İçinde İTİK geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "itik" olan, toplam 98 tane kelime bulunuyor. İçerisinde itik bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu itik ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında itik olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

17 harfli kelimeler

BRONKOSPAZMOLİTİK

15 harfli kelimeler

SEMPTOMATOLİTİK

14 harfli kelimeler

KOLLAJENOLİTİK, HİPERPARAZİTİK

13 harfli kelimeler

ANTİFAGOSİTİK, ANTİHEMOLİTİK, ANTİPARALİTİK, ANTİPARAZİTİK, ANTİPİRÜRİTİK, POLİTİKACILIK

12 harfli kelimeler

GRANÜLOSİTİK, ANKSİYOLİTİK, ANTİNEFRİTİK, FİBRİNOLİTİK, HİPERPOLİTİK, PREPARALİTİK, İTİKATSIZLIK, PSÖDOPOLİTİK, ZOOPARAZİTİK

11 harfli kelimeler

ANTİSEMİTİK, İTİKATLILIK, BRONKOLİTİK, BİPARAZİTİK, KERATOLİTİK, ANTİRAŞİTİK, PROTEOLİTİK, ANTİNÖRİTİK, SPAZMOLİTİK, YİTİKLENMEK, ADRENOLİTİK

10 harfli kelimeler

AMİLOLİTİK, YİTİKLEMEK, TİMPANİTİK, SAPROFİTİK, JEOPOLİTİK, PEPTOLİTİK, PALEOLİTİK, OSTEOLİTİK, NEFROLİTİK, LENFOSİTİK, KALKOLİTİK, HİDROLİTİK, POLİTİKACI, ANAPOLİTİK

9 harfli kelimeler

PARAZİTİK, KRİTİKLİK, CADIBİTİK, PİYELİTİK, LİPOLİTİK, KATALİTİK, İTİKATSIZ, PARALİTİK, MUKOLİTİK, HOLOFİTİK, OTOKRİTİK, ENDOLİTİK, HEMOLİTİK, TRİTİKALE, FOTOLİTİK, VAGOLİTİK, FAGOSİTİK

8 harfli kelimeler

APOLİTİK, OTOLİTİK, İTİKATLI, POLİTİKİ, ANALİTİK, RABDİTİK, BİTİKLİK, YİTİKLİK, EPİLİTİK, POLİTİKA, NEFRİTİK, NEOLİTİK, PİTİKARE, KİTİKMEK, PALMİTİK

7 harfli kelimeler

POLİTİK, RAŞİTİK, YİTİKÇİ, SEMİTİK, NERİTİK, TAKİTİK, ŞİPİTİK

6 harfli kelimeler

ERİTİK, İTİKAT, İTİKAF, İTİKAL, KRİTİK

5 harfli kelimeler

SİTİK, YİTİK, TİTİK, FİTİK, VİTİK, KİTİK, PİTİK, BİTİK, MİTİK

4 harfli kelimeler

İTİK

Bazı kelimelerin anlamları

İTİK

Kayıp, yitik.

GRANÜLOSİTİK

Granülositlere ait olan.

ANTİPARALİTİK

Felç hastalığını düzelten.

ANTİHEMOLİTİK

Hemolizi önleyen, durduran.

KOLLAJENOLİTİK

Kollajen'in erimesine neden olan, kollajeni eriten.

ANKSİYOLİTİK

Canlılarda strese bağlı olarak oluşan belirtileri ortadan kaldıran ilaç.

FİBRİNOLİTİK

Damar içinde oluşan trombüsü eriten ve böylece trombozla tıkanmış damarı açan ilaç, trombolitik ilaç.

ANTİPİRÜRİTİK

Kaşıntı önleyici.

POLİTİKACILIK

Politika ile uğraşma işi veya tutkusu.

ANTİFAGOSİTİK

Fagositozu önleyici.

HİPERPARAZİTİK

Bir parazitin üzerinde parazit olarak yaşayan, biparazitik.

SEMPTOMATOLİTİK

Klinik belirtilerin kaybolmasına neden olan veya klinik bulguları yok eden.

ANTİNEFRİTİK

Böbrek hastalığına karşı olan, böbrek hastalığını önleyen.

ANTİPARAZİTİK

Antiparazit.

BRONKOSPAZMOLİTİK

Bronşlardaki spazmı çözen ilaç.

HİPERPOLİTİK

Halkaları olgunlaşmadan kopan ve bağırsak lümeninde belirli bir süre kalıp olgunlaştıktan sonra atılan sestodlar.

  -   -   -  

Anlamında İTİK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde İTİK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

CİDDİ

Şaka olmayan, gerçek. Güvenilir bir biçimde. Önem vererek, gerçek olarak. Ağırbaşlı. Eğlendirme amacı gütmeyen. Güvenilir, sağlam, önemli. Gülmeyen. Tehlikeli, endişe veren, ağır, vahim, kritik. Titizlik gösterilen, önem verilen.

AGORA

Yunan klasik devrinde, sitenin yönetim, politika ve ticaret işlerini konuşmak için halkın toplandığı alan, halk meydanı.

BLOK

Kocaman ve ağır kitle. İçine resim veya yazı kâğıtları konulan karton kap. Politik çıkarları sebebiyle birlik kuran devletler topluluğu. Voleybolda, file üstünde karşı oyuncunun topu sert vururken önünde iki veya üç kişinin elleri ile oluşturdukları perde. Yapı adası. Birden çok bölümü bir araya getirilmiş olan, bir bütün oluşturan.

ETKİNCİ

Toplumsal veya politik değişim meydana getirmek, belirli sorunlara dikkat çekmek için özel amaçlı etkinlik gerçekleştiren kimse, aktivist.

İDEOLOJİ

Siyasal veya toplumsal bir öğreti oluşturan, bir hükûmetin, bir partinin, bir grubun davranışlarına yön veren politik, hukuki, bilimsel, felsefi, dinî, moral, estetik düşünceler bütünü.

GLASNOST

Açıklık politikası.

BİREYCİLİK

Bireylerin yararlarını toplumsal yararlardan daha üstün veya daha önemli sayan öğreti, tutum veya politikaların genel adı, ferdiyetçilik, individüalizm. Bütüne, genele değil de bireye, tek olana üstünlük tanıyan görüş, ferdiyetçilik, individüalizm.

ETKİNCİLİK

Toplumsal veya politik değişim meydana getirmek, belirli sorunlara dikkat çekmek için özel amaçlı etkinlik gerçekleştirme, aktivizm. İnsan hayatı ve düşüncesinde başlıca gerçekliğin etki ve eylem olduğunu öne süren öğreti ve dünya görüşü, aktivizm.

İNAN

İnanmak işi. Bir kimse veya şeyin doğruluğunu, büyüklüğünü ve gücünü sarsılmaz bir duygu ile benimseme. Tanrı'ya duyulan sınırsız inanış, iman, itikat.

ÇÖZÜMLEMELİ

Çözümlemeye dayanan, çözümle ilgili, çözümsel, tahlilî, analitik.

GIYAP

Yokluk, bulunmama, yitiklik.

DİPLOMAT

Dış politikayla uğraşan ve ülkesini temsil etmekle görevlendirilen kimse. İlişkilerinde kurnaz, becerikli olan. Teksir yapmak için kullanılan bir mumlu kâğıt türü.

BİTİKLİK

Bitik olma durumu.

İNANÇ

Bir düşünceye gönülden bağlı bulunma. İnanılan şey, görüş, öğreti. Birine duyulan güven, inanma duygusu. Tanrı'ya, bir dine inanma, akide, iman, itikat.

ELEŞTİRİ

Bir insanı, bir eseri, bir konuyu doğru ve yanlış yanlarını bulup göstermek amacıyla inceleme işi, tenkit. Özellikle bilginin temellerini ve doğruluk durumunu inceleme, sınama, yargılama. Bir edebiyat veya sanat eserini her yönüyle değerlendirerek anlaşılmasını sağlamak amacıyla yazılan yazı türü, tenkit, kritik.

GAZETE

Politika, ekonomi, kültür ve daha başka konularda haber ve bilgi vermek için yorumlu veya yorumsuz, her gün veya belirli zaman aralıklarıyla çıkarılan yayın. Bu yayının yönetildiği, hazırlandığı, basıldığı yer.

FEDERASYON

Savunma ve dış politika alanında dayanışma amacıyla birden fazla devletin bir birlik devleti içinde birleşmesi. Aynı alandaki çeşitli kuruluşları bir arada toplayan dayanışma birliği.

FRAKSİYON

Bir siyasi partinin politikasını parlamentoda, yerel yönetimlerde, çeşitli kuruluşlarda yürütmek için teşkilatlanmış grup, bölüntü, bölüngü. Hizip.

EROZYON

Yer kabuğunu oluşturan kayaçların, başta akarsular olmak üzere türlü dış etmenlerle yıpratılıp yerinden koparılarak eritilmeleri ya da bir yerden başka bir yere taşınması olayı, aşınma, aşınım, itikâl. Değer veya saygınlık kaybetme.

İNANÇLI

İnancı olan, imanlı, itikatlı, mutekit.