Kelimeler arşivinde; içinde "kaçan" olan, toplam 14 tane kelime bulunuyor. İçerisinde kaçan bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu kaçan ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında kaçan olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
KULAĞAKAÇANLAR
KULAĞAKAÇAN, TUMANAKAÇAN
KAÇANBURUK, YAPRAKAÇAN
KARAKAÇAN, KULAKAÇAN, SUYAKAÇAN, YEREKAÇAN
KAÇANMAK, KAÇKAÇAN
KAÇANAK, KAÇANIK
KAÇAN
KAÇAN
İnek işkembesi. Herhangi. Tapu senedi. Mısır (yeşil yaprakları ile). Ne zaman, ne vakit?. Ne zaman, ne zaman ki, her ne zaman, vaktâki, nasıl, ne suretle, ne vakit.
KARAKAÇAN
Eşek.
YAPRAKAÇAN
Mart başında esen yel.
KAÇANAK
Taşıt: Kaçanak olmayınca insan nereye gidebilir. Yol.
KAÇANMAK
Esirgemek, korumak.
KULAĞAKAÇAN
Düz kanatlılardan, karnında çatal biçiminde iki uzantı bulunan, meyve ve sebzelere zarar veren otçul bir böcek (Forficula auricularia).
KULAĞAKAÇANLAR
Yarıbaşkalaşım gösteren ve genellikle hayvansal maddelerle beslenen, seyrek olarak otçul, gececi, kemirici, kısa kanatlı böcekler takımı.
YEREKAÇAN
Havuç.
KAÇKAÇAN
Saksağan.
SUYAKAÇAN
Hamur çorbası.
TUMANAKAÇAN
Kapsül.
KULAKAÇAN
İnce, uzun kahverenkli bir böcek.
KAÇANIK
Balta.
KAÇANBURUK
Ayakkabılara ağaç çivi çakmak için delik açmakta kullanılan bir ayakkabıcı aracı, biz.
Bu bölümde tanımı içerisinde KAÇAN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ZÜPPE
Giyinişte, söz söyleyişte, dilde, düşünüşte toplumun gülünç ve aykırı saydığı yapmacıklıklara ve aşırılıklara kaçan. Seçkin görünmek için, bazı çevrelerdeki düşünceleri benimseyen, hayranlık duyan ve onlar gibi davranmaya özenen, snop.
BIRIK
Oyundan yılan, kaçan.
KAÇINGAN
Geri duran, girişken olmayan, insan içine girmek istemeyen, insanlardan kaçan, çekingen.
MÜNZEVİ
Topluluktan kaçan, yalnız başına kalmayı seven.
KAÇAK
Bir kapalı kaptan, bir borudan sızan gaz veya sıvı. Yasaca yapılması yasak olan veya yapılması için gerekli izin alınmayan. Yasaca belirtilmiş gerekli gümrük ve vergileri ödenmeden bir yere sokulan veya bir yerden çıkarılan. Gizlice kaçırılmış olan mal veya madde. Av sırasında vurulamayan kuş. Bağlı bulunduğu yerden veya yasadan kaçan, uzaklaşan. Yasalara, kurallara uymayarak, gizlice.
BUĞRUCE
Hayvanların burnuna kaçan bir sinek.
TEMBEL
İş görmeyi, çalışmayı sevmeyen, çaba göstermekten, sıkıntıdan kaçan (kimse), üşengeç. Fonksiyonunu yerine getirmede yavaşlık gösteren (organ).
EŞEK
Atgillerden, uzun kulaklı binek ve hizmet hayvanı, merkep, karakaçan, uzun kulaklı (Equus asinus). Odun kesme, duvar örme, sıva yapma vb. işlerde kullanılan üç veya dört ayaklı sehpa.
HORAVU
İnsandan kaçan, yabani hayvan. Kimseye sokulmayan, yadırgayan kişi. Eli işe yatkın olmayan kişi.
YAKALAMAK
Bir kimseyi veya bir şeyi elle tutmak. Aynı düzeye gelmek. Arayarak veya rastlantı sonucu bulup bağlantı kurmak. Bir kimseyi hoşa gitmeyecek bir durumda bulmak, bir kimsenin suçu ortaya çıkmak. Avlamak, tuzakla ele geçirmek. Kaçan kimseyi ele geçirmek, derdest etmek. Birdenbire etkisi altına almak. Tutturmak. Söz, bakış veya işareti fark etmek. Bir kimsenin gitmesini engellemek, durdurmak.
MERDÜMGİRİZ
İnsan içine karışmaktan hoşlanmayan, insanlardan kaçan (kimse), mizantrop.
HEYKİRMEK
Bir şeyi çevirmek. Bağırarak sürüden kaçan hayvanları toplamak, çevirmek: Davarı heykir de toplansın. Korkudan bağırmak, haykırmak. Yüksek sesle ağlamak. Soğuk sudan etkilenmek : Bu çocuk soğuk sudan pek heykiriyor. Neşeyle haykırmak.
PANTUFLACI
Pantufla yapan veya satan kimse. Sadece kadın çantası çalıp kaçan kimse.
AYDAMAK
Tembel, işten kaçan. Hayvanları, arabayı sürmek, sevketmek. Hikâye etmek, söylemek, anlatmak. Hayvanları sürmek, götürmek.
HOMSUK
İnsanlardan kaçan, içine kapanık kişi.
ENSELEMEK
Kaçan veya saklanan birini yakalamak.
EVDİK
Nikahlanmadan nişanlısı ile cinsi ilişkide bulunan ya da ona kaçan kız. Piç (çocuk).
KAYTARICI
İşten kaçan (kimse), kaytarmacı.
ÇEKMEK
Bir şeyi tutup kendine ya da başka bir yöne doğru yürütmek. Atmak, vurmak. Taşıma gücü olmak. Bir kimseyi veya bir şeyi geri almak. Kaçan ilmeği örmek. Asmak. Herhangi bir engel kurmak. Şans denemek amacıyla hazırlanmış kâğıtlardan birini almak. Güç durumlara dayanmak, katlanmak. Görüntüyü bir aletle özel bir nesne üzerine kaydetmek. Üzerinde bulunan bir silahla saldırmak için davranmak. Dişi hayvanı çiftleşmek için erkeğin yanına götürmek. İmbik yardımı ile elde etmek. Hoşa gitmek, sarmak. Tartıda ağırlığı olmak. Masrafını karşılamak, ikramda bulunmak. Yollamak. İçine almak, emmek. Hamur vb. iyice pişmiş duruma gelmek. Daralıp kısalmak. Vericiden gelen dalgaları algılayarak televizyon, radyo, telefon vb. aygıtlarla bağlantı kurmak. Bir kimse ailesinden birine herhangi bir bakımdan benzemek. Germek. Tedavi amacıyla şişe, vantuz, sülük vb.ni uygulamak. Bir duyguyu içinde yaşatmak. Aynısını yazmak veya çizmek. Bir yerden bir şeyi yukarı doğru almak. Öğütmek. Çizgi durumunda uzatmak. Boya, badana vb. sürmek. Döşemek. Yürütmek, sürmek. Yol, ay sürmek. Bir yerden başka bir yere taşımak. Örtmek, giymek. Protesto, poliçe, çek vb. düzenleyip yürürlüğe koymak. Bir amaçla ortadan kaldırmak. Bir cisim, belli bir yakınlıktaki başka bir cismi kendisine yaklaşmaya zorlamak, itmek karşıtı. Herhangi bir anlama almak. Taşıtı bir yere bırakmak, koymak. Bir şeyin içyüzünü anlamak amacıyla bir kimseyi sıkıştırmak. İçki içmek. Bir şeyi emip dışarıya çıkarmak.
KOVALAMAK
Kovmak. Yarışta, kaçmakta olan koşucu veya koşucuları yakalamaya çalışmak. Bir şeyin arkasına düşüp elde etmeye veya bir sonuca bağlamaya çalışmak, izlemek, takip etmek. Kaçanın arkasından koşmak, yakalamaya çalışmak.