Kelimeler arşivinde; içinde "madık" olan, toplam 12 tane kelime bulunuyor. İçerisinde madık bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu madık ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında madık olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
AHIRLAMADIK, ALIŞILMADIK, YONTULMADIK
ONMADIKLIK, YONULMADIK
DUYMADIK
OLMADIK, ONMADIK, OĞMADIK, UMMADIK, UNMADIK
MADIK
MADIK
Devetabanı bitkisi. İlkbaharda kırlarda yetişen, ufak, yeşil yapraklı, ıspanak gibi yenilen bir ot.
YONTULMADIK
İnceliksiz kişi.
OLMADIK
Daha önce olmamış, alışılmamış, beklenmeyen, olağan karşıtı.
UMMADIK
Yaptığı iş ve davranış kendisinden beklenmeyen (şey, kişi için): Ummadık taş baş yarar.
UNMADIK
Dertli.
ALIŞILMADIK
Alışılmamış, az görülen, olağanüstü.
OĞMADIK
Beceriksiz. Hesabını bilmeyen, ölçüsüz.
DUYMADIK
Gümüşhane şehrinde, Kale bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
ONMADIKLIK
Uğursuzluk, iflâhsızlık.
ONMADIK
Talihi yaver gitmeyen, başı beladan kurtulmayan. Bereketsiz.
AHIRLAMADIK
Ahıra alışık olmıyan hayvan: Aldığım beygir ahırlamadık çıktı, zayıfladı.
YONULMADIK
İnceliksiz.
Bu bölümde tanımı içerisinde MADIK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
GİZİLİİK
Deneğe uyaranın uygulanışı ile buna bağlı tepkinin ortaya çıkışı arasında geçen süre. Gelişip ortaya çıkma olanağı bulamadıklarından saklı kalmış olan kişilik özelliklerinin durumu.
POLİÖSTRÜS
Gebe kalmadıkları sürece belli aralıklarla kızgınlıkları tekrarlama. Sığır, domuz ve mandalar yıl boyu poliöstrüs gösterirken, kısrak, koyun, keçi ve kedi mevsim içinde poliöstrüs gösterirler.
YAMAN
Güç, etki veya beceri bakımından alışılmışın üzerinde olan (kimse). Alışılmadık, olağanın dışında. Kötü, korkulan (kimse).
AVKALAMAK
Isırmak: Köpek çocuğun arkalamadık yerini bırakmamış. Örselemek, hırpalamak, ansızın altına almak. Karıştırmak, iyice karıştırmak, kabartmak. Sıkıştırmak. Oynamak. Çocuğu hırpalıyarak sevmek. Azarlamak, tehdit etmek. Ovmak, ovalamak masaj yapmak 1. Çalkalamak, elemek. 1. Yakalamak, tutmak, avuçlamak. Engel olmak, geciktirmek. Çitilemek, avuç içinde sıkıştırmak, ovmak, ovalamak. Haksız yere hırpalamak. Ovmak, yıkamak (kirli giysi için). Yoğurmak, özleştirmek. Köpek koparmadan, az ısırmak.
ÇOKTANRICILIK
Türlü biçimlerde tasarımlanan ve türlü işlevleri olan birden çok tanrıya inanma; bu inanma çevresinde toplanan kutsal törenler, tapınmalar ve işlemler. İlkel İnsanların açıklayamadıkları ve karşısında yenik düştükleri her doğa gücünü tanrılaştırıp onun koruyuculuğunu elde etmeğe çalışmaları.
KENDİGELEN
Umulmadık bir zamanda gelen ve gelişinden sevinç duyulan (kimse veya şey).
DAYICILIK
Yeterli ve yetenekli olup olmadıklarına bakmadan insanın yakınlarını kayırması; özellikle de belli orunlara getirmesi tutumu.
ISMAK
Kısmak, sıkmak, kıvırmak, büzmek. Yağmur suyunu emen toprak sertleşmek: Bağ dikeceğimiz yer ıstığı için çapalayamadık. Çekirdeğin içini çıkarmak. Ağzını sımsıkı tutmak. Ağzını sımsıkı kapamak.
KALAKLAMAK
Kapı kapı dolaşmak, gezmek: Bu gün az kalaklamadık. Dalgalanmak.
SEBKİHİNDİ
XVII. yüzyılda divan şiirinde başlayan, karmaşık mazmunlara, hayal oyunlarına, güç anlaşılır, alışılmadık benzetmelere dayanan süslü bir anlatım biçimi.
DUTACAK
Tencere tutacağı. Maya: Biraz dutacak bulamadık. Ateş üzerinde bulunan tencereyi tutup indirmek için kullanılan bez parçası.
OLAĞAN
Sık sık olan, olagelen, doğal, tabii, olmadık karşıtı. Alışılmış olan, normal.
MAŞALLAH
"Ne güzel, Allah nazardan saklasın" anlamlarında beğenme duyguları bildiren bir söz. Umulmadık durumlar karşısında şaşkınlık ve sitem belirtmek için söylenen bir söz. (ma:şallah) Nazar değmemesi için çocukların üzerine takılan veya çeşitli araç, bina ve benzerleri yerlere asılan, üstünde "maşallah" yazılı nazarlık. Türkmen kadınlarının başlarına taktığı gümüş başlık. ". "Tanrının istediği gibi" anlamında kullanılan bir isim. "Tanrı nazardan saklasın" anlamında kullanılan bir isim. Hayret ve memnunluk anlatan söz.".
KEVSERE
Kasırga. Kırağı. Sisli havalardaki çilenti. Bitkilerin yapraklarında olan hastalık : Kevsereden bostan alamadık.
ACUBE
Tuhaf kimse. Tuhaf, alışılmadık, garip şey.
FARZ
Müslümanlıkta, özür olmadıkça yapılması zorunlu, yapılmaması günah sayılan ibadet. Yapmak zorunda kalınan şey, boyun borcu.
AÇILMADICAK
Açılmamış mini mini. Açılmadıkça.
GERİTMEK
Kurumlanmak: Bugünki gelin çok geritgen, öyle geridiyor ki, kınamadık kimse kalmadı.
ÇIRIK
Serçeye benzer bir çeşit kuş. Yırtık, yarık. Su oluğu: Aha bu puğara bir çırıl yaptırmadık. Sıkılmış üzümün posası. Kirman, çıkrık. Köpük, kaymak.
AMNİYONSUZLAR
Embriyolarında bir amniyona sahip olmadıklarından dolayı ilkel omurgalı hayvanlara (yuvarlak ağızlılar, balıklar, amfibyumlar) verilen genel ad. (Anamniota), Embriyonlarında bir amniyona sahip olmadıklarından dolayı ilkel omurgalı hayvanlara (yuvarlak-ağızlılar, balıklar, amfibyumlar) verilen genel bir ad.