İçinde İZLEYİCİ geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "izleyici" olan, toplam 8 tane kelime bulunuyor. İçerisinde izleyici bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu izleyici ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında izleyici olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

TEMİZLEYİCİLİK, OKSİTSİZLEYİCİ

13 harfli kelimeler

İZLEYİCİÖLÇER

11 harfli kelimeler

İZLEYİCİLİK, TEMİZLEYİCİ, İZLEYİCİLER

9 harfli kelimeler

GİZLEYİCİ

8 harfli kelimeler

İZLEYİCİ

Bazı kelimelerin anlamları

İZLEYİCİ

İzleme işini yapan kimse.

GİZLEYİCİ

Kulisi gizlemede kullanılan pano.

İZLEYİCİLER

Bir film gösterimine izleyici olarak katılan kimseler, izleyici topluluğu; genel olarak izleyici. Televizyon yayınlarını toplu olarak izleyen kimseler.

TEMİZLEYİCİ

Buhar makineleri aracılığıyla temizleme işini yapan kimse. Bu işin yapıldığı yer. Temizleme özelliği olan.

OKSİTSİZLEYİCİ

Erimiş metal içinde, oksit olarak bulunan oksijeni gidermek ereğiyle kullanılan özdek. Oksitsizleştirici özellikte olan.

İZLEYİCİLİK

İzleyici olma durumu.

İZLEYİCİÖLÇER

Bir televizyon almacına takılarak almacın kaç kez kullanıldığını, hangi oluğu, hangi izlenceleri izlediğini saptayan aygıt.

TEMİZLEYİCİLİK

Temizleyici olma durumu.

  -   -   -  

Anlamında İZLEYİCİ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde İZLEYİCİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

KEROSEN

Su beyazı renginde yağımsı, kuvvetli kokulu olan petrol hidrokarbonları karışımı. Roketlerde ve jet motorlarında yakıt, insektisit ve temizleyici olarak da kullanılır.

ALGUNCU

Lağım temizleyici.

FİLMLİK

Sinemacılar, araştırıcılar, izleyiciler için önem taşıyan filmleri toplayan, sıralayan, sıralaklayan, koruyan; sinemayla ilgili oyunluk, ası, yayın, anılar, ve benzerleri çeşitli belgeleri saklayan; istenildiğinde bunları yararlanmaya sunan kuruluş. Televizyon yapım ya da yayın merkezlerinde bulunan buna benzer kurum.

SUFLÖR

Oyunculara, rollerinde unuttukları sözleri izleyicilere duyurmadan söyleyip hatırlatan erkek.

RAMP

Bir tiyatro sahnesinin önünde, ışık ve ışıldakların yerleştirildiği, izleyiciye en yakın yer.

GEZİNEK

İzleyicilerin gösterim başlarında ya da aralarında dinlendiği, sigara içtiği, büfesinden yararlandığı sinema bölümü.

SEYİRCİ

Bir olayı gören, izleyen kimse, izleyici. İzlemek, eğlenmek için bakan kimse, izleyici.

SAHNE

İzleyicilerin kolayca görebilmeleri için genellikle yerden belli bir ölçüde yüksek yapılan, oyun, müzik vb. gösteri yapmaya uygun yer, oyunluk. Bir oyun veya filmin başlıca bölümlerinden her biri. Bir konu veya çalışma çevresi, çalışma dalı. Görüntü. Tanık olunan, gözlenen olay.

TİYATRO

Dram, komedi, vodvil vb. edebiyat türlerinin oynandığı yer. Bu türleri, izleyiciler önünde sahnede oynayan grup. Sahnelenmek için yazılmış oyunların tümü.

KİZELGUR

Küçük deniz hayvanlarının kalıntısı olan ve yapısında su bulunan yeğni, çok gözenekli silisyum dioksit. Tripoli tozu, Diatomit. Diatomeli toprak. Nitrogliserin (dinamit) için absorban olarak, süzme ve yalıtım işleminde ayrıca sabunla temizleyici olarak kullanılır.

CAZGIR

Güreşecek olan pehlivanları yüksek sesle izleyicilere tanıtan ve dua okuyarak onları alana süren kimse. Fitneci.

OCAKÇI

Ateşçi. Ocak bacaları temizleyicisi. Kahvelerde ocakbaşında kahve, çay vb. şeyleri hazırlayan kimse.

ÇÖVEN

Kökü ve dalları, suyu sabun katılmış gibi köpürten, kir temizleyici bir bitki, sabun otu, helvacı kökü (Saponaria officinalis). Çevgen.

CİRCARAMA

Bir çember görüntülük ve üçboyutlu işlemi. (Disney'nin piyasaya sürdüğü bu işlemde, başlangıçta 16 mm'lik on iki gösterici kullanılıyordu. Sonradan 35 mm'lik dokuz gösterici kullanılmaya başlandı. Bu göstericiler, silindir biçimindeki salonun bütün iç duvarını kapsayacak biçimde yan yana sıralanmış görüntüleri yansıtırlar. İzleyiciler bu görüntüleri, salonun ortasından izlerler).

PEYREV

Başkasının izinden giden, izleyen kimse, izleyici.

PARSA

Bir izleyici topluluğu önünde yapılmış olan gösteriden sonra toplanan para.

ÇIKIŞ

Çıkma işi. Bir yerden çıkmak için kullanılan nokta. Güreşte cazgırın alana çıkardığı pehlivanların izleyicilere doğru yürüyerek çalım yapmaya başlaması. Yokuş. Verilen bir işaretle yarışa başlama, depar. Uçağın bir havaalanından başka bir havaalanına gitme süreci, sorti. Çıktı. Mezuniyet, okul bitirme. Beklenilmeyen bir sırada yapılmış olan sert konuşma. Kuşatılmış bir bölgedeki birliklerin yaptığı saldırı. Çıkış belgesi.

GECİKTİRİM

ve TV İzleyiciye herhangi bir olayın ortaya çıkacağına ilişkin ipuçları vererek onu sürekli bir bekleme, gerginlik, sıkıntı içinde bırakma biçimindeki anlatım. Bir oyunda seyircinin ilgisini ve gerilimini canlı tutmada kullanılan geciktirme uygulayımı. İzleyiciye herhangi bir olayın ortaya çıkacağını duyurmak, fakat sonucu durmaksızın geciktirerek onu sürekli bir bekleme, gerginlik, sıkıntı, yürek oynaması içinde bırakmak, soluk kesici bir durum yaratmak biçiminde kendini gösteren anlatım çeşidi. Bir oyunda seyircinin merakını uyandıracak geciktirme.

LEKECİ

Kuru temizleme yapan, kuru temizleyici.

SUFLE

Sahnedeki oyunculara, izleyicilere duyurmadan unutulmuş bir sözü veya cümleyi hatırlatma. Un, şeker, yumurta vb. maddelerin muhallebi kıvamına gelinceye kadar çırpılıp pişirilmesiyle yapılmış olan bir tatlı türü.