Kelimeler arşivinde; içinde "mahal" olan, toplam 19 tane kelime bulunuyor. İçerisinde mahal bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu mahal ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında mahal olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
MAHALLİLEŞTİRMEK
MAHALLİLEŞMEK
SAMAHALANMAK, MAHALLİLEŞME
MAHALSİNMEK, YENİMAHALLE, MAHALLEVARİ
STOMAHALJİ, HALMAHALIN, MÜSAMAHALI
DEREMAHAL, MAHALLELİ, MAHALLECE
MAHALLER, MAHALLIK, MÜZMAHAL
MAHALLİ, MAHALLE
MAHAL
MAHAL
Yöre (I).
MAHALSİNMEK
Değer vermek, önem vermek, önemli saymak. Gerçek sanmak.
MAHALLIK
Dik kafalılık.
MAHALLİLEŞME
Yöreselleşme, yerelleşme.
MAHALLER
Bursa şehrinde, Orhaneli ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
SAMAHALANMAK
Geciktirmek.
HALMAHALIN
Kolay kolay.
YENİMAHALLE
Ankara iline bağlı ilçelerden biri.
STOMAHALJİ
Mide ağrısı.
DEREMAHAL
Yozgat şehrinde, merkez belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.
MAHALLEVARİ
Mahalle yaşayışına uygun.
MAHALLECE
Mahallede oturanlar tarafından. Mahallede oturanlar olarak hep birlikte.
MAHALLELİ
Aynı mahallede oturan kimselerin bütünü. Aynı mahalleden olan.
MAHALLİLEŞMEK
Yerelleşmek.
MAHALLİLEŞTİRMEK
yerelleştirmek.
MÜSAMAHALI
Hoşgörülü, toleranslı.
Bu bölümde tanımı içerisinde MAHAL geçen kelimeler listesi verilmiştir.
HOŞGÖRÜLÜ
Hoşgörüsü olan, hoşgörüyle davranan, hoşgörü sahibi, müsamahalı, toleranslı.
VAROŞ
Kent veya kasabada kenar mahalle.
GÖÇMEK
Yerleşmek amacıyla mahalle, köy, şehir veya ülke değiştirmek. Oturmak. Ölmek. Çökmek. Bazı hayvanlar, sıcak iklimli ülkelere gitmek.
YÖRESEL
Belli bir yöre ile ilgili, yerel, mahallî, mevzii, lokal. Belli bir yöreye özgü.
YERELLEŞMEK
Yerel bir özellik kazanmak, yöreselleşmek, mahallîleşmek.
TULUMBACI
Mahallelerde bulundurulan yangın tulumbalarını, yangın olan yerlere götüren ve orada yangının söndürülmesine yardım eden kimse. Külhanbeyi. Tulumba yapan, satan veya onaran kimse.
YERELLEŞME
Yerelleşmek işi, yöreselleşme, mahallîleşme.
YÖRESELLİK
Yöresel olma durumu, mahallîlik.
MEVKİ
Yer, mahal. Durum. Bazı ulaşım araçlarında yolculara veya tiyatro, sinema vb. yerlerde seyircilere sağlanan konfora ve bilet ücretlerine göre düzenlenmiş yer. Makam.
İRAP
"Hiçbir değeri ve önemi yok" anlamındaki irapta mahalli yok ve iraptan mahalsiz deyimlerinde geçen bir söz.
YER
Bir şeyin, bir kimsenin kapladığı veya kaplayabileceği boşluk, mahal, mekân. Yerküre. Gezinilen, ayakla basılan taban. Önem. Ekime elverişli toprak parçası, arazi. Görev, makam. Durum, konum, vaziyet. Ülke. Durum, konum. İz. Üzerine yapı kurulmaya elverişli arazi, arsa. Otel, motel vb.nde kalınacak oda. Bulunulan, yaşanılan, oturulan bölge. Bir olayın geçtiği veya geçeceği bölüm, alan, mahal.
MAHLEP
Gülgillerden, 6-10 metre yüksekliğinde bir ağaç, kokulu kiraz, İdris ağacı (Prunus mahaleb). Bu ağacın bahar olarak kullanılan, nohut büyüklüğündeki yemişi.
GETTO
Avrupa ülkelerinde Yahudilerin gönüllü olarak veya zorlanarak yerleştirildikleri ve her türlü gereksinimini başka yere gitmeden karşılayabildikleri mahalle, Yahudi mahallesi. Bir yerleşim bölgesinin, aynı şehirden gelen insanların yerleştiği bölümü.
SANDIK
İçine çeşitli şeyler konulan, tahtadan yapılmış, kapaklı ev eşyası. Kamu kesiminde çalışan personelin kendi durumunda düşük faiz ve taksitler hâlinde geri ödemek üzere borç para aldığı birim. Meyve, sebze koymaya yarayan, tahta veya plastikten yapılmış, dört köşe kap. Mahalle tulumbacılarının omuzda taşıdıkları sandık biçimi tulumba. Bir kurumda para alınıp verilen yer. Kamu kesiminde çalışan personelin sosyal güvenlik işlerini yürüten kuruluş. Yapılarda kum, çakıl vb. şeyleri ölçmek için kullanılan, üstü ve altı açık, dört köşeli tahtadan ölçü aleti. Seçimlerde oy pusulalarının atıldığı kutu.
MEVZİ
Yer, mahal. Bir askerî birliğin yeri veya bu birlik tarafından ele geçirilen bölge.
YÖRE
Bir bölgenin belli bir yer ve çevresini kapsayan sınırlı bölümü, havali, mahal, civar. Değirmenlerde, taşla kasnak arasında kalan ve hayvan yemi olarak kullanılan un.
BEVVAP
Kapıcı. Mahalle okullarında hademe.
MUHTAR
Köy ve mahallenin yasalarla belirtilmiş işlerini yürütmek için o köy veya mahallede oturanların seçtikleri kimse, köy muhtarı, mahalle muhtarı. Özerk. Her işe burnunu sokan.
AKSAKAL
Köyün veya mahallenin ihtiyar heyetinde olan kimse. Ermiş, evliya. Bir meslekte yaşça, kıdemce ileride ve yetenek bakımından üstün niteliğe sahip olan kimse, duayen.
GENELEV
Genel kadınların erkek kabul ettikleri yer, aşağı mahalle, kırmızıfener, koltuk, kerhane, umumhane.