Kelimeler arşivinde; içinde "kibi" olan, toplam 13 tane kelime bulunuyor. İçerisinde kibi bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu kibi ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında kibi olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
KİBİRLENMEK, KİBİRSİZLİK, TERKİBİBENT
KİBİRLENME, KİBİRLİLİK, KİBİRLENİŞ
KİBİRSİZ, KİBİRLIG
KİBİRLİ, TERKİBİ
KİBİR, KİBİK
KİBİ
KİBİ
Gibi. Gibi, bk. kimi, kimin, kimin.
KİBİRLIG
Kibirlenmek.
KİBİRLENME
Kibirlenmek işi.
KİBİK
Gibi.
TERKİBİBENT
Divan edebiyatında uyakları başka başka olan birkaç bentten oluşan ve her bendin sonunda kafiyeleri aynı birer beyti bulunan manzume biçimi.
TERKİBİ
Tamlama ile ilgili.
KİBİRLENİŞ
Kibirlenme işi.
KİBİRLİ
Kendini büyük gören, büyüklenen, gururlu.
KİBİR
Kendini beğenme, başkalarından üstün tutma, büyüklenme, benlik, gurur.
KİBİRLİLİK
Kibirli olma durumu, mütekebbirlik.
KİBİRSİZ
Kendini büyük görmeyen, büyüklenmeyen.
KİBİRSİZLİK
Kibirsiz olma durumu.
KİBİRLENMEK
Kendini üstün görmek, büyüklenmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde KİBİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
FODUL
Üstünlük taslayan, kibirlenen.
DALMA
Dalmak işi. Güreşçinin ayaktayken birden eğilerek rakibinin bacaklarını kapması.
FİRAVUN
Eski Mısır hükümdarlarına verilen unvan. Kibirli, suratsız ve kötü yürekli kimse. İskambil kâğıtlarıyla oynanan bir oyun türü.
BURUN
Alınla üst dudak arasında bulunan, çıkıntılı, iki delikli koklama ve solunum organı. Bazı şeylerin ön ve sivri bölümü. Karanın, özellikle yüksek ve dağlık kıyılarda, türlü biçimlerde denize uzanmış bölümü. Kibir, büyüklenme.
ÇIRPMAK
Halı, kilim vb. şeyleri hızla ve kesik kesik silkelemek. Bir şeyin ucundan bir parça kesmek. Sulu yiyecekleri hızla ve sürekli olarak çatal, kaşık vb. ile karıştırmak. Güreşte rakibinin kollarını beli hizasında sımsıkı kavrayarak minderde kendi üzerinden sağa ve sola sırtüstü savurmak. İki şeyi birbirine çarpmak. Çalmak, hırsızlık etmek.
BANKO
İş yerlerinde üzerine eşya koymaya elverişli, iş takibi için gelen kişiyle görevli arasına konulmuş tezgâh. Talih oyunlarında ortada toplanan paranın hepsine oynandığını anlatan bir söz. Talih oyunlarında, oyunu yönetenin ortaya koyduğu para. Talih oyunlarında oyunu yöneten kimse. Su altı tepeliği. Kesinlikle.
BOHÇALAMAK
Bir şeyi bohça içine koyup sarmak. Ayakları havada bağdaş kurar gibi toplayarak denize veya havuza atlamak. Güreşte rakibin kol ve ayaklarını üst üste getirerek kımıldayamaz durumda alttan kavrayıp kucaklamak.
BÜYÜKLENMEK
Kendini büyük göstermek, büyüklük taslamak, kibirlenmek, heyheylenmek.
ÇAPRAZ
Eğik olarak birbiriyle kesişen. Eğik bir biçimde. Karşı tarafın yanı. İki taraflı, karşılıklı. Güreşte rakibin koltuk altından kol geçirip sarma oyunu. Kopça, düğme. Bir tür olta iğnesi.
BÖBÜR
Memelilerden, sıcak ülkelerde yaşayan, derisi benekli, yırtıcı hayvan (Hyrax syriensis). Böbürlenme, kibir.
BURUNLU
Herhangi bir biçimde burnu olan. Kendini beğenmiş, kibirli. Çıkıntısı olan.
GROGİ
Boksta rakibinin yumruklarıyla çok sarsılmış ancak hâlâ ayakta durabilen boksör. Sendelemiş.
BENBENCİ
Kendini çok öven, hep kendinden söz eden, kibirli, gururlu.
BENLİK
Bir kimsenin öz varlığı, kişiliği, onu kendisi yapan şey, kendilik, şahsiyet. Kendi kişiliğine önem verme, kişiliğini üstün görme, kibir, gurur.
BÜYÜKLENME
Büyüklenme işi, kibir, heyheylenme.
ABANMAK
Eğilerek bir şeyin, bir kimsenin üzerine kapanmak. Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak. Bir şeyin veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak. Birine yük olarak onun sırtından geçinmeye çalışmak. Boksta karşılaşma sırasında rakibine yaslanmak. Futbolda topa olanca gücüyle vurmak.
DALMAK
Suyun içine bütün vücuduyla ve hızla girmek. Bir yerin içine girmek. Başka bir şeyle uğraşamayacak veya başka bir şeyi düşünemeyecek biçimde kendini bir şeye kaptırmak. Kendini bilmez duruma gelmek, kendinden geçmek. Uyumak. Güreşte rakibinin belden aşağı bir yerini aniden tutmak.
FİRAVUNLUK
Firavun olma durumu. Kibirli, suratsız ve kötü yürekli kimse olma durumu. Firavunun görevi.
GURUR
Kendini beğenme, büyüklenme, benlik, kibir. Kurum, çalım. Övünme.
BUDAMAK
Daha çok ürün almak veya düzgün bir biçim vermek amacıyla ağaç, asma vb.nin dallarını kesmek, kısaltmak. Bir şeyi eksiltmek, azaltmak. Güreşte rakibinin ayaklarını bir ayak oyunu veya vuruşu ile yerden kesmek. Yeni filiz sürmesi için bir bitkinin dallarını kesmek.