Kelimeler arşivinde; içinde "kezi" olan, toplam 18 tane kelime bulunuyor. İçerisinde kezi bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu kezi ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında kezi olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
ADEMİMERKEZİYETÇİ
MERKEZİLEŞTİRMEK
ADEMİMERKEZİYET, MERKEZİYETÇİLİK, MERKEZİLEŞTİRME
MERKEZİLEŞMEK
MERKEZİYETÇİ, MERKEZİLEŞME
TÜKEZİNMEK, MERKEZİYET
KÖKEZİMEK, KEZİLEMEK, TOKEZİMEK, TÖKEZİMEK
MERKEZİ
KEZİN, KEZİL
KEZİ
KEZİ
Bürümcük.
MERKEZİYETÇİLİK
Otoritenin ve işin tek bir merkezde toplanmasını amaçlayan görüş, merkeziyet, merkezcilik. Bu görüşe dayanan yönetim biçimi.
KEZİLEMEK
Avlamak için nişan almak.
MERKEZİYETÇİ
Merkeziyetçilik yanlısı olan (kimse), merkezci, üniter. Merkeziyetçiliğe uygun (iş, yönetim), merkezci, üniter.
KÖKEZİMEK
Bitki ya da ağaç çürümeye başlamak. Yorulmak. Tökezlemek, düşecek gibi olmak.
ADEMİMERKEZİYETÇİ
Yerinden yönetimci.
MERKEZİLEŞMEK
Merkez durumuna gelmek.
MERKEZİLEŞME
Merkezileşmek işi.
MERKEZİLEŞTİRME
Merkezileştirmek işi.
TÜKEZİNMEK
Ayağı engele takılıp sendelemek, düşer gibi olmak.
ADEMİMERKEZİYET
Yerinden yönetim.
MERKEZİYET
Merkeziyetçilik.
MERKEZİLEŞTİRMEK
Otoriteyi ve işi bir merkezde toplamak.
MERKEZİ
Merkezde olan, merkezi oluşturan.
TÖKEZİMEK
Ayak bir yere takılarak sendelemek, düşer gibi olmak. Tökezlemek. Sürçmek, yürürken aayk bir şeye takılıp düşer gibi olmak.
TOKEZİMEK
Ayağı engele takılıp sendelemek, düşer gibi olmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde KEZİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
HİZİP
Bölük, kısım. Bir siyasi partinin içinde, partinin izlemekte olduğu ana siyasi çizgiye karşı olan, ayrı bir teşkilat merkezi bulunan ve partinin çoğunlukla aldığı kararlara karşı savaşan parti içi grup, fraksiyon, klik. Kur'an-ı Kerim'in her cüzünün beş sayfalık bölümü.
SİTE
Genellikle belli meslek adamları için yapılmış veya belli amaçlarla kurulmuş konutlar topluluğu, iş merkezi. Kişi veya kuruluşların Genel Ağ'da oluşturduğu değişik konulardaki bilgilendirici veya eğlendirici sayfalar. İlk Çağda kendi yasalarıyla yönetilen bir veya birkaç kentten oluşan devlet. Şehir. Kentlerde, belirli bir merkezden yönetilen, genellikle güvenliği sağlanmış toplu yerleşim merkezi.
PLAZA
İş merkezi.
PARMAK
İnsanda ve bazı hayvanlarda ellerin ve ayakların son bölümünü oluşturan, boğumlu, oynak, uzunca organların her biri. Koyu sıvılara daldırıp çıkarıldığında bu organa bulaşan miktar kadar olan. İnç. Eni bu organ kadar olan. Bir işe karışmış olma ilgisi. Bir tekerleğin merkezinden çemberine kadar uzanan çubukların her biri. Arşının yirmi dörtte biri.
STERADYAN
Bir kürenin merkezini tepe olarak alan ve küre yüzeyi üzerinde, kenarı bu kürenin yarı çapına eşit bir kare kadar alan ayıran, uzay açıya eşit, uzay açı birimi (sr).
DENGEŞİK
Dümen sisteminde yelpazenin itme merkezinin yakınına konulan ek dümen.
OBERJ
Şehir merkezinin dışında sade, basit kurulmuş konaklama yeri.
ODİTORYUM
Etkinlik merkezi. Antik Roma'da halkın ozanları dinlemek üzere toplandığı yer.
BEYİNCİK
Kafatasının art bölümünde ve beynin altında, hareket dengesi merkezi olan organ.
BAŞKENT
Bir devletin yönetim merkezi olan şehir, hükûmet merkezi, başşehir.
TOR
Sık gözlü ağ. Çekingen, utangaç. Bir dairenin kendi düzleminde bulunan fakat merkezinden geçmeyen bir doğru çevresinde dönmesiyle oluşan cisim. Olgunlaşmamış, ham. Toy, acemi kimse. İşe alışkın olmayan, yabani.
ÇAP
Cisimlerin genişliği, kutur. Bozuk, eğri, dolaşık, aykırı bir biçimde. Uç noktaları dairenin çevresi üzerinde bulunan ve çemberin merkezinden geçen doğru parçası. Yapının veya arsanın boyutlarını ve sınırlarını gösteren harita. Büyüklük. Ölçü, ölçek. Bilgi, deneyim ve yeteneklerin tümü, kalibre. Bozuk, eğri, dolaşık, aykırı.
ÇEKİRDEK
Etli meyvelerin içinde bir veya birden çok bulunan, çoğu sert bir kabukla kaplı tohum. Yenmek için satılan ayçiçeği tohumu. Ağaçlarda soyulmayan bölüm. Bir hücrenin merkezini oluşturan cisimcik. Atom çekirdeği. Kuyumculukta kullanılan ve 5 cgr'a eşit olan ağırlık ölçüsü. Bir şeyin temelini oluşturan.
DİNGİL
Tekerleklerin merkezinden geçen ve taşıtın altına enlemesine yerleştirilmiş mil, eksen, aks. Aptal, salak. Kaba saba.
PARK
Bir yerleşme merkezinde halkın gezip hava alması için düzenlenmiş ağaçlı ve çiçekli büyük bahçe. Cephane, makine veya otomobillerin bulunduğu yer. Otopark. Trafik zorunlulukları dışında durma biçimi.
LAĞIM
Bir yerleşim merkezinde pis suların akıp gitmesi için yer altında açılmış kanal, geriz. Düşmanın kale duvarlarını yıkmak veya düşman ordugâhına zarar vermek amacıyla, düşman siperlerine doğru yer altından açılan dar yol.
ŞARKÜTERİ
Peynir, zeytin, salam, sucuk vb. yiyecek maddelerinin satıldığı dükkân veya büyük alışveriş merkezinin bir bölümü.
MERKEZCİLİK
Merkeziyetçilik.
MERKEZCİ
Merkeziyetçi.
KASABA
Şehirden küçük, köyden büyük, henüz kırsal özelliklerini yitirmemiş olan yerleşim merkezi, belde.