İçinde KÜTÜK geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "kütük" olan, toplam 16 tane kelime bulunuyor. İçerisinde kütük bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu kütük ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında kütük olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

11 harfli kelimeler

KÜTÜKLEŞMEK

10 harfli kelimeler

KÜTÜKLEŞME, KÜTÜKARABA, KÜTÜKÇÜLÜK, KÜTÜKLEMEK, KÜTÜKUŞAĞI

9 harfli kelimeler

GARAKÜTÜK, KARAKÜTÜK, KÜTÜKLEME

8 harfli kelimeler

KÖRKÜTÜK, KÜSKÜTÜK, KÜTÜKLÜK, KÜTÜKKÖY

7 harfli kelimeler

KÜTÜKÇÜ, KÜTÜKLÜ

5 harfli kelimeler

KÜTÜK

Bazı kelimelerin anlamları

KÜTÜK

Kalın ağaç gövdesi. Kesilmiş ağaç gövdesi. Kütük demir. Görgüsüz, kaba kimse. Nüfus kütüğü. Asma fidanı. Kesimden sonra ağaç gövdesinin toprakta kalan bölümü. Resmî kayıt defteri, ana defter. Bir arada işlenen ve birbirleriyle ilgili olan kayıtların tümü.

GARAKÜTÜK

Evin yaşlısı, büyüğü.

KÜTÜKKÖY

Sinop şehrinde, Yenikonak nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

KÜSKÜTÜK

Çok sarhoş. Çok sarhoş bir biçimde, çok sarhoş olarak.

KÜTÜKLÜK

İçine şarjöre geçirilmiş tüfek fişeği konulan ve palaska kayışına geçirilen kösele çanta, fişeklik.

KÜTÜKLEŞME

Kütükleşmek işi.

KÜTÜKÇÜLÜK

Kereste alım satımı.

KARAKÜTÜK

Yemin. Aile büyüğü. Hastalıktan esmerleşmiş ve büyümemiş insan ya da hayvan. İçel şehri, Gülek bucağına bağlı bir bölge. Muş şehrinde, Hasköy ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Osmaniye ilinde, Kadirli ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Samsun şehri, Boğazkaya nahiyesine bağlı bir bölge.

KÜTÜKLÜ

Adana kenti, Yakapınar nahiyesine bağlı bir yer. Adıyaman kenti, Gerger belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Aksaray şehri, Ağaçören ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Batman şehrinde, Beşpınar bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. İçel ili, Yenice nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Mardin ilinde, Yeşilli belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer.

KÜTÜKARABA

Kağnı. (Eşmeyazı Kars).

KÜTÜKLEŞMEK

Sert ve duygusuz bir duruma gelmek.

KÜTÜKLEME

Söz arasında ya da vaiz ederken anlatılan asılsız öykü.

KÜTÜKUŞAĞI

Konya ili, Yeniceoba nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

KÖRKÜTÜK

Aşırı derecede (sarhoş, âşık vb.).

KÜTÜKÇÜ

Kereste tüccarı. Nevşehir ili, Hacıbektaş ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

KÜTÜKLEMEK

Ekilecek olan topraktaki yaban bitki ve ağaç köklerini çıkarmak, temizlemek: Tombak tarlayı kütüklemeli. Büyük ağaçları dört ya da beş metrelik tomruklara ayırmak.

  -   -   -  

Anlamında KÜTÜK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KÜTÜK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

DOBAK

Başında tüy olmayan kuş. Kesik: Dobak minare yıkıldı. Dalları kesilmiş ağaç, direk, tomruk, kütük, kök. Tamam, bütün: Sizin hesap dobak onbeş lira tuttu. Yaban güvercini. Kısa boylu, tıknaz kişi. Başı açık, çıplak. Saçsız baş. İşte, orada anlamında kullanılır.

DOBACA

Araba okunun orta kısmında tekerlekleri geri bırakmayıp ileri çeken ağaç parçası. Dalları kesilmiş ağaç, direk, tomruk, kütük, kök. Kağnıdaki boyunduruk ağacı. (Güllüce Gümüşhacıköy Amasya).

FİŞEKLİK

Üzerine tüfek, tabanca fişekleri geçirilip bele asılan veya omuzdan bele doğru çapraz geçirilen kemer, kargılık. Kütüklük.

TEVEKLEMEK

Üzüm kütüklerinde dip ve gövdeden fışkıran gereksiz sürgünleri temizlemek.

BEKLİK

Ocağa atılan ve uzun müddet yanan ana kütük. Peklik, kabızlık. Nişanda söz kesiminden sonra yapılan merasim. Katılık, sertlik. Söz kesilen kıza takılan takı: Gelinlimize beklik dahdıh. Kuvvet, metanet, salâbet.

ARTAŞAN

Odun gibi şeylerin üzerinde yarıldığı kütük.

ÇIBIKÇI

Bağ kütüklerinin dibi kazılırken budamaları tutup, kırılmaktan koruyan işçi: Çıbıkçı, gazıcılardan daha usta olmalı. Çubuk hastalığına yakalanmış çocukların ayağına çubuk vurarak iyileştirdiği sanılan kimse: Bu çocuk çıbık olmuş bir çıbıkçıya çıbıklattırıverin.

KAPAK

Her türlü kabın üstünü örtmeye veya bir deliği kapamaya yarayan nesne. Kitap, defter vb.nin en üstüne geçirilen kılıf. Biçilen ağaç kütüklerinin iki yanından çıkan, düzgün olmayan tahta. Zıvanada iki dış yan parça. Dolap, sandık vb.ni örtmeye yarayan parça.

BASAL

Kütük yarmak için ağaç veya demirden yapılan çivi.

ÇON

Sığırlarda görülen ve kulaklarından kan alınarak tedavi edilen bir çeşit hastalık. Ağaç gövdesindeki yumru, budak. Kalça, but. Sığır hayvanlarının sırtında olan bir çeşit hastalık. At, eşek, öküz ve sığır gibi hayvanlarda görülen ve alnından ya da kulaklarından kan alınarak tedavi edilen bir çeşit hastalık. Hayvanlarda soğuktan olan bir çeşit hastalık, öküz zatürresi. Hayvan vücudunda olan yumru, ur. Dalsız, budaksız ağaç gövdesi. Ağaç gövdesinde meydana gelen ur ve yumrular. Yarması güç ve budaklı kütük. Odun kütüğünde dalların birleşim yeri. Yaranın üzerindeki kalın kabuk. Topal. Bir hayvan hastalığı.

BAŞTAKLIK

Odun yararken alta konan büyük kütük.

DOBAC

Dalları kesilmiş ağaç, direk, tomruk, kütük, kök.

BAĞ

Bir şeyi başka bir şeye veya birçok şeyi topluca birbirine tutturmak için kullanılan ip, sicim, şerit, tel vb. düğümlenebilir nesne. Meyve bahçesi. Üzüm kütüklerinin dikili bulunduğu toprak parçası. Bir halat üzerine atılan sağlam, düzgün ve istendiğinde kolayca çözülebilen her türlü düğüm. Kemikleri birbirine bağlamaya, iç organları yerinde tutmaya yarayan lif demeti. Nota yazarken yan yana gelen aynı veya farklı değerdeki notaların birbirine bağlanarak çalınacağını belirtmek için yapılmış olan yay biçimindeki işaret. İlgi, ilişki, rabıta. Bağlam, deste, demet. Sargı.

BOĞNAMAK

Boğar gibi sıkı sıkı bağlamak. Dalı kertmek, gedik yapmak. Ağaç kütüklerini enine parçalamak.

PUS

Görüş uzaklığını çok azaltmayan bir tür hafif sis. Yaprakların üzerinde görülen, örümcek ağını andıran böcek veya kurt yuvası. Bazen meme başında oluşan kabuk. Bazı meyvelerin üzerinde oluşan, zamk veya sakıza benzeyen madde. İnç. Ağaçların kütük ve dallarındaki yosun.

TOMRUK

Ağacın kesilerek silindir biçimine getirilmiş gövdesi. Tutukevi. Ayak ve ellere geçirilip bağlanan iki parça kütükten meydana gelen işkence aleti. İşlenmek veya biçilmek için hazırlanmış taş kütlesi.

ALVAR

Kütük, tomruk. Tahta bahçe duvarı, çit. Ardıç ağacı ve tahtası, ölü gömüldükten sonra konulan ardıç tahtası. Erzurum şehrinde, Pasinler ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Malatya şehri, Kuluncak ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

ÇÖLÜK

İnce odun parçası, kıymık. Su kenarında dikilmiş ağaç. Binaların üzerine konulan ağaçların kiremit ve duvardan dışarda kalan kısmı. Kütük, tomruk.

SİCİL

Resmî belgelerin kaydedildiği kütük. Görevlilerin meslek yaşamlarındaki çalışma durumları. Görevlilerin meslek yaşamlarındaki çalışma durumlarının işlendiği dosya.

BAĞDALA

Birkaç sene işlenmemiş asma kütüğü: Bağın kütükleri bağdala olmuş.