

DİNAMİKLEŞTİRMEK

15 harfli kelimeler

TERMİKLEŞTİRMEK, DİNAMİKLEŞTİRME

14 harfli kelimeler

KOMİKLEŞTİRMEK, KEMİKLEŞTİRMEK, TERMİKLEŞTİRME

13 harfli kelimeler

DİNAMİKLEŞMEK, KOMİKLEŞTİRME, KEMİKLEŞTİRME

12 harfli kelimeler

DİNAMİKLEŞME, ÇİRMİKLENMEK

11 harfli kelimeler

TİTMİKLEMEK, ŞEMİKLENMEK, DİTMİKLEMEK, İLMİKLENMEK, KEMİKLEŞMEK, KOMİKLEŞMEK, DEPMİKLEMEK

10 harfli kelimeler

HIMİKLEMEK, KOMİKLEŞME, KEMİKLEŞME, İRMİKLEMEK, İLMİKLENME, İLMİKLEMEK

9 harfli kelimeler

İMİKLEMEK, İLMİKLEME

8 harfli kelimeler

KEMİKLER

7 harfli kelimeler

İMİKLER

Bazı kelimelerin anlamları

MİKLE

Tava.

İLMİKLENMEK

İlmikle tutturulmak.

DİNAMİKLEŞMEK

Dinamik duruma gelmek.

DİNAMİKLEŞTİRME

Dinamikleştirmek.

KOMİKLEŞTİRMEK

Komik duruma getirmek.

DİTMİKLEMEK

Ayıklamak, didiklemek.

KOMİKLEŞTİRME

Komikleştirmek işi.

KEMİKLEŞTİRMEK

Kemiğe dönüştürmek.

TERMİKLEŞTİRME

Termikleştirmek işi.

TİTMİKLEMEK

Lif lif, ince ince ayırmak, didik didik etmek.

ÇİRMİKLENMEK

Yoğurt mayalandıktan sonra pul pul olmak.

ŞEMİKLENMEK

Katılaşmak, sertleşip kıkırdak durumunu almak, kabuklanmak, damarlı, sinirli olmak : Çağlalar şemiklendi.

TERMİKLEŞTİRMEK

Yüksek enerji nötronlarını termik nötron durumuna getirmek için yavaşlatmak.

KEMİKLEŞTİRME

Kemikleştirmek işi.

DİNAMİKLEŞTİRMEK

Dinamik duruma getirmek.

DİNAMİKLEŞME

Dinamikleşmek durumu.

  -   -   -  

Anlamında MİKLE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde MİKLE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

İBİK

Horoz, hindi vb.nin tepesinde bulunan kırmızı deri uzantısı. Köşe, kenar, uç. Bazı kemiklerde bulunan ve kasların tutunmasına yarayan, çizgi durumunda pürtüklü çıkıntı. Emzik.

BINGILDAK

Kafatasının kemikleşmeden önce kemiklerin birleşme yerlerinde bulunan kıkırdak bölümü.

BAĞ

Bir şeyi başka bir şeye veya birçok şeyi topluca birbirine tutturmak için kullanılan ip, sicim, şerit, tel vb. düğümlenebilir nesne. Meyve bahçesi. Üzüm kütüklerinin dikili bulunduğu toprak parçası. Bir halat üzerine atılan sağlam, düzgün ve istendiğinde kolayca çözülebilen her türlü düğüm. Kemikleri birbirine bağlamaya, iç organları yerinde tutmaya yarayan lif demeti. Nota yazarken yan yana gelen aynı veya farklı değerdeki notaların birbirine bağlanarak çalınacağını belirtmek için yapılmış olan yay biçimindeki işaret. İlgi, ilişki, rabıta. Bağlam, deste, demet. Sargı.

İNCİK

Baldır. Bazı bölgelerde diz, ayak bileği, baldır veya kaval kemikleri.

AÇAN

Oynak kemiklerin arasındaki açıları genişletmeye yarayan kasların genel adı, büken karşıtı.

BICIL

Aşık kemiğinin altında bulunan küçük bir kemik. Bu kemikle oynanan bir oyun.

GÜLÜNÇLEŞMEK

Gülünç duruma gelmek, komikleşmek.

İFADE

Anlatım. Dışa vurum. Tanık ve sanıkların olay hakkında yargı organlarına yaptıkları sözlü açıklama. Bir duyguyu yüz aracılığıyla anlatan belirtilerin, mimiklerin bütünü. Deyiş, söyleyiş.

JERSEY

Sarı ve kahverengiden esmere kadar değişen renkte, et tutmayan, kemikleri belirgin bir kültür ırkı sığırı.

ALT

Bir şeyin yere bakan yanı, zir, üst karşıtı. Birkaç şeyden aşağıda olan. Bir şeyin yere yakın bölümü. Birine göre daha aşağı mevkide olan kimse, madun. Sınıflamalarda ikinci derecede olan. Bir nesnenin tabanı. Oturulurken uyluk kemiklerinin yere gelen bölümü.

KALKAN

Ok, kılıç vb.nden korunmak için savaşçıların kullandığı korunmalık. Toplum olaylarında güvenlik görevlilerinin çeşitli saldırı araçlarından kendilerini ve başkalarını korumak için kullandıkları, özel olarak yapılmış korumalık. Koruyucu. Yan yüzergillerden, büyük, yassı, derisi düğme veya çivi denilen birtakım sivri kemiklerle örtülü, beyaz etli balık, kalkan balığı (Scophtalmus maximus).

CEBİRE

Kırık ve çıkık kemikleri yerinde tutmak için kullanılan tahta, mukavva veya tenekeden yapılmış, üzeri sargıyla kaplanan levha, süyek, koaptör. Rayları iki ucundan birbirine bağlamak için kullanılan delikli metal çubuk.

KABURGA

Eğe kemiklerinin oluşturduğu kafes. Gemilerde dış kaplamanın dayandığı iskelet. Eğe.

BÜKEN

Oynak kemikleri arasındaki açıları daraltan kasların genel adı, açan karşıtı.

HELVA

Şeker, yağ, un veya irmikle yapılmış olan tatlı.

EKLEM

Vücut kemiklerinin uç uca veya kenar kenara gelip birleştiği yer, mafsal.

AKROMEGALİ

Genel gelişme bittikten sonra el, çene, burun vb. vücudun sivri kısımlarındaki kemiklerin kalınlaşması, büyümesi veya uzaması.

GÜLÜNÇLEŞME

Gülünçleşmek işi, komikleşme.

İLMİKLEME

İlmiklemek işi.

İSKELET

İnsan ve hayvan bedeninin kemik çatısı, teşrih. Kuru, çıplak. Bir şeyi oluşturan temel çatı. Yumuşak bölümleri dökülmüş, ölü bir vücudun kemiklerinin bütünü. Bir eserin genel planı. Çok zayıf.