İçinde MAHAL geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "mahal" olan, toplam 19 tane kelime bulunuyor. İçerisinde mahal bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu mahal ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında mahal olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

16 harfli kelimeler

MAHALLİLEŞTİRMEK

13 harfli kelimeler

MAHALLİLEŞMEK

12 harfli kelimeler

SAMAHALANMAK, MAHALLİLEŞME

11 harfli kelimeler

MAHALSİNMEK, YENİMAHALLE, MAHALLEVARİ

10 harfli kelimeler

STOMAHALJİ, HALMAHALIN, MÜSAMAHALI

9 harfli kelimeler

DEREMAHAL, MAHALLELİ, MAHALLECE

8 harfli kelimeler

MAHALLER, MAHALLIK, MÜZMAHAL

7 harfli kelimeler

MAHALLİ, MAHALLE

5 harfli kelimeler

MAHAL

Bazı kelimelerin anlamları

MAHAL

Yöre (I).

MAHALSİNMEK

Değer vermek, önem vermek, önemli saymak. Gerçek sanmak.

MAHALLIK

Dik kafalılık.

MAHALLİLEŞME

Yöreselleşme, yerelleşme.

MAHALLER

Bursa şehrinde, Orhaneli ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

SAMAHALANMAK

Geciktirmek.

HALMAHALIN

Kolay kolay.

YENİMAHALLE

Ankara iline bağlı ilçelerden biri.

STOMAHALJİ

Mide ağrısı.

DEREMAHAL

Yozgat şehrinde, merkez belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.

MAHALLEVARİ

Mahalle yaşayışına uygun.

MAHALLECE

Mahallede oturanlar tarafından. Mahallede oturanlar olarak hep birlikte.

MAHALLELİ

Aynı mahallede oturan kimselerin bütünü. Aynı mahalleden olan.

MAHALLİLEŞMEK

Yerelleşmek.

MAHALLİLEŞTİRMEK

yerelleştirmek.

MÜSAMAHALI

Hoşgörülü, toleranslı.

  -   -   -  

Anlamında MAHAL bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde MAHAL geçen kelimeler listesi verilmiştir.

HOŞGÖRÜLÜ

Hoşgörüsü olan, hoşgörüyle davranan, hoşgörü sahibi, müsamahalı, toleranslı.

VAROŞ

Kent veya kasabada kenar mahalle.

GÖÇMEK

Yerleşmek amacıyla mahalle, köy, şehir veya ülke değiştirmek. Oturmak. Ölmek. Çökmek. Bazı hayvanlar, sıcak iklimli ülkelere gitmek.

YÖRESEL

Belli bir yöre ile ilgili, yerel, mahallî, mevzii, lokal. Belli bir yöreye özgü.

YERELLEŞMEK

Yerel bir özellik kazanmak, yöreselleşmek, mahallîleşmek.

TULUMBACI

Mahallelerde bulundurulan yangın tulumbalarını, yangın olan yerlere götüren ve orada yangının söndürülmesine yardım eden kimse. Külhanbeyi. Tulumba yapan, satan veya onaran kimse.

YERELLEŞME

Yerelleşmek işi, yöreselleşme, mahallîleşme.

YÖRESELLİK

Yöresel olma durumu, mahallîlik.

MEVKİ

Yer, mahal. Durum. Bazı ulaşım araçlarında yolculara veya tiyatro, sinema vb. yerlerde seyircilere sağlanan konfora ve bilet ücretlerine göre düzenlenmiş yer. Makam.

İRAP

"Hiçbir değeri ve önemi yok" anlamındaki irapta mahalli yok ve iraptan mahalsiz deyimlerinde geçen bir söz.

YER

Bir şeyin, bir kimsenin kapladığı veya kaplayabileceği boşluk, mahal, mekân. Yerküre. Gezinilen, ayakla basılan taban. Önem. Ekime elverişli toprak parçası, arazi. Görev, makam. Durum, konum, vaziyet. Ülke. Durum, konum. İz. Üzerine yapı kurulmaya elverişli arazi, arsa. Otel, motel vb.nde kalınacak oda. Bulunulan, yaşanılan, oturulan bölge. Bir olayın geçtiği veya geçeceği bölüm, alan, mahal.

MAHLEP

Gülgillerden, 6-10 metre yüksekliğinde bir ağaç, kokulu kiraz, İdris ağacı (Prunus mahaleb). Bu ağacın bahar olarak kullanılan, nohut büyüklüğündeki yemişi.

GETTO

Avrupa ülkelerinde Yahudilerin gönüllü olarak veya zorlanarak yerleştirildikleri ve her türlü gereksinimini başka yere gitmeden karşılayabildikleri mahalle, Yahudi mahallesi. Bir yerleşim bölgesinin, aynı şehirden gelen insanların yerleştiği bölümü.

SANDIK

İçine çeşitli şeyler konulan, tahtadan yapılmış, kapaklı ev eşyası. Kamu kesiminde çalışan personelin kendi durumunda düşük faiz ve taksitler hâlinde geri ödemek üzere borç para aldığı birim. Meyve, sebze koymaya yarayan, tahta veya plastikten yapılmış, dört köşe kap. Mahalle tulumbacılarının omuzda taşıdıkları sandık biçimi tulumba. Bir kurumda para alınıp verilen yer. Kamu kesiminde çalışan personelin sosyal güvenlik işlerini yürüten kuruluş. Yapılarda kum, çakıl vb. şeyleri ölçmek için kullanılan, üstü ve altı açık, dört köşeli tahtadan ölçü aleti. Seçimlerde oy pusulalarının atıldığı kutu.

MEVZİ

Yer, mahal. Bir askerî birliğin yeri veya bu birlik tarafından ele geçirilen bölge.

YÖRE

Bir bölgenin belli bir yer ve çevresini kapsayan sınırlı bölümü, havali, mahal, civar. Değirmenlerde, taşla kasnak arasında kalan ve hayvan yemi olarak kullanılan un.

BEVVAP

Kapıcı. Mahalle okullarında hademe.

MUHTAR

Köy ve mahallenin yasalarla belirtilmiş işlerini yürütmek için o köy veya mahallede oturanların seçtikleri kimse, köy muhtarı, mahalle muhtarı. Özerk. Her işe burnunu sokan.

AKSAKAL

Köyün veya mahallenin ihtiyar heyetinde olan kimse. Ermiş, evliya. Bir meslekte yaşça, kıdemce ileride ve yetenek bakımından üstün niteliğe sahip olan kimse, duayen.

GENELEV

Genel kadınların erkek kabul ettikleri yer, aşağı mahalle, kırmızıfener, koltuk, kerhane, umumhane.