Kelimeler arşivinde; içinde "klad" olan, toplam 7 tane kelime bulunuyor. İçerisinde klad bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu klad ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında klad olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
BAKLADAMLAR, KLADOKARPUS
KLADOGENEZ
KLADİSTİK, TABUKLADI
MİKLADUZ
KLAD
KLAD
Belli bir ortak soydan gelen organizma takımını kapsayan filogenetik ağaç dalı.
MİKLADUZ
Kunduracıların yere dökülen çivileri toplamakta kullandıkları mıknatıslı demir parçası. (Refahiye Erzincan).
BAKLADAMLAR
Elâzığ kenti, Alacakaya belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
TABUKLADI
Aferin : Tabukladı bu işi iyi yaptın.
KLADOGENEZ
Yeni tipler meydana getirmek üzere evrim çizgisinin dallanması.
KLADİSTİK
Ortak bir atadan gelme sebebiyle türler ve diğer taksonlar arasındaki benzerlikler.
KLADOKARPUS
Dişi üreme organların (arkegonyumlar) oluştuğu kısa dallar üzerindeki uç yapılar.
Bu bölümde tanımı içerisinde KLAD geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇÖZÜMLEMEK
Çözümleme yoluyla bir şeyi incelemek, tahlil etmek, analiz etmek. Anlamı ve niteliği anlaşılamayan bir konuyu açıkladıktan sonra sonuca bağlamak, tahlil etmek, analiz etmek.
KIŞLAK
Kışın barınılan yer. Kışın orduların, göçebe oymakların hayvanlarıyla birlikte yayladan inip konakladıkları yer.
GONALGA
Göçebelerin çok konduğu yer. Göçebelerin konakladıkları yerler.
GECEN
Fasulya ve kara baklada olan saçma büyüklüğünde, yuvarlak, kara renkli bir çeşit böcek. Darı, fasulya ve benzerleri şeylerin sapı. Geç, biraz geç (zaman için). Bartın ilinde, merkez ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Kastamonu şehri, Azdavay ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge.
GIYIKLAMAK
Kapıyı az açık, aralık bırakmak. Bir şeyin yokluğunu çekmek, arayıp bulamamak: Biz yumurta diye gıyıkladık. Tahta, çıra ve benzerleri şeyleri ufak parçalara bölmek.
PROGRAM
İzlence. Bilgisayara bir işlemi yaptırmak için yazılan komutlar dizisi. Radyo ve televizyonda sunulan, haber, müzik, eğlence gibi kendi başına bir bütün oluşturan yayınlardan her biri. Yapılacak bir işin bölümlerini, bölümlerin sırasını ve zamanını gösteren tasarı, yetişek. Okullarda, haftanın belli günlerinde, belli saatlerde verilecek dersleri gösteren çizelge. Siyasi partinin, toplumsal örgütün veya hükûmetin açıkladığı ana ilkelerin tümü. Tören, gösteri, gezi vb.nin öngörülen ayrıntılarını gösteren basılı kâğıt.
HALAKLAMAK
Koyun, kuzu zayıflamak: Bu kış koyunlar çok halakladı.
ANI
Geçmişte yaşanmış çeşitli olaylardan belleğin sakladığı her türlü iz, hatıra. Yaşanmış olayların anlatıldığı yazı türü, hatıra.
BASAKLAMAK
Baskın yaparak yakalamak, üstüne çökmek: Ahmet eşkiyayı basakladı. Kadına, tecavüz etmek.
GEZENTE
Çok gezen kişi. Evde durmayan köpek. Sebzelerde en çok baklada bulunan bir çeşit böcek. Çok gezen.
ÇIRPAKLAMAK
Hafif vurmak veya dövmek: Hoca bu çocuğu çırpakladı. Sopayla ağacı silkelemek.
BALIKLAMAK
Balıklama tarzı suya atlamak. Yüzmek. Aptes bozmak (küfür olarak kullanılır): Ağzına balıkladığım. Şimşek çakmak.
ACIKLAMAK
Acıkmak (hayvanlar hakkında): Buzağı acıkladı. İplik ve bezi çeşitli renklere boyamadan önce, ceviz, nar kabuğu ve şap ile solmaz bir renge boyamak. Sırrını açıklamak.
HONCUKLAMAK
Hayvan çifte atmak: Acemi taya bindim honcukladı düştüm.
GINAKLAMAK
Cevizin iyisini, kötüsünü ayıklamak, seçmek: Bu gece ceviz gınakladık köme dizdiler.
MİSAFİRHANE
Konukevi. Yolcuların konakladıkları han, kervansaray vb.
KONALGA
Göçebe ve yolcuların yolculuk veya göç sırasında konakladıkları sulu ve otlu yer, konak yeri.
ALAKLAMAK
Acele etmek. Çalmak, aşırmak: Elmaları hemen alaklamışlar. Karıştırmak, dağıtmak: Çocuklar her tarafı alakladılar.
AKLEMEK
Toplamak, ayıklamak, devşirmek: Soğan otu akladık.
GÖZEN
Başkasının ilgisini çeken, gösterişli kimse. Sulak yer. Kiler. Pınar: Bugün gözen ayıkladık. Keler, bir çeşit kertenkele. Sevimli, hoşa giden. Tunceli kenti, merkez belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.