Kelimeler arşivinde; içinde "köke" olan, toplam 23 tane kelime bulunuyor. İçerisinde köke bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu köke ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında köke olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
KÖKENLENMEK
KÖKENLENME, KÖKENLEMEK
KÖKEZİMEK, KÖKERTMEK
KÖKERTME, KÖKENSEL, KÖKENSİZ, KÖKELMEK, KÖKENLİK
KÖKEGÜN, KÖKELMA, KÖKEREK, KÖKENLİ
KÖKERE
KÖKEN, KÖKEZ, KÖKEY, KÖKER, KÖKEM, KÖKEL, KÖKEÇ
KÖKE
KÖKE
Su içinde çökerek taş haline gelmiş kireç ya da kum. Silisli, kumlu taş. Çok sert, yeşile yakın renkteki toprak tabakası. Toprak tencere, güveç. Denizli ili, Acıpayam ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer. Isparta ili, Gelendost ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
KÖKERTMEK
Köklemek. Fide, sebze veya asma çubuğunun ufaklarını köküyle çıkararak başka yere dikmek.
KÖKENSİZ
Kökeni olmayan.
KÖKEZİMEK
Bitki ya da ağaç çürümeye başlamak. Yorulmak. Tökezlemek, düşecek gibi olmak.
KÖKENLİ
Asıllı. Belli bir kaynaktan çıkmış olan, bir kaynağa dayanan.
KÖKELMA
İri ve yeşil renkli bir çeşit elma.
KÖKERE
Köy evlerine bitişik iki, üç dönümlük boş tarla.
KÖKENLİK
Sebzelik.
KÖKENLENME
Kökenlenmek işi.
KÖKEREK
Büyük, gösterişli.
KÖKENLEMEK
Fidan ya da asma çubuğu dikmek.
KÖKENSEL
Kökenle ilgili olan.
KÖKENLENMEK
Kökeni olmak, kökene sahip bulunmak.
KÖKERTME
Kökertmek işi.
KÖKELMEK
Tavlanmak, semizleşmek. Semizlemek.
KÖKEGÜN
Halk dilinde Gök sinek, böğelek.
Bu bölümde tanımı içerisinde KÖKE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ANTROPOLOJİ
İnsanın kökenini, biyolojik özelliklerini, toplumsal ve kültürel yönlerini inceleyen bilim, insan bilimi.
BİYOLOJİ
Bitki ve hayvanların köken, dağılım, yapı, gelişim, büyüme ve üremelerini inceleyen bilim dalı, dirim bilimi.
KUNGFU
Kendini savunma temeline dayalı, karateye benzeyen Çin kökenli spor.
JUDO
Jiujitsudan gelişmiş, tutmalara, fırlatmalara, hareketsiz bırakmalara dayanan, Japon kökenli silahsız yapılmış olan dövüş sporu.
KARAKUCAK
Kökeni Orta Asya'ya uzanan, serbest stilde, yağ sürülmeden yapılmış olan en eski, geleneksel Türk güreşi.
AFRİKALI
Afrika kökenli olan veya Afrika'da yaşayan kimse.
MAMBO
Haiti kökenli, rumba ve çaçaya benzeyen bir dans. Bu dansın müziği.
MENŞELİ
Kökeni olan, kökenli.
ASILLI
Bir kökene dayanan, kökenli.
MENŞE
Başlangıç, bir şeyin çıktığı yer, köken, kaynak, sebep.
BAĞDAŞTIRMACILIK
Farklı kökenlere sahip değişik kültür özelliklerini birleştirme veya kaynaştırma işi. Pek çok değişik öğretiyi birleştirmeyi amaçlayan felsefi veya dinî öğreti.
ETİMOLOJİK
Köken bilimsel.
ASİMİLASYON
Özümleme. Benzeşme. Farklı kökenden gelen azınlıkları veya etnik grupları, bunların kültür birikimlerini, kimliklerini baskın doku ve yapı içinde eriterek yok etme.
ESASEN
Başından, temelinden, kökeninden. Aslında. Nasıl olsa, gene. Zaten.
ORİJİN
Soy sop. Köken, başlangıç, kaynak.
KÖKLEMEK
Ağaç veya bitkiyi kökü ile birlikte topraktan çıkarmak, kökertmek. Bağ çubuklarını veya fidanları köklendirip dikmek. Sazı kurmak. Motorlu araçlarda gaz pedalına sonuna kadar basmak. Toprakta kalan bitki köklerini ayıklamak. İnce saç örgülerinden birkaçını yeniden bir arada örmek. Minder, şilte vb.nin iki yüzünü yer yer dikişlerle tutturmak.
ETİMOLOJİ
Köken bilimi.
ASIL
Bir şeyin kendisi, örnek, kopya karşıtı. Gerçek, esas. Aranılan nitelikleri en çok kendinde toplamış olan. Bir şeyin temelini oluşturan, ana. Bir görevde sürekli bulunan, yedek karşıtı. Kök, köken, kaynak. Gerçeklik. Soy, nesep. (a'sıl) Gerçekten, gerçek olarak.
KARATE
Ayak ve yumruk vuruşları üzerine kurulu, Japon kökenli bir dövüş yöntemi.
ETİMOLOG
Köken bilimci.