İçinde KUŞAK geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "kuşak" olan, toplam 26 tane kelime bulunuyor. İçerisinde kuşak bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu kuşak ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında kuşak olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

12 harfli kelimeler

SAÇAKLIKUŞAK

11 harfli kelimeler

KUŞAKLANMAK, GOZALIKUŞAK

10 harfli kelimeler

YEŞİLKUŞAK, KUŞAKLAMAK, TELLİKUŞAK, ALTINKUŞAK, KUŞAKLANMA, GÜMÜŞKUŞAK, KUŞAKÇİZİM

9 harfli kelimeler

KUŞAKLAMA, YENİKUŞAK, SARIKUŞAK, KUŞAKKAYA, İPEKKUŞAK, AKÇAKUŞAK

8 harfli kelimeler

ALTKUŞAK, ÖLÜKUŞAK, ALAKUŞAK, ŞALKUŞAK, KUŞAKSIZ, ÜSTKUŞAK, YÜRKUŞAK

7 harfli kelimeler

ALKUŞAK, KUŞAKLI

5 harfli kelimeler

KUŞAK

Bazı kelimelerin anlamları

KUŞAK

Bele sarılan uzun ve enli kumaş. Yeryüzünde veya herhangi bir gök cisminde belli şartları sağlayan bölge. Henüz birleştirilmemiş ses ve görüntü taşıyan filmler. Bir küre yüzeyi, paralel iki düzlemle kesildiğinde iki kesitin arasında kalan bölüm. Yaklaşık yirmi beş, otuz yıllık yaş kümelerini oluşturan bireyler öbeği, göbek, nesil, batın, jenerasyon. Bir ürünün, bir aygıtın teknolojideki ve bilimdeki gelişmeye göre üretilen yeni biçimleri. Sağlamlığını artırmak için bir şeyin çevresine geçirilen ağaçtan veya metalden bağ. Televizyonda programlar için ayrılmış özel zaman dilimi. Yeryüzünün kutuplar, kutup daireleri ve dönencelerle belirlenen beş bölümünden her biri, küre kuşağı. Yaklaşık olarak aynı yıllarda doğmuş, aynı çağın şartlarını, dolayısıyla birbirine benzer sıkıntıları, kaderleri paylaşmış, benzer ödevlerle yükümlü olmuş kişilerin topluluğu.

İPEKKUŞAK

Ağrı ili, Tutak belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer.

TELLİKUŞAK

Şarpa balığı.

SARIKUŞAK

Bingöl kenti, Karlıova ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

KUŞAKÇİZİM

Bir değişkenin çeşitli seçeneklerine ilişkin gözlemlerin belli zaman aralığı içinde gösterdiği değişmeleri birlikte veren çizim, bk. çizimleme.

KUŞAKLANMAK

Kuşaklama işine konu olmak. Çepeçevre sarılmak.

KUŞAKLAMA

Kuşaklamak işi. Kuşak biçimini andırarak.

SAÇAKLIKUŞAK

Kadınların üçetek giydikleri zaman bellerine doladıkları kalın kuşak. (Celiptaş Yalvaç Isparta).

KUŞAKLAMAK

Kuşaklarla sağlamlaştırmak.

GÜMÜŞKUŞAK

Ağrı ilinde, Hamur ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

KUŞAKKAYA

Adıyaman şehrinde, Koçali nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

KUŞAKLANMA

Kuşaklanmak durumu.

YEŞİLKUŞAK

Alkım, gökkuşağı.

GOZALIKUŞAK

Püsküllü kalın kuşak. (Yeşilköy Gelendost Isparta).

YENİKUŞAK

Adıyaman ili, Akıncılar bucağına bağlı bir bölge.

ALTINKUŞAK

Elâzığ ilinde, Hıdırbaba nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

  -   -   -  

Anlamında KUŞAK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KUŞAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

İSTRALYA

Gemide direk ve çubukları baş tarafından yani burundan tutan halat. Geminin kaburgalarını birbirine bağlayan demir kuşak.

GÖBEK

İnsan ve memeli hayvanlarda göbek bağının düşmesinden sonra karnın ortasında bulunan çukurluk. Kağnı tekerleğinin ortası, araba tekerleğinin dingil geçen yeri. Bazı sebze ve meyvelerin orta kısmı. Hızı azaltarak trafiği yönetmek amacıyla bir kavşağın girişine yerleştirilen çember veya üçgen biçimindeki ada. Kilitleme sistemlerinde, anahtar dişlerinin tam olarak birbirine oturduğu pirinç yuva. Bahçe, halı, tavan, tepsi vb. süslü şeylerin ortalarındaki biçim. Ön ve arka tekerlerin ortasına oturtulmuş mil üzerinde dönen ve teker tellerinin takılmasına yarayan parça. Değirmen taşının ortası. Dölütte, yumurtanın dölüt dışında kalan bölümlerle ilişkisini sağlayan organların çıktığı yer. Kuşak, nesil, batın. Şehir, ülke vb.nin orta kısmı. Yağ bağlamış şişman karın.

EŞLEMESİZ

Görüntü ve ses kuşakları veya ses kuşakları arasında eşleme bulunmayan (film). Eşlemesi bozulmuş olan (film).

KRAMPON

Futbol ayakkabılarının altındaki, çimende rahat hareket etmeyi sağlayan, deri veya sentetik kabara, tutmalık. Tuğla bacaların sağlamca durması için çevresine sarılan kuşak. İki parçayı sıkıca tutup sıkmaya yarayan metal parçası.

