Kelimeler arşivinde; içinde "kantar" olan, toplam 19 tane kelime bulunuyor. İçerisinde kantar bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu kantar ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında kantar olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
KANTARONGİLLER
KIZILKANTARON
MAVİKANTARON
KANTARCILIK, KANTARLAMAK, DÜZKANTARMA
KANTARTOPU, KANTARLAMA, KANTARKULU, KANTARKİLE, KANTARKAYA
KANTARLIK, KANTARİYE
KANTARON, KANTARMA, KANTARLI, KANTARCI
KANTARA
KANTAR
KANTAR
Ağırlık sıfırken yatay duran bir kaldıraç koluna dik olarak tutturulmuş bir ibrenin sapmasıyla kütleleri tartan araç. 56,452 kilogram ağırlığında veya kırk dört okkalık bir ağırlık ve sığa birimi. Baskül. Tartılacak kütle alttaki çengele takıldığında sarmal bir yaya bağlı olan ve normal olarak sıfırı gösteren bir okun, yanlarda gösterilmiş ağırlık birimleri hizasına gelmesiyle kütle ağırlığını belirleyen bir tür tartı aleti, el kantarı.
DÜZKANTARMA
Araba atı başlığının demir kısmı. (Senirkent Isparta).
KIZILKANTARON
Kızılkantarongillerin örnek bitkisi olan, 10-50 santimetre yüksekliğinde, kırmızı çiçekli, karşılıklı yapraklı, sap ve yaprakları hekimlikte kullanılan, iki yıllık otsu bir bitki (Eryhraea centaurium).
KANTARLAMAK
Kantarla ağırlığını ölçmek. Düşünüp taşınmak. Birini denemek, sınamak.
KANTARİYE
Çarşıya, pazara getirilen şeylerden alınan tartı vergisi.
KANTARMA
Azılı atları zapt etmek için dillerini bastıracak biçimde yapılmış demir araç.
MAVİKANTARON
Birleşikgillerden, baharda buğday tarlalarında mor renkli çiçekler açan bir bitki, belemir, peygamber çiçeği, acımık (Centaurea cyanus).
KANTARLAMA
Kantarlamak işi.
KANTARLIK
Kantar ölçüsünde olan.
KANTARTOPU
Küçük, tatlı kavun.
KANTARKİLE
Avcıların tüfeğe barut koyma işinde kullandıkları bir ölçek.
KANTARON
Kızılkantarongillerden, hekimlikte kullanılan, sarı çiçekli, acı köklü, küçük bir bitki (Gentiana lutea). Birleşikgillerden, sarı, mavi, kırmızı çiçekli türleri bulunan otsu bir bitki (Centaurea).
KANTARKULU
Yeniçerilerde eski odalardaki seğirdim usta ve çavuşlarına verilen ad.
KANTARCILIK
Kantarcının yaptığı iş.
KANTARKAYA
Bingöl kenti, Karlıova belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
KANTARONGİLLER
Yaprakları karşılıklı, çiçekleri er dişi, çanak yaprakları 4-5 tane olup birleşik, taç yaprakları 4-12 tane ve birleşik, ovaryum üst durumlu, birleşme yerinden açılan kapsül tipi meyveleri olan, ülkemizde yedi cins ve 24 türle temsil edilen, bir, iki ya da çok yıllık, otsu ya da çalımsı bitkiler. Gentiyangiller.
Bu bölümde tanımı içerisinde KANTAR geçen kelimeler listesi verilmiştir.
GENTİYAN
Kantarongiller (Gentianaceae) familyasından, rizomlu, sarı çiçekli, çok yıllık otsu bir bitki. Jansiyan.
BELEMİR
Mavikantaron.
GANDARA
Su deposu. Beşik kolu: Beşik gandarasız kullanılamaz. Arapça kökenli kantara: değirmen oluğunun üstbaşı.
ACIMIK
Mavikantaron.
MELOİDAE
Kurumuş gövdeleri insan derisiyle temas ettiğinde deride su toplanmasına neden olan, bazen irritan olarak kullanılan Epicauta, Lytta (kantaridin içerir) Paederus (pederin içerir) Psalydolytta ve Sessinia cinslerine sahip kabarcık oluşturan böcek ailesi.
YÜĞEN
Kantarma, at başlığı. Dizgin, gem.
EPİCAUTA
Meloidae ailesinde bulunan, kantaridin salgılayarak geviş getiren hayvanlarda kantaridin zehirlenmesine neden olan Epicauta pennsylvanica, E. vittata, E. cinerea, E. tormentosa ve E. sapphirina türleri olan böcekler.
KANTARCI
Kantar yapıp satan kimse. Kantarda tartan kimse. Çarşıya, pazara getirilen şeyleri tartıp vergisini toplayan görevli.
SULAHLIH
1.Su içtikten sonra hayvanlara verilen yem. 2.Azılı atları zaptetmek için ağızlarına verilen demir araç, kantarma. Bebeği kurulamakta kullanılan bez.
KAPAN
Bazı hayvanları yakalamak için kullanılan, hayvanın ayağının değmesiyle işleyen tuzak. Düzen, hile. Pazara satılmak üzere gelen yiyecek maddelerinin tartıldığı resmî büyük kantar ve bu kantarın bulunduğu yer.
ACIDAMAK
Atların ağzına vurulan gem, kantarma. Gem'in at ağzına gelen yuvarlak demir kısmı. (Köprü Şarkikaraağaç Senirkent Isparta; Güllüce Gümüşhacıköy Amasya; Yenikent Aksaray Niğde).
YÜEN
Kantarma, at başlığı.
KANTİYANE
Kızılkantarongillerden, hekimlikte iştah açıcı olarak kullanılan bir tür bitki (Gentiana).
BASKÜL
Ağırlıkları tartmaya yarayan alet, kantar. İki kolu sıra ile kalkıp inebilen, ortasından veya uçlarından birine az çok yakın değişmez bir noktaya dayanan kaldıraç.
DARTI
Eritilen yağın dibine çöken kısım, tortu. Harmanda sapları indirmeye, yaymaya yarayan ucu çatallı uzun ağaç, dirgen. Hasır dokunan tezgâhta otları sıkıştırmaya yarayan ağaç. Beyaz ya da renkli baş örtüsü. İp, urgan. Tartı, ölçü, ağırlık. Terazi, kantar ve benzerleri ağırlık ölçme aletleri.
KIRVANKA
Kantar, tartı : Kırvankayı getir yünü tartalım.
SITMAOTU
Bileşikgillerden, sarı çiçekli, acı köklü, küçük bir bitki, kantaron, erythrae a. centaurium (em yapımında kullanılır).
VELENCE
El kantarı.