KOLAN

At, eşek vb. hayvanların semerini veya eyerini bağlamak için göğsünden aşırılarak sıkılan yassı kemer. Dokuma, deri, kenevir vb. maddelerden yapılmış olan yassı ve enlice bağ. Yünden veya iplikten yapılmış, üzeri işli ince kuşak.

SAPAN

İki ucu ip, ortası örme veya meşin olan bir taş atma aracı. Makarayı bir yere bağlamak için tablaların çevresine geçirilen halat veya demir kuşaklar. Genellikle çocukların kuş vurmak için kullandıkları, iki ucuna lastik ve lastiklerin arasına da geniş bir meşin parçası bağlı bulunan çataldan oluşan araç. Kaldırılacak bir şeyin üzerine geçirmek için halattan yapılmış olan çember.

KEMER

Bele dolayarak toka ile tutturulan, kumaş, deri veya metalden yapılmış olan bel bağı. İki sütun veya ayağı birbirine üstten yarım çember, basık eğri, yonca yaprağı vb. biçimlerde bağlayan ve üzerine gelen duvar ağırlıklarını, iki yanındaki ayaklara bindiren tonoz bağlantı. Tümsekli. Özellikle yolculukta kullanılan, üzerinde altın, para yerleştirmeye yarar gözleri olan meşin kuşak. Emniyet kemeri. Antalya iline bağlı ilçelerden biri. Burdur iline bağlı ilçelerden biri. Kemiklerden oluşmuş tümsekli tavan. Katmanlı kayaçlarda bir kıvrımın kabarık tepe yeri, tekne karşıtı. Etek, pantolon vb. giysilerin bele gelen bölümü.

GEN

Geniş. Bir süre sürülmeyerek boş bırakılmış (tarla). İçinde bulunduğu hücre veya organizmaya özel bir etkisi olan, kuşaktan kuşağa ve hücreden hücreye geçen kalıtımsal öge. Üçgen, dörtgen vb. geometri terimlerinde "kenarlı" anlamıyla kullanılan bir söz.

ÇEKİNİK

Birkaç kuşak sonra ortaya çıkan ve o zamana kadar aradaki döllerde gizli kalan (soya çekim nitelikleri), resesif. Çekingen. Çekingen bir biçimde.

BATIN

Karın. Kuşak.

NESİL

Kuşak. Hayvanlarda döl.

ARKIT

Köy evlerinde kapıların arkasına konulan kalın kuşak.

OCAK

Ateş yakmaya yarayan, pişirme, ısıtma, ısınma vb. amaçlarla kullanılan yer. Bahçelerde veya bostanlarda her tür meyve ve sebze tohumu veya fidesinin dikimi için ayrılmış toprak çukuru. Yer üstünde veya yer altında cevher çıkarılan yer. Şömine. Isı vererek üzerine veya içine konulan maddeleri ısıtan, pişiren, kaynatan, eriten araç veya alet. Aynı amaç ve düşünceyi paylaşanların kurdukları kuruluş veya toplandıkları, görev yaptıkları yer. Ev, aile, soy. Yeniçeri teşkilatını oluşturan odalardan her biri. Kahvelerde, kuruluşlarda çay, kahve vb.nin yapıldığı yer. Halk hekimliğinde bir önceki kuşaktan el verme suretiyle aktarılan bilgileri kullanarak belirli bir şikâyeti veya hastalığı iyileştirdiğine inanılan aile. Yılın birinci ayı, kânunusani.

KALITIM

Çevre etkileriyle köklü olarak değiştirilemeyen özelliklerin, döllenme sırasında, dişi ve erkeğin kromozomları aracılığıyla bir kuşaktan ötekine geçmesi, soya çekim, irs, irsiyet, veraset.

ATACILIK

Uzaklarda bulunan ve birçok kuşaktan beri görünmeyen birtakım özelliklerin yeni bir kuşakta birden ortaya çıkması, ataya çekme, atavizm.

GELENEK

Bir toplumda, bir toplulukta eskiden kalmış olmaları dolayısıyla saygın tutulup kuşaktan kuşağa iletilen, yaptırım gücü olan kültürel kalıntılar, alışkanlıklar, bilgi, töre ve davranışlar, anane, tradisyon.

KUŞANMAK

Beline kuşak, kılıç, kemer vb. şeyler bağlamak. Giyinmek.

ANIT

Önemli bir olayın veya büyük bir kişinin gelecek kuşaklarca tarih boyunca anılması için yapılan, göze çarpacak büyüklükte, sembol niteliğinde yapı, abide. Önemi ve değeri çok olan eser veya kişi.

ÇEMBER

Merkez denilen sabit bir noktadan aynı uzaklık ve düzlemdeki noktalar kümesinin oluşturduğu kapalı eğri. Yazma, yemeni, başörtüsü. Basketbolda içinden topun geçmesiyle sayı kazanılan ağlı demir halka. Aşılması, çözümü güç durum. Çocukların çevirip arkasından koştukları tekerlek biçiminde oyuncak. Bu biçime getirilmiş katı cisimlerin çevresi. Sandık, denk, fıçı vb.nin dağılmaması için üzerlerine geçirilen dayanıklı bir cisimden kuşak.

JENERASYON

Kuşak